Dirmilli

Yaşar ÇAĞBAYIR

ĠARǕK BAZARINDA BĒGİR BAZĀLIĞI

                                                                                                     YAŞAR ÇAĞBAYIR

ġarǖK dediñiz de aḲlıma geldi. çocuğuḳan bi severinde bubam beni bazara aldı giTdi. yol giT giT, biTmeyyo. zor zāmaṬ ġarǖğe vādıḲ. yüklēmizi çözdük. çuvallāmızı, bizden öñce vāmış olan sülēmen dayıma amāneT eTdiK. eşşeKlēmizi, etirafı mezēliK duvarı gibi çevrili bi söğüTlü yere aldıḲ vādıḲ. gediğe bi adam ġomuşlā, dışarı eşşeK çıkāmayıPbā. bi iki denesi de eşşeKlēñ aralānda dolaşıpbā. boşanannarı bālayıPbā, boğuşannarı ayırıPbālā. dēy ötelēde bi ġıyya eşşeKlēmizi bāladıḲ. bubam baña:
- “burayı eyi ö:ren, arada boşanmışlā mı deye, başġa eşşeKlē boşanır da gelir bizikinneri boğuP ḥalan eTmesin deye gelir baḳāsıñ” dedi.
ben de söğüTlēñ dallāndan, depelēnden, diPlēnden hö:le bi baḲdım, soñura avlı gibi yerin dışındaḳı duvarı ṭātā ġaPlı bi evi nışan ġodum, eşşeK bāladīğmız yeri ēyce ö:rendim. gediKden geçince, ḥu yana döncēn, iki dene çatal söğüdü geŞcen, soñura duvarıñ dibine gelcēn, ordan nışan ġoduğm eviñ ṭatālānı görüncem eşşeKlēmiziñ oldu:ğ yere varcan deye ḳafama ēyce ġuydum.
bu iş ġolay, emme bubamıñ bazāda çuvalları ġodūğ yeri nasǐ bulcan deye bi ṭalāşa aldı vēdi beni. heyaḳalā īsan dolu. bubamıñ ardına düşdüm, onuñ geŞdiği yerlēden, daşları, direkleri, çapa kürek satannarı, tereziyle kömbe gibi mi desem yoğusam bazlama gibi mi desem eKmeK çekennēñ yanından, ṭomaṭa saṭan adamıñ yanından geŞdiK, zēre bazarına vādıḲ. bu geŞdiğmiz yeri ēyce ḳafama ġuydum.
birez geçince bi kendimi ṭanımaḲ isdedim. bubamıñ yanndan ayrıldım, aÇcıḲ giTdim. geri geldim. burayı eyce ö:rendim. buubam, zēre alıcılāndan birinne bazālıḲ ediPbādı, añlaşamadılā. zēre alıcı, çoK az pa-ra veriyo:du. başġa zēre alıcıları da geldi giTdi. ben, gene bubamıñ yanından ayrıldım, bu sevē birez dē uzağa ġadā giTdim, geldim. bö:le bö:le beş alṭı yo: giT gel eTdim. yolu ēce ö:rendiKden soñura “eşşeKlēmize baḲmaya gidiPbārın” deye bubama sö:ledim. eşşeK ḥarımınıñ gediğne geldim. içeri geçēken ġapıdaḳı adam, beni çevirdi. bişēlē dedi, añlamadım. “gidiPbaṭıñ midiPbaṭıñ” gibi işēlē dedi. emme gine de girdim içeri. baña bağırdı.
- “demin eşşeK bāladıḲ ya, onnara baḲcan, boşanmışlā mı deye!” dedim, yörüdüm giTdim. ḳafama ġuyduğum gibi nışannadığım söğüTlēñ yannāndan geçe geçe dediğm ṭāṭalı evden yanna giTdim. eşşeKlēmiz bāladığmız gibi duruyo:. yalñız ebemin ġır eşşeği yem ṭorbasını başından sıyırmış. onu deñgelTdim. geldiğm yolları sıyırda sıyırda bubamıñ yanna vādım. bubam gene bi zēre alıcısınna ṭoḳa eTmişlē ellēni, durmadan aşşā yoḳarı sallayyo:la. bubam “olmaz!” deyyo:. zēre alıcı,
- “ḥağ de ġāri, ḥağ de …” deyiP duruyo:.
bubam benim geldiğmi gö:medi bile. soñunda adam, dediğ fiyaṭa bubamıñ vēmēcēğni añladı, elini çeKdi,
- “vēseñ de alman ġāri…” dedi giTdi.
bubama geldiğmi sö:ledim, eşşeKlēñ yerinde durduğnu, ebemiñ eşşeğiniñ ṭorbasını sıyırdığnı, onu deñgelTdiğmi añlaṬdım. başġa zēre alıcıları geldi. içlēnden biri bubama esgi arḳadaşıymış gibi davrandı. bubam da ona eyi şeylē sö:ledi. birez öteden beriden ġonuşdulā.
- “almadılā mı?” deye bubama sordu. “ne dediñ?” dedi. bubam da ötekinnere dedįğ fiyeti sö:ledi. adam:
- “çuvalları getir, şo: ġırmızı ḳāmiyona döK.” dedi. “beş mi yoğusam, alṭı dolu mu?” deye sordu. bubam:
- “hepisi ombir dolu” dedi. adam:
- “eyi eyi, al gel!” dedi giTdi.
bubam çuvalları sırṭında birē birē alıPgidēken baña “ordan ayrılma, soñura beni bulamaSsıñ.” deye tembeh eTdi. ben de
- “buba, ben ġayıbolursam eşşeKlēmiziñ yanna giderin, orda seni beKlerin.” dedim. bubam:
- “eyi maydam.” dedi.
ordan öñceden geŞdiğm yollādan gidereK, bazara girdiğmiz ṭāra, oraḲ, nacaḲ saṭıcısınıñ yanna ġadā vādım. bazarıñ ötesini maraḲ eTdim. o yanna saPdım. basmacılāñ yannandan, tüKcarlān öñünden geŞdim doñdurmacılāñ, ġarcılāñ yanna vādım. adamıñ biri ġarcıya yimbeş ġuruş vēdi “ḥayraṬ” dedi. ġarcı “ḥayrāṬ!” deye ünnemeye başladı, herkez geldi ġarcının içine ġar ġarışdırdığı sudan ġupa ġupa iŞmeye başladı. ben de aldım, iŞdim. soñura gerisin geri döndüm, gene geşdįğm yerlēden geçe geçe, zēre saṬdīğmız yere vādım.
bubam omuzuna asdığı heybeyile buyday döKdǖğü ḳāmiyonuñ yanından geliP gelir. hemen yanna seyiTdim. yüzünden zēreyi eyi saṬdığ belloluyo:du. buboğul bazarı gezmeye başladıḲ. bubam bi basmacınıñ başına vādı. adama “bubañ yoḲ mu böğün?” deye sordu. adam, “o böğün gelmedi, gagamıla geldiK” dedi. bubam,
- “çoK selam ediñ.” dedi. soñura badılcan, ṭomaṭa, bübē satıcılanıñ yannāna vādıK. bubam onnādan aldıḳlānı omuzundaḳı hēybeniñ gözlēne ġuydu. tereziyle eKmeK çekennēden eKmeK aldıḲ. eşşeKlēñ yanna vādıḲ. eşşeKlēmizi çözdüK, ġapıdaḳı adama para vēdiK. ötelēdeki söğüTlü çayıra vādıḲ. bi söğüde eşşeKleri bāladıḲ. başġa bi söğüdüñ dibine oṭurduḲ; aldīğmız ṭomaṭaylan eKmeği yediK, ġarnımızı doyurduḲ. bubam ö:len namazını ġılmaya köyüñ camisine giTdi. baña da
-“burda oṭur, bizim köylülēden gelen olursa, beKlesinnē barabā gidelim.” dedi.
ben beKlēken, bi iki gişi geldi, bubamı sordu. namaza giTdįni sö:ledim. kimisi oṭurdu beKledi, kimisi “eh bizim aÇcıḲ dā işimiz vā, biz gelmeden giTmeñ hā!” dedilē giTdilē. bi adam elindeki çilbiriyle bi zayıf bēgiri yede yede geldi. bubamı sordu. oña da aynı cuvābı vēdim. beKleméy başladı. ben adamı ṭanımayo:dum. bēgiri saṬmaya geldiğni, emme saṭamadīğnı sö:ledi. söğüdüñ dibine oṭurdu. heralda öñceden bazalıḲda añlaşamadığı biri olan bi alıcı geldi.
- “iki yüzden aşşā vēmeyo:muñ sen hindi bu bēgiri?” deye sordu. bizim kö:ylü olan adam da,
- “ıī vēmeyon” dedi. “alcāsañ iki yüz, aşşā olmaz.”
bēgir alıcısı, -cambaz deniyo:muş, ben soñura ö:rendim- elini, eli cebine gire çıḳa, gire çıḳa yaḳası kir bālamış çekediniñ ġoyun cebine soḲdu, ılasdıḲla bālanmış yaḳasından dāca kirli bi para düzdeni çıḳādı. ılasdığı sıyırdı, bi ṭuṭam ḳāṬ para çıḳādı. saydı saydı, saydıḲlānı ayırdı, gerisini düzdene ġuydu; gene aynı ġoyun cebine soḳdu. ayırdıḲlānı bi dē bi dē saydı. soñura bizim kö:lü bēgir saṭıcısı adama birē birē paraları vēmeye başladı. vēdiKce de sayyo:du.
- “on, yirmi, oṭuz, ḳırḲ, elli, aṬmış, yeTmiş, sekizen. duṬ baḳan.” soñura gene bi sekizen dē sayıyo:. bizim kö:lünüñ elindeği paraları bāmağınna basdıra basdıra
- sekizen…
elinde duṬduğu soñuradan saydığı sekizen lireyi de veriyo:.
- sekizen de bu, eTdi mi yüS sekizen. ṭamam mı?
-“ḥağ ṭamam.”
soñura iki on lįre dē veriyo:, bēgir alıcı:
-“yirmi de bu, iki yüz. ṭamam mı?”
bizim kö:lü gene:
-“ḥağ ṭamam.” deyyo:.
ṭamam deyo: emme, bizim kö:lü de parayı eline aldıḲdan soñura birē birē sayyo:.
- “on, yirmi, oṭuz, ḳırḲ… yüz aṬmış, yüz yeTmiş, yüS sekizen. ēsik bu para…” deye adama geri veriyo.
bēgir alıcı, gene parayı sekizen sekizen ayırıyo:, gene adama “sekizen sekizen yüS sekizen” deyyo: ve eñ soñura bi yirmi lįre dē veriyo:
- iki yüz eTmez mi, deyip bēgiriñ çilbirine sunuyo:.
bizim kö:lü çilbiri ġoyūmayo:, sıḳı sıḳı bacaḳlānıñ arasına ḳısdırıyo:, bēgir alıcınıñ vēdiği parayı birē birē sayıyo:, gene “ēsiK bu para” deye adama veriyo. bēgir alıcısı gene aynı şeyi ediyo:. “sekizen sekizen yüS sekizen” hesābı .ben de meKdaPda hesābı eyi ö:renmişin. onā onā saymaḲ ġolay. sekizeniñ üsdüne sekiz bāmağmı onā onā sayyon, yüS sekizen eTmeyo, yüz aṬmışda ġalıyo. adamıñ üŞ dörT dafā, ”sekizen sekizen yüS sekizen” deye hesaP yaPmasından şaşırmışın. ben de eñ az on dafā, sekizeniñ üsdüne sekiz bāmağmı onā onā saydım, heÇ yüS sekizen eTmeyo:. bēgir alıcı gene aynı şeyi sö:leyince oṭurdūğm söğüdüñ dibinden seslendim, sekizen sekizen yüS sekizen eTmez amca, yüz aṬmış edē, dememle barabā baña bi dēneK vursun bacağma, neye ūradīğmı bilemedim. ālamaya başladım, dērken sülēmen dayım gelividi, neye āladığmı sordu, bēgir alıcısınıñ dēneKle dövdǖğnü sö:ledim. dayım adamıñ yaḳasına yapışdı. öteden çandırmalā gö:müşle ġoşuP geldilē, dayıma sordulā, beni diñledilē, bēgir alıcısını ellēne kelePce daḳıP alıPgiTdilē.

11 Ağustos 2008 Yazan: ycagbayir | Blogroll | | Yorum yapılmamış