CEM AĞABEYİN MACERASI
Gezmeyi çok seven Cem Ağabey. Neredeyse tüm dünyayı dolaşmıştı. Ama hâlâ gezmediğim bir yer kalmıştır, diye düşünüyordu. Sonunda gitmediği bir ülke buldu. Oraya gitmeye karar verdi. Uçağa binerken çok tedirgindi. Çünkü farklı bir yere gidiyordu. Uçaktan indiğinde, çevresindeki insanların asık yüzlü olduklarını ve gülmediklerini fark etti. Hatta bu insanlar sanki birbirleriyle de konuşmuyorlardı.
Cem Ağabeyin uçağı, bir hafta sonra dönüş yapacaktı; bu duruma onun canı çok sıkılmıştı. Ama iyen de ümidini yitirmedi. Tüm bunlara karşı, içinden “Burada mutlaka iyi kalpli biri vardır ve onunla karşılaşırım.” diye düşünüyordu ki; güler yüzlü birini gördü. Hemen onun yanına gitti. İsimlerini söyleyip tanıştılar. Güler yüzlü kişinin adı, Ali idi. Biraz konuşup arkadaş oldular. Cem Ağabey, Ali’ye çevrede kalabileceği bir otel var mı, diye sordu. Ali, “Var ama…” dedi. “Çok temiz olmayabilir.” Cem Ağabey razı oldu. Birlikte otele gittiler. Cem Ağabey, bir oda istediğini söyledi. Otel sahibi, asık suratlı ve sinirliydi. Boş bir oda olduğunu söyleyerek anahtarı kızgınlıkla uzattı. Cem Ağabey niye böyle davrandığını anlayamadı. Odaya girdiklerinde etrafın çok kirli olduğunu gördüler. İki arkadaş, odayı güzelce temizledi. Cem Ağabey, eşyalarını yerleştirdi. İki arkadaş bu ülkede yaşayan insanların neden gülmediklerini düşündüler… Ali de yaşadığı bu ülke insanlarının gülmelerini ve mutlu olmalarını çok istiyordu. Bu soruna bir çözüm aradılar.
Cem Ağabey ile Ali otelden dışarı çıktılar, bir hafta boyunca hem ülkeyi dolaştılar hem de neler yapabileceklerini konuştular. Güzel güzel planlar yaptılar. Cem Ağabey, bir hafta zor dayanabildi; ama Ali ile tanıştığı için çok mutlu oldu. Yaptıkları planları gerçekleştirmek üzere uçakla Cem Ağabeyin ülkesine döndüler.
Önce bir sirk ile anlaştılar. Bu sirkte o ülke insanlarını güldürebilecek ve mutlu edebilecek her şey vardı: Palyaçolar, filler, şirin mi şirin köpekler, hokkabazlar, cambazlar, daha neler neler… Bu sirkin bir de kocaman bir çadırı vardı. Hepsi birden o ülkeye giden bir trene bindiler, uzun bir yolculuk yaptılar.
Ali’nin mutsuz ülkesine vardıklarında bu ülkedekiler onları görünce şaşırdı. Hele o kocaman çadır kurulunca iyice merak ettiler. Akşama yapacakları gösteri için bir mikrofonla ülkeyi dolaşan tüm sirk çalışanlarını ilgiyle izlediler. Akşam olunca tüm ülke halkı, çadırı doldurdu. Gösteriler başlayınca şimdiye kadar gülme nedir bilmeyen halk, kahkahalarla gülmeye başladı. Gösteriler bitene kadar bol bol güldüler. Sirkten çıktıklarında herkes mutluydu ve gülüyordu.
Sirk bir hafta kaldı ve halk her gün bu sirke gitti. Sonunda Cem Ağabey ile Ali başarmıştı. Ali’nin ülkesi güler yüzlü mutlu insanlara kavuşmuştu. Ali ülkesinde kalırken, Cem Ağabey de başka ülkeleri tanımak üzere yola çıktı. İkisi de iyi birer dost kazanmışlardı…
Deniz ÇAĞBAYIR
Denizli Namık Kemal İlköğretim Okulu,
4 C Sınıfı