Dirmilli

Yaşar ÇAĞBAYIR

ADRES SORAN BİR ŞAİR

                        Yaşar ÇAĞBAYIR

                 Yolunu şaşıran ya da gideceği yolu bilemeyen kimsenin tek yapacağı şey birilerine adres sormaktır. Ve bize verilen bilgiler doğrultusunda aradığımız yeri bulmak için yolumuza devam ederiz.
                 Bir de birine ulaşmak veya bir şey göndermek için adresini sorarız.
Ama asıl önemlisi bulunduğumuz yerden uzaklaşmak, gitmek isteyip de nereye gideceğimizi bilemediğimiz zamanlarda, birilerinden herhangi bir adres isteriz. Gidilebilecek bir yer ve adresi… Buradan uzaklaşalım da neresi olursa olsun. Bir adres… Ama ben “Bir Dağ Adresi” isteyenle ilk defa karşılaşıyorum.

               Şair Hikmet Yılmaz, dağ özleminin ilâhî kaynağını şöyle dile getiriyor:

“güvercin gagasında iki hayat
yaşar iplik iplik örülen ağlarda
kafa tutar örümcek haramilere
                                     dağlarda”

                    Dağlara sığınma isteği acaba şehir yaşamında aradığını bulamayışın sonucu mu? Yoksa şairin, doğup büyüdüğü, çocukluğunu yaşadığı coğrafyanın onun ruhuna “dağların bir sığınma, yalnızlaşma ve kendini bulma yeri” olduğu duygusunu çöreklendirmesinden midir? O dağlara, dağlara… özlem duymaktadır. 
                       Çağımız insanını saran karabasanların, kör olası bunalımların bundan daha güzel bir ifadesi olabilir mi?
“nerede başlar benim öyküm
nerede biter
ah bilsen ki
küllenmiş sanılan bütün yangınlar
benim içimde nasıl tüter
sussam doğranırım kendi bıçaklarımla
konuşsam isyan eder eyyûp
nuh gemilerini yeniden yürütür dağlara
nereden gelir
   içimdeki kin
dışımdaki öfke
  nereye gider
dönerim
        dönerim
  dönerim
kendi kuyumun etrafında
içerdeki benim
dışarıdaki ben
hem dervişem
 dergâhsız
       kitapsız
              ve asi
bilmediğim bir sonsuzluktan gelip
bildiğim bir soysuzluğa giderim
hem eşkıyayım
silahsız
 pusatsız
     tuzaksız
kendi dağlarımda
kendi mülkümü talan ederim

gelsene
gelip bana bir dağ adresi versene”

                    Hayatın gerçekleri ve gerçek hayat bu değil mi?

“yıkıladursun yaşanmışlık
aslolan yürektir
ol hikayelerde biz
zengin kullar da gördük
           yoksul krallar da
sonra bu beldede hiç inanmadığım
            gerçekler de var
her gün yaşadığım
                       masallar da”

                  “Günler / geceler nelere gebedir.” demiş eskiler. İnsan yaşamında iyi ile kötü yan yana. Sen istediğini al…

“bu uyku bitmez sanma
kabusu da var
        her gecenin
  sabahı da”
               

“Yaşamayı yaşatmak” ne demektir? Siz de “yaşamayı yaşatmaya ne dersiniz?” İşte sevgi… İşte mecnunun Leyla’ya duyduğu aşkın derinliği… İşte Ferhat’ın Aslı’ya duyduğu aşkın yüceliği burada.

“aşkı kalbine vur uyansın
kılıç köprülerden yürü
kızgın tut demiri
ayak kanasın
el yansın
sen ki
     işitensin
         görensin
              bilensin
elsiz ayaksız ol
           yüreksiz değil
tekrar vur aşkı kalbine
                ve tekrar düşün ki
bir kadın iki meme değil
iki meme yaşatmaktır
                   yaşamayı
sevişmek
          hüner değil.”

“Ozan dili çevik olur.” diyor ulu bilge Dedem Korkut. Sizce de öyle değil mi? Hikmet Yılmaz’ın dili de Dedem Korkut’un dediği gibi bence… Hikmet Yılmaz, çevik dilli bir ozan… İşte size bir “sehl-i mümtenî”…

“yollar dolanır içime
uzar gider hasretler”

           Her kavuşmanın bir ayrılık doğurduğu, şundan güzel anlatılabilir mi?

“sana her geldiğimde
gitmelerim daha yakın oldu”

                Şair olmak, şiir düzmek zor bu dünyada. Şaire ve şiire ekmek yok…

“şair oldum
kalbimi pazara çıkardım
alan olmadı”

                Yukarıda şiirlerinden bahsettiğim şair, bir öğretmen… Bağarası Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni ve aynı zamanda Müdür Yardımcısı.  Edirneli arkadaşlarıyla “Semenderiye Mektebi”ni çıkarıyorlar. Kendisinin ve arkadaşlarının şiir vadisinde dağları aşacaklarına inanıyorum. Daha nice güzel şiirler bekliyorum…

        “Bana Bir Dağ Adresi Ver” şairin Yort Savul Yayınları arasında yayımlanmış ilk şiir kitabı.

Yeni Söke Gazetesi, 24 Nisan 2007

24/04/2007 Yazan: ycagbayir | Şiir | | Henüz Yorum Yok