BARDAĞIN DOLU TARAFINI GÖRMEK
Yaşar ÇAĞBAYIR
Günümüz insanı, gerek kendi tatminsizlikleri gerekse çevrenin etkisi sonucu huzursuz. Hani çoğunlukla stres (baskı, sıkıntı, gerginlik) terimiyle ifade etmeye çalıştığımız ruh hâli, bizi birçok olumsuzluklarla karşılaştırıyor. Daha da ileri giderek kendi kendimize baş edemeyeceğimiz bir hâl alıyor. İşi bu merhaleye getirmemek için insanın kendi kendine yapabileceği çok şey olmasına rağmen ben, son zamanlarda bunlardan iki tanesini tesadüfen öğrenmiş bulunuyorum. Üç ayı aşkın zamandır uyguluyorum. Psikolojimde ve fiziğimde meydana gelen olumlu gelişmeleri gözlemleyebiliyorum. Bu yüzden, bu iki metodu ve kaynağını bu sayfalara taşımaya karar verdim. Yalnız önce Mevlâna’dan birkaç satır nakletmek istiyorum:
“Eğer bir kimse başka biri hakkında iyi şeyler söylerse o hayır, iyilik kendisinin olur ve gerçekte kendisini övmüştür. Bunun benzeri şöyledir: Mesela, bir kimse kendi evinin etrafına güller, fesleğenler dikse, her bakışında gül ve fesleğen görür ve kendisini her zaman cennetteymiş gibi hisseder. İnsanların iyiliğini söylemeye alışmış ve onların hayrıyla meşgul olan kimse, onun sevgilisi olur ve onu hatırlayınca sevdiğini yad etmiş olur. Bu gül ve güllüktür, ruh ve rahattır. Birinin kötülüğünü söyleyince, o kimse gözünde sevimsizleşir. Onu hatırlayıp da, hayali gözünün önüne gelince sanki yılan yahut akrep veyahut çerçöp görmüş gibi olur. Bunun için mademki gece gündüz gül ve güllük ve İrem bağları görebileceksin, o halde niçin dikenlerin ve yılanların bulunduğu bir yerde dolaşıyorsun? Bütün insanları sev ki, daima çiçekler ve gül bahçeleri içinde bulunasın…” (Fihi Mâfih)
Kalp Yogası
Yaz ortasında geçirdiğim rahatsızlık dolayısı ile uzandığım İstanbul Memorial Hastanesi Kalp Damar (kardiyoloji) ve Kalp Cerrahi ekibinin başı olan Prof. Dr. Bingür Sönmez’in denetiminde bizzat bu hastanede uygulanan Kalp Yogası’ndan söz edeceğim. Bildiğiniz gibi Bingür Sönmez, ülkenin ünlü kalp cerrahı olduğu kadar, 1. Dünya Savaşı’nda bu milletin yaşadığı acı olaylardan birisi olan Sarıkamış felaketini dile getirip Sarıkamış’a bayrak dikilmesini sağlayan ve yine bu savaşla ilgili olarak Karadeniz’de bu askerlere malzeme götüren gemiyi Rusların batırışı ile ilgili araştırmayı yapan ve gün yüzüne çıkaran adam. O, şöyle diyor: “Memorial Hastanesinde Dr. Neslihan İskit tarafından haftada iki kez uygulanan “Kalp Yogası” programı ile hastalarımızdan çok iyi sonuçlar almaktayız. Kalp yogası programına katılan hastalarımızın; kan yağlarının, diyabetlerini daha kolay kontrol altına alındığı ve daha az tansiyon ve ritim düzenleyici ilaç gereksinimleri olduğunu görüyoruz. Hastalarımız açısından en önemli kriterlerden biri olan; yaşama yenirden sarılma ve sosyal hayata uyum, gereksiz stresten uzaklaşma yönünden mükemmel sonuçlar elde ettik.”
Bu çalışmalarını oraya gidemeyen, programa katılamayan kişilerin de uygulayabilmesi için önce kitaplaştırmışlar; daha sonra da bir VCD / DVD’sini yapmışlar. CD’ye takıyor ve televizyonun veya bilgisayarın karşısına geçiyorsunuz onlara uyarak baştan sona yapıyorsunuz. Program bittikten sonra derin bir dinlenme içinde olduğunuzu hissediyorsunuz.
Tibet’in Gençlik Pınarı
Sözünü edeceğim ikinci uygulama ise yine Doğu’ya ait bir uygulama. Kanyon’da bir kitabevini gezerken gözüme takıldı. Açtım baktım, içinde egzersizler var. Aldım. Uyguladım. Sonuç mükemmel. Konuyu biraz açmakta yarar görüyorum.
Biliyorsunuz, Batı’da her şey yazıya dökülür. Doğu’da ise böyle bir gelenek yoktur. Her şey usta-çırak ilişkileri içinde öğrenilir ve gelecek kuşaklara aktarılır. Bu yüzden Hint ve Tibetlilerle ilgili bazı uygulamalar bilim dünyası için gizli kalmıştır. Ve yine bu yüzden pozitif bilim tarafından dikkate alınmamıştır. Ama bazı batılılar, Doğu’da böyle bir olgunun var olduğunu, yaşamın gerçek boyutlarının çoğu zaman tam anlamıyla oralarda uygulandığını, yaşandığını görmüşler ve merak sarmışlardır. İşte bunlardan birisi de İngiliz Krallığı adına kordiplomat görevinde bulunan Albay Bradford takma adlı birisidir. Hindistan’da görevde bulunduğu sırada Tibetli Lamaların gençlik ve enerji kaynağı hareketleri sayesinde dinç kaldıkları kulaktan duymuş. Ama emekli olduktan sonra yaşlanmaya başladığını anlayınca, daha önce duyduğu gençlik kaynağı ile ilgili araştırmaya girişmiş. Elinde bastonu ile gittiği Tibet’ten genç ve dinç olarak dönmüş. Ve orada edindiği egzersizleri (ayinler diyorlar) kendisi uyguladığı gibi, çevresine de öğretmiş. İşte bu öğrencilerinden Orta Amerikalı Peter Kelder, bu hareketleri kitaplaştırmış. Ve bu güne kadar dünyada iki milyondan fazla satış yapmış.
Bu kitapta verilen egzersiz sayısı beş adet. Önce üç veya beş tekrar ile başlıyorsunuz. Sonra zamanla ikişer artırarak 21’e kadar çıkıyorsunuz. Ben, bir tedbir olarak on beş günde bir artırıyorum. Eklemleriniz güçleniyor. Beliniz doğruluyor. Zihniniz durulaşıyor. Adımlarınız canlanıyor. Hepsinden önemlisi zaman zaman gelen ve hatta uykunuzu haram eden eklem ve adale ağrılarınız yavaş yavaş yok oluyor. Kendinizi topluyorsunuz. Bedeninizdeki sarkmalar, kırışmalar kayboluyor. Ve bütün bunlara bir de ünlü Türk Düşünürü Fârâbî’nin şu duasını eklerseniz bardağın boş tarafını değil de dolu tarafını görüyorsunuz, güzellikler keşfediyorsunuz:
Ey Zaruri Varlık! Ey sebeplerin sebebi! Ey ezelî ve ebedî olan Allah’ım! Senden, beni kötülüklerden korumanı, gaye ve hedef olarak bana, senin rızana uyacak işleri vermeni dilerim. Allah’ım! Bana, iyi işleri yapma imkânını bahşet. Sonucu güzel olan işlerimde bana başarı ihsan et. Allah’ım! Beni, güzellik elbiseleri, peygamberlerin kerametleri, gönlü zengin kişilerin saadetleri, hâkimlerin bilgileri, dindar kimselerin huşu duyguları ile donat… Sen, bütün varlıkların tek sebebisin, yerin, göğün nuru olan Allah’sın.
Ey yüce kişilerin, yıldızlar âleminin, gökyüzündeki ruhların efendisi! Bu kulunun üzerine, insanlık duygularının, şu kıymetsiz dünya heveslerinin ağırlığı çöktü. Koruyuculuğunu, bu karışıklıklara karşı bana kalkan, takvanı ise aşırılığa girmemi önleyici kale yap. Sen, bütün her şeyi ihata edersin. Allah’ım! Beni, maddî unsurların esaretinden kurtar da, çok geniş olan kendi iklimine, pek yüce olan kendi komşuluğuna al. Allah’ım, gücümü, yeryüzüne ait cisimlerle benim aramdaki kötü bağları, dünyalık üzüntü ile kederleri koparıp atmaya yetecek güç, hikmeti de, ruhumu ilahî âlemler ve semavî ruhlar ile birleştirmeye vesile olacak sebep kıl. Ey Allah’ım! Nefsimi, yüce ve mukaddes ruh ile temizle. Aklıma ve duygularıma yüce hikmeti yerleştir. Şu fizik âlemine karşılık bana, meleklerin arkadaşlığını ver. Ey Allah’ım! Bana hidayeti; doğru yolu ilham et, imanımı, takva ile devamlı kıl. Nefsimde, dünya sevgisine karşı nefret uyandır. Ey Allah’ım! Asılsız arzuların baskısına karşı beni kuvvetlendir. Nefsimi, ölmez nefislerin evine kavuştur ve onu Cennet-i âlâ’daki şerefli varlıklardan biri kıl. Seni tesbih ederim Allah’ım, sen yücesin, sen birsin, teksin. Doğmamış, doğurmamış olan Samed, dengi ve benzeri bulunmayan birsin.