HIDIRELLEZ BAYRAMI
Yaşar ÇAĞBAYIR
Türk Dünyasında kutlanan bahar bayramlarından bir diğeri de Hıdırellez’dir. Bu bayramın temelinde kış mevsiminin son bulup baharın gelmesi, tabiatın canlanması esası yatar. Diğer uluslarda olduğu gibi Türklerin de bu vesileyle çeşitli inanmalar neticesinde yaptıkları tören ve kutlamalar vardır. Bu bayrama ad olarak verilen Hıdırellez kelimesi önemlidir. Onun kökeninde hem Türk hem de İslam inanç ve gelenekleri yatar.Bu gelenek ve inançlara geçmeden önce halk takvimine bir göz atalım. Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre (186 gün) Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre (179 / 180 gün) ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. 6 Mayıstan 8 Kasıma kadar olan süreye Hızır günleri, 9 Kasımdan 5 Mayısa kadar olan günlere de Kasım günleri adı verilir. 6 Mayıs günü kış mevsiminin bittiği ve yaz günlerinin başladığı anlamına gelir. Elbette doğa ile iç içe olan geçimi tarım ve hayvancılık olan insanımızın hayatında bu durum kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır. Eskiden kullanılan Rumi takvime göre 13 günlük fark yüzünden bu bayram 23 Nisanda yapılmaktaydı. Yani bugünkü 6 mayıs o takvimde 23 Nisana denk geliyordu.
Gelelim işin inanç yönüne ve niçin Hıdırellez denildiğine. Hıdırellez denmesinin sebebi; Hz. Mûsâ peygamberin ümmetinden bir velî veya peygamber olduğu bildirilen ve Kur’ân-ı Kerîm’de Kehf Sûresinde (ayet: 65) “Kullarımdan biri” ismi ile geçen Hızır’ın (Hıdır) kurak bir yerde oturması ile o yerin yeşerip dalgalanmaya başladığı, Hz. Peygamberin bir hadisinde bildirilmiştir. Bu sebeple yaz başlangıcında ortalığın yeşermeğe başladığı güne yeşil mânâsına gelen Hıdır günü denilmiştir. Yine bu gün Hıdır ile İlyâs’ın buluştukları rivâyet edilmektedir. Ve böylece Hıdır ve İlyâs isimleri halk arasında Hıdır-ellez şekline dönüşmüştür. İnancımıza göre hem Hızır (Hıdır) aleyhisselam hem de hazreti İlyâs Allah’ın sevgili kullarındandır. Ancak bu günün dinen bir kudsiyeti yoktur. Fakat halkımız arasındaki Hızır (Hıdır) inancının özelliklerini açmakta yarar vardır. Hızır ermiş bir şahsiyettir. Tanrının görevlendirdiği Müslümanların koruyucusu, darda kalanların yardımcısıdır. Gerek duyduğu yer ve zamanda, beklenmedik bir anda ortaya çıkar. İnsanın iç dünyasındaki iyilik ölçüsüne bağlı olarak gelmesi beklenen ulu bir varlık, mübarek bir şahsiyettir.Hızır ve İlyas kimi yerde kardeş[1] kimi yerde de arkadaş olarak rivayet edilir. Ama yaygın inanışa göre de arkadaştırlar. Hızır halk arasında bilinen bir şahsiyettir. Hikâyelerde ve efsanelerde önemli bir yer işgal eder. Al-Hızır aslında bir sıfattır. Ancak bu sıfat zamanla unutulmuş[2], sıfatın anlamını üzerine yüklenen bir manevî güçlerle donatılmış bir şahsiyettir. Halk arasında aldığı anlam ve yüklendiği görev itibariyle Hızır; âb-ı hayat (hayat suyu / ölümsüzlük suyu) içerek ebedî hayata mazhâr olmuş ve zaman zaman insanlar arasında dolaşarak darda kalanlara yardım ve iyiliklerde bulunan, tabiatın yeşillenmesini sağlayan, bolluk ve bereket, kısmet ve sağlık bahşeden bir velidir.[3] Halk arasında Hızır’a atfedilen bu fonksiyonlar, yüzyıllardır sözlü ve yazılı ürünlerde (efsane, destan, masal, men-kabe, şiir, v.b.) karşımıza çıkar. Hızır’ın sahip olduğu vasıflar insanlara şifa, sağlık, uğur getirdiği tabiattaki diriliş, uyanış ve canlılığın insana yansıması şeklinde tezahür eder.[4]Halk inançlarında kült niteliği kazanan Hızır, İslamiyet öncesi” Gök Sakallı, Ak Sakallı Kocalar”[5] gibi medet umulan, yardım istenen, akıl danışılan, kılavuzluk etmesi beklenen, barış, mutluluk, sağlık, refah getirdiğine inanılan bir kurtarıcı güç olarak telakki edilir. O, çaresizliği, umutsuzluğu ve belirsizliği ortadan kaldıran İlahî güçle teçhiz edilmiş bir gücün sembolüdür. Bu bakımdan Hızır ile ilgili inanmalar efsane menkıbe ve benzeri şekillerle hemen her gün artarak yayılmakta ve sürekliliğini devam ettirmektedir. Hıdrellez adıyla yapılan törenlerde ona atfedilen birçok vasıf, eski dönemlerin sosyal ve dinî hayatının İslâmî yapı ile tekrar şekillenerek yeni bir oluşum ortaya çıkardığı görülmektedir.[6]Bütün bunlardan hareketle Hızır’ın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Mucize ve keramet sahibidir. 2. Zorda kalanların yardımına koşar. 3. İnsanların dileklerini yerine getirir. 4. Temiz kalpli ve iyiliksever insanlara daima yardım eder.5. Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar. 6. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar. 7. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder. 8. Uğur ve kısmet sembolüdür. 9. Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
Hıdrellez Bayramı 6 Mayısta kutlanır. Hıristiyanlarca da kutlanır. Bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St. Georges Günü olarak kutlamaktadırlar. Mevsim bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, etkin bir biçimde kutlanmaktadır. Şehirlerde az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden temizlik ve bu güne has yiyecek içecek hazırlıkları yapılır. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır uğramaz. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.
Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme âdeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir. Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.
Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”, Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir. Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.
Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.[7]
Hıdırellez Bayramınız kutlu olsun.
Yenisöke (5 Mayıs 2007)
[1] Orhan HANÇERLİOĞLU, İnanç Sözlüğü, İstanbul 1975, s.41[2] A.J.WENSİNCK, İslam Ansiklopedisi (Hızır Maddesi), C:V, İstanbul 1964,[3] Kemal GÜNGÖR, Anadolu’da Hızır Geleneği ve Hıdrellez Törenlerine Dair Bir İnceleme, Türk Etnografya Dergisi, S:l (1956), s.56[4] YÜCEL, Yard. Doç. Dr. Ayşe, Türk Dünyasında Hıdırellez Kutlamaları ve İşlevleri, Millî Folklor, 2002, S.54, ss. 35-38 [5] Bahaeddin ÖGEL, Türk Mitolojisi II, Ankara 1995, s.89 [6] YÜCEL, agy. [7] http://www.turkmensitesi.com/248.html