<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Dirmilli</title>
	<atom:link href="http://ycagbayir.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ycagbayir.wordpress.com</link>
	<description>Yaşar ÇAĞBAYIR</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2009 18:15:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='ycagbayir.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/e955031e226203650709caf26069af8a?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Dirmilli</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>SÖZLÜK YAZARLIĞINA ELEŞTİREL BAKIŞ</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/23/sozluk-yazarligina-elestirel-bakis/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/23/sozluk-yazarligina-elestirel-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 18:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Yaşar Çağbayır
Burada üç günden bu yana söz alan arkadaşlar tarafından &#8220;eleştiri&#8221; terimi herkesin kendi ilgi, bilgi ve uğraşıları doğrultusunda çok değişik açılardan tanımlandı, yorumlandı. Şüphesiz hepsi de doğru idi. Çünkü sanatçı olarak bakış açıları, farklı farklı idi. Öyle olunca çok sayıda tanımla karşılaştık. Ben de sizlere bir sözlükçünün dilinde bu terim nasıl ifade edilir onu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=260&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p align="right"><strong>Yaşar Çağbayır</strong></p>
<p>Burada üç günden bu yana söz alan arkadaşlar tarafından &#8220;eleştiri&#8221; terimi herkesin kendi ilgi, bilgi ve uğraşıları doğrultusunda çok değişik açılardan tanımlandı, yorumlandı. Şüphesiz hepsi de doğru idi. Çünkü sanatçı olarak bakış açıları, farklı farklı idi. Öyle olunca çok sayıda tanımla karşılaştık. Ben de sizlere bir sözlükçünün dilinde bu terim nasıl ifade edilir onu açıklamaya çalışayım:</p>
<p>&#8220;Eleştiri&#8221; sözünün kökenine doğru gittiğimizde &#8220;el-e-ş-tir-mek &lt; el-e-ş-mek &lt; el-e-mek &lt; el&#8221;e kadar inebiliriz. Buradaki &#8220;el&#8221; bizim bildiğimiz &#8220;el&#8221; değildir, yani organ adı değildir. Bunu açıklamak için eski ve orta Türkçeye inmek gerekir. Bugün kullandığımız &#8220;el-e-mek&#8221; eyleminin eski biçimi &#8220;el-ge-mek&#8221;tir [DLT]. Buradaki &#8220;-ge-&#8221; eki addan fiil yapma ekidir, şimdi &#8220;yaş-a-mak, boş-a-mak&#8221; fiillerindeki &#8220;-a-&#8221; eki gibi.</p>
<p>&#8220;el-gē-mek (ele-mek) &gt; elge-ş-mek [DLT] &gt; ele-ş-mek &gt; eleş-tir-mek <em>(ayıklamak) </em>&gt; eleş-tir-i <em>(ayıklama işi ve sonucu)&#8221; </em>gelişimini kolayca görebiliriz. Bu gelişimi sergiledikten sonra kök olan &#8220;él&#8221; sözünü ele alalım: Bu kökün yani &#8220;él&#8221;in &#8220;eleştiri&#8221; sözcüğüne uyabilecek iki ayrı sözcük var: Birincisi &#8220;açıklık, boşluk veya delik&#8221;, ikincisi &#8220;kötü, yararsız&#8221;. Bu iki kökten hangisinin ele-mek fiiline kök görevi yaptığını kestirmek zor. Ancak her ikisi de olabilir gibime geliyor.  Eğer &#8220;açıklık, boşluk, delik&#8221; anlamı uygun ise temizlemek istediğimiz nesneyi &#8220;kabur gibi&#8221; delikli, boşluklu, açıklıklı bir yerden geçirmek; yok &#8220;kötü, yararsız&#8221; anlamı uygun ise yine temizlemek istediğimiz nesnelerin içinden işe yaramaz olanlarını atıyoruz demektir. Her iki hâlde de biz yararsız olanlarla yararlıları birbirinden ayırıyoruz, ayıklıyoruz, seçiyoruz demektir. &#8220;Eleştiri&#8221; de bu ayıklama ve seçme işleminin sonucu demek oluyor.</p>
<p>Sözlük, belli bir dönemde bir ülkenin konuşulan ve yazılan dilinde yaşayan sözcük, deyim, kalıp söz ve atasözlerini ortaya koyan önemli yapıtlardır.&#8221; (Doğan AKSAN, Kebikeç, Sayı 6. 1998)</p>
<p>Alman dilcisi Jacob Grimm tarafından &#8220;Bir dilin sözcüklerinin abecesel dizelgesi&#8221; olarak tanımlanmaktadır (Aksan, 1982:77). Sözlükbilim <em>(lexicography)&#8217;</em>deki gelişmeler düşünüldüğünde, günümüzde bu tanımın geliştirilmesi gerekliliğinden söz eden Doğan Aksan yine, sözlük için şöyle bir genel tanıma varılabileceğini belirtmektedir: &#8220;Bir dilin (ya da birden çok dilin) sözvarlığını, söyleyiş biçimleriyle, yazımlarıyla veren, bağımsız biçimbirimleri temel alarak bunların, başka öğelerle kurdukları söz ögeleriyle birlikte anlamlarını, değişik kullanımlarını gösteren bir sözvarlığı kitabı&#8221; (1982:77).</p>
<p>Tanımlarında da büyük ölçüde görüldüğü gibi sözlük, hem bir dilin sözvarlığının büyük ölçüde ortaya konmasındaki, hem sözcükler ve yansıttıkları kavramlar aracılığıyla kültürün belirleyici özelliklerinin ve kaynağının sergilenmesindeki, hem de diller arasındaki etkileşimlerin saptanmasındaki rolleri açısından değer taşımaktadır. Bir başka deyişle, sözlük çalışması ve bir ürün olarak sözlüğün kendisi, dil ve kültür açısından çok boyutlu değerlendirmelere olanak sağlamakta, bu değerlendirmelere ışık tutmaktadır. (Aksan, Doğan, 1982, Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim III, TDKYayını, Ankara) Bir sözlük için dilciler, olmazsa olmazlar arasında 20&#8242;ye yakın madde sayarlar.(Crystal, D. (1987) The Cambridge Encyclopedia of Language, CUP.)</p>
<p>Sözlükler, çoğunlukla öğrencilerin ellerinden düşürmedikleri kaynak kitaplardandır. Amaç ve alan bakımından olduğu kadar bir ya da birden çok dile ilişkin olmak gibi özellikleri ile de oldukça çok sayıda ve değişik nitelikte sözlükler vardır.</p>
<p>Bu özetlemenin ardından sözlükçülük geleneğine de şöyle bir göz atmak yararlı olacak diye düşünüyorum. Dünyada ilk sözlüğün, İskenderiye Müzesinin Kütüphane sorumlusu Aristophenes&#8217;inki (İÖ. II. yy) olduğu belirtilir. Bunu takip eden sözlük ise İS. 1. yy.da İskenderiyeli Pamphilus&#8217;un 95 kitaptan oluşan sözlüğüdür. Aynı çağlarda Latinlerde ise Marcus Verrius Flaccus&#8217;un sözlüğünü görüyoruz.</p>
<p>Sözlük (Lat. dictionarium) terimini Batı&#8217;da ilk defa 1225&#8242;te John Garland kullanmıştır.  Batıda sözlükçülük 19. yy.da Grimm Kardeşlerle önemli aşama kaydetmiştir. 1854&#8242;te ilk cildi yayınlanan bu sözlüğün (Deutsches Wörterbuch = Almanca Sözcükler Kitabı) birkaç cildinden sonrası pek çok bilginin katkıları ile ancak 1961&#8242;de tamamlanabilmiştir. Aynı şekilde Emile Littré&#8217;nin hazırladığı Fransız Dilinin Sözlüğü (Dictionaire de la Langue Française) 1873&#8242;te Paris&#8217;te basılmıştır. 1889&#8242;da yapılan baskıda harf boyutları küçültülmüş ve dört büyük ve bir ek cilde indirilmiştir. İngilizlerin ise büyük sözlüğü 1933&#8242;te 13 cilt hâlinde &#8220;The Oxford English Dictionary&#8221; adıyla yayınlanmıştır.</p>
<p>Bugünkü belirlemelere göre Türkiye Türkçesini ilgilendiren en eski sözlüğümüz Bahşayiş Lügati&#8217;dir. Yazılıp bitirildiği tarih M. 920 olarak kayıtlıdır. Bizim bilinen ilk yetkin sözlükçümüz Kâşgarlı Mahmud&#8217;dur. O Araplara Türkçe öğretmek amacıyla <em>Divanü Lügat-it-Türk</em> adlı kitabını kaleme almıştır (1072). Dolayısıyla bu kitapta söz açıklamalarına da yer verilmiş olduğu için aynı zamanda bir sözlüktür de. Yine aynı düşünce ve dil bilinciyle yazılmış olan ikinci eser Ali Şįr Nevāyį&#8217;nin Muhakemetü&#8217;l-Lügateyn (İki Dilin Karşılaştırılması) adını taşır (1499). Bu arada yine Araplara Kıpçak Türkçesini öğretmek amacıyla, Memlükler döneminde (1250-1517) &#8220;Ed-Dürretü&#8217;l-Mudiyye fi&#8217;l-Lugati&#8217;t-Türkiyye&#8221; (Türk Dilinin Parlayan İncisi) kaleme alınmıştır. Ne yazık ki bu sözlüğün yazarı ve tarihi bilinmemektedir. Daha sonra 14. yy. sonu ile 15. yüzyıllarda yaşamış bulunan Firuzabadî&#8217;nin El Kamusü&#8217;l-Muhit (Okyanus Sözlüğü) adlı Arapça bir sözlüğünü Mütercim Asım (18. yy) Türkçeye aktarmıştır. <em>Asım Lügatı</em> diye bilinen bu sözlük Arapça-Türkçe bir ansiklopedik sözlüktür. Bu arada Çağatay Türkçesine ilişkin &#8220;İbni Mühenna (13-14.yy) Lügati&#8221;, &#8220;Abuşka Lügati&#8221; (16.yy) gibi Türk lehçelerine ait değişik sözlüklere de rastlıyoruz. Codex Cumanicus, Kitabü&#8217;l-İdrāk li Lisāni&#8217;l-Etrāk, el-İdrāk Haşiyesi, Kitāb-ı Mecmua-i Tercümān-ı Türkį ve Acemį ve Mugalį, Et-Tuhfetü&#8217;z-Zekiyye fi&#8217;l-Lügati&#8217;t-Türkiyye, Kitābü&#8217;l-Müştāk fį Lügat&#8217;it-Türk ve&#8217;l-Kıfçak, El Kavaninü&#8217;l-Külliyye li-Zabti&#8217;l-Lügati&#8217;t-Türkiyye gibi eski sözlüklerimiz vardır. Ne var ki bunların kapsam ve yöntemi Divanü Lügat-it-Türk&#8217;le boy ölçüşecek derecede değildir. Çoğu kitapçık halindedir.</p>
<p>Medrese kültürünün ağır bastığı İmparatorluk döneminde, ta son zamanlara gelinceye kadar hiçbir Türkçe sözlüğe rastlayamayız. Son zamanlarda hazırlanan medrese kültürü ağırlıklı sözlüklerin çoğu <em>&#8220;Lügat-i Osmanî, Lehce-i Osmanî&#8221;</em> ve benzeri adları taşır. Ancak, Şemsettin Sami Bey, 1900&#8242;lü yılların başında yayınladığı sözlüğünü, Türkçe demek olan <em>&#8220;Türkî&#8221; </em>ile adlandırmış ve <em>&#8220;Kamus-i Türkî&#8221;</em> demiştir. İmparatorluğun son döneminde azınlıklarla ve gelişen Avrupa ülkeleri ilişkileri doğrultusunda iki dilli sözlüklerin sayısının oldukça arttığını görebiliyoruz. Bir akademisyenin tespitlerine göre bu döneme ait, bu tür sözlüklerin sayısı yüzün üzerindedir. Bu sözlüklerin içinde bugüne kadar geliştirilip yayımı sürdürülen Sir James Redhouse&#8217;un (1890) <em>Kitab-ı Maani-i Lehçe</em> adındaki Türkçe-İngilizce sözlüğü olmuştur. Bugün piyasada <em>Redhouse Türkçe/Osmanlıca-İngilizce Sözlük </em>adıyla satılmaktadır.</p>
<p>Bu arada şunu da söylemekte yarar görüyorum: Devşirme çocukların eğitimi dışında Türkçe dersleri imparatorluğun hiçbir kurumunda yoktur. Arapça Kamuslar, Farsça Ferhengler ya çevrilmiş ya da kaleme alınmıştır. Medreselerde Arapça ve Farsça cümle kuruluşları, eylem çekimleri, emsileler, çatılar, binalar en ince ayrıntısına kadar öğretilmesine rağmen Türkçeye dair en küçük bir bilgi verilmemiştir. Hatta o zamanki sözlüklere bir Türkçe kelime alınmak zorunda kalınmış ise açıklamasına <em>&#8220;Lisan-ı Türkî&#8221;</em> denilip geçilmiştir. Bunu şunun için söylüyorum: İmparatorluk döneminde devletçe veya devlet kurumlarınca Türk Dili eğitimi verilmemiş ve öğretimi yapılmamıştır. Burada insanın aklına bir soru geliyor: Peki bizim dilimiz, nasıl oldu da altı yüzyıl yaşayabildi?</p>
<p>İşte Türkçenin gücü, güzelliği, canlılığı, dayanıklılığı burada. O öyle bir dil ki hiçbir mektep medrese görmeyen yayladaki Yörük, ormandaki Tahtacı, bahçedeki Manav yüzyıllar boyu onu yaşattı. Karamanoğlu Mehmed Beyi isyan ettiren ve ilk Türkçe kullanım yasasını çıkarmaya zorlayan duygu, Türkçe bilmiyor diye dışlanan Türkmenin Acem-Arap karması dil kullanan yüksek tabakaya tepkinin göstergesidir. Türkçe ile ilgilenen bir diğer devlet adamı, her alanda olduğu gibi, Türkçenin layık olduğu yeri alması için gayret eden Türk büyüğü Mustafa Kemal Atatürk&#8217;tür. Onun gayretleri sonucudur ki Türkçe ve Türkçenin kuralları açıklığa kavuşmuş, eğitim ve öğretimde kullanılabilir olmuştur.</p>
<p>Türkçeye ta Orta Asya döneminden başlayarak Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemlerinde ilişki içinde bulunduğumuz her ortamdan sayısız sözcük girmiştir. Bu Türkçeyi sözcük düzeyinde oldukça sarsmış, ancak genel yapı ve işleyiş bakımından etkileyememiştir. Bu sözcüklerin çoğu geçici, moda sözler olmasına rağmen azımsanamayacak bir kısmı da yerleşik tavır sergilemişler ve dile yerleşip kalmışlardır. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında üretilen ve türetilen sözcüklerden pek çoğu tutunup yerleşmesine rağmen bir bölümü de rağbet bulmamış ve unutulmuştur.</p>
<p>Bugün ise içinde bulunduğumuz iletişim çağının, ekonomik baskının, moda ile reklam dünyasının yabancı sözcük kullanma yarışı ile dilimiz neredeyse medrese dilindekine benzer durum almaya yönelmiş görünmektedir.</p>
<p>&#8220;Sabah kalktım, <em>pijama</em>mı çıkardım, <em>komodin</em>e yerleştirdim, <em>gardırop</em>tan <em>eşofman</em>ı çıkardım, giydim. <em>Banyo</em>ya gittim. <em>Tuvalet</em>imi yaptım. <em>Lavabo</em>da yüzümü yıkadım, <em>egzersiz</em>lerimi yaptım.&#8221;</p>
<p>Her sabah yaptığım işleri anlatan sözlerin kaç tanesi Türkçe veya bunların neresi Türkçe. &#8220;Yaptım, ettim&#8221;lerden başka Türkçe var mı?</p>
<p>Bu sorunun karşılığını bana vermeyiniz, sorunun çözümünü sizler düşünün, bulmaya çalışın&#8230;</p>
<p>İşte burada sözlük ve sözlükçülük devreye giriyor. Atatürk&#8217;ün Başbakanı olan İsmet İnönü, 17 Şubat 1929 tarihinde İstanbul&#8217;da toplanan Dil Encümeninde yaptığı konuşmada şöyle diyor:</p>
<p><em>Ünlü Efendiler,</em></p>
<p><em>&#8230;&#8221;Acı ile anmalıyız ki şimdiye kadar dilimiz sınırları açık bir yurt kalmıştır. Bu yurdun içine girmek suçsuz bir dalış idi. Daha fena ve acıklı olan vatan çocuklarının bu dalmayı kendilerinin arayıp özlemesidir. Bir dilin sınırları söz kitabı ile çevrilip çerçevelenir. Yüce toplanmanız dilimizin sınırını çizmek, onu zorlanmaktan korumak için kurulmuştur.&#8221;</em></p>
<p>Burada geçen <em>söz kitabı</em> <em>&#8220;sözlük&#8221; </em>demektir.  Şemseddin Sami de aynı şeyi söylüyordu:</p>
<p><em>“Sözlüğü ve dilbilgisi sağlam olmayan dilin hiçbir zaman edebi dilden sayılmak gibi bir iddiaya yetkisi olamaz; çünkü bu iki kitap edebiyatın temelidir. Edebiyatın yapısı ancak bunlar üzerine kurulabilir. Dilin gerilemesine karşı bir set görevini üstlenecek olan ancak bu iki kitaptır. Yetkin bir sözlüğü olmayan dil, doğal zenginliği demek olan sözcüklerini günden güne kaybederek kendi varlığı ile bir şey anlatamayacak derecede daralır ve düzgün bir dilbilgisi kitabı olmayan dil, doğru kullanmayı sağlayamayıp gittikçe daha yanlış söylenir ve büsbütün yanlışlarla dolu bir dil hâlini alır.”</em><a href="http://ycagbayir.wordpress.com/wp-admin/#_ftn1">[1]</a></p>
<p>Yukarıda da sözünü ettiğim gibi Atatürk ve arkadaşlarının gayreti sonucu, Türkçe eğitim ve öğretiminin başlaması ile birlikte Türkçe ile ilgili çalışmalar da yoğunlaşmış ve hızlanmıştır. Bu arada Türkçe sözlükçülük de zaman içinde ilerleme göstermiştir.</p>
<p>Hem Türk Dil Kurumunun çalışmaları, hem de özel kesimin hazırladığı sözlükler raflarda, masa üstlerinde, ellerde görülür olmuştur. Herkes tarafından kabul göreceği gibi bu sözlüklerin çoğu öğretimliktir. Öğrencilere yöneliktir. Öğrenci düzeylerine, programlara uygun sözlükler boldur.</p>
<p>Bir de şu özelliği görüyoruz: Genele hitap eden sözlükler Türkiye Türkçesinin o gün yazı dilinde kullanılan sözcüklerini içermektedir. Bu tür sözlüklerde güncellik söz konusudur. Yeni sözler alınır, eskiler ya da kullanımdan düşmüş olanlar sözlükten çıkarılır.</p>
<p>Güncel yazı dili sözlüğünün yanında Türk Dil Kurumunun başlattığı derleme ve tarama çalışmaları da sonuçlanmış, 7 ciltlik Tarama, 12 ciltlik Derleme Sözlüğü yayınlanmıştır. Son zamanlarda TDK, Türkçenin tarihi sözlüklerini de yayınlamaya başladı. Ayrıca genel ağda Güncel Türkçe Sözlük, Büyük Türkçe Sözlük ve Terim Sözlüklerini kullanıma açmıştır. Bu arada 1945&#8242;ten beri baskıları yinelenen Türkçe Sözlüğün hazırlanmasında Mehmet Ali Ağakay, sözlük kolu çalışanlarından Ali Püsküllüoğlu ve sonraları Hasan Eren hocaların emeklerini anmadan geçmeyelim.</p>
<p>Türk Dil Kurumu dışında, Dil Derneği de bir derneğin yapabileceği en güzel çalışmaları yaparak alanında yetkin sözlükler yayınladı.</p>
<p>Bütün bunların dışında, pek çok kişinin özel uğraşı ile yayınladığı Türkçe Sözlüklere tanık oluyoruz. Yine sözü edilmeden geçemeyecek bir sözlükçümüz de Hüseyin Kâzım Kadri&#8217;dir. Onun hazırladığı <em>Büyük Türk Lügati&#8217;</em>nin ilk iki cildinin eski harflerle (1-1927; 2-1928), diğer iki cildinin de yeni harflerle yirmi yıla yakın bir aradan sonra (3-1943; 4-1945) yayınlandı. Ne yazık ki bu büyük sözlük güncellenmemiş ve yeni baskıları yapılamamıştır. Özel sözlükçülükte M. Nihat Özön, Kemal Demiray&#8217;ın bizim dönemimizin önemli kişiliklerinden olduğunu söyleyebilirim. Daha sonra sözlükçülüğü meslek edinmiş olan ve bu yıl içinde kaybettiğimiz Ali Püsküllüoğlu&#8217;nu buradan anmadan geçmek nankörlük olur. Sözlükçülüğü meslek edinen bir başka kişi olarak Mehmet Doğan&#8217;ı görüyoruz. O da kendine özgü bir nitelikle sözlük hazırlamıştır. Bu arada bazı dergi ve gazetelerin değişik zamanlarda verdikleri sözlükleri de hesaba katmak yararlı olur.</p>
<p>Bunların hemen hepsi değerli çalışmadır. Hepsini takdirle karşıladığımı belirterek kendi yöntemimi sunayım.</p>
<p>Bugün piyasada var olan Türkçe sözlükler ya şu anda kullanılmakta olan ortak dilin ya belli bir alanın ya da Türkçenin belli bir tarihî dönemine ilişkin kelimeleri içermektedir. </p>
<p>Türk dilinin yayıldığı alan göz önüne alındığı zaman kaba çizgileri ile doğuda Pasifik Okyanusu kıyılarından batıda Baltık Denizi kıyılarına, kuzeyde Kuzey Buz Denizi kıyılarından güneyde Basra Körfezi kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafya akla gelir. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan böyle bir dilin birbirinden farklı kol ve dallarının bulunması çok doğaldır. Ana Türkçeden ayrılarak lehçe ve bağımsız dil durumuna gelmiş olan bu dil ve lehçelerin bir takımı birbirine komşu topraklarda kullanılmasına rağmen pek çoğu da birbirinden uzak alanlarda konuşulmaktadır. Bu alanlardan birisi de Türkiye’dir. Anadolu, Trakya, Kıbrıs, Kerkük ve Balkanlar ile Türkiye’den işçi alan Avrupa ülkelerinde konuşulan Türkçeye, Türkiye Türkçesi adı verilmektedir.</p>
<p>Türkiye Türkçesi ile diğer Türk dil ve lehçelerinin tarihte ortaklıkları vardır. Bu ortaklık aynı kökene bağlı olmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye Türkçesinin gelişiminde, bu dili konuşan Türkiye Türklerinin Orta Asya’dan çıkıp Anadolu’ya gelişlerinde izledikleri yollarda karşılaştıkları kültür ve medeniyetlerle, İmparatorluk döneminde yayıldıkları Avrupa içleri ile Akdeniz ada ve kıyılarında kurulmuş bulunan kültür merkezleri ve yaygın kültür ortamlarının etkisi görülür.</p>
<p>Bu arada şu soruyu kendime sorarak sözlükçülüğümüze eleştirel yaklaşım sergileyeyim. Neden bir sözlük hazırlamaya giriştim? Bu soruyu bir başka biçime evirelim: Var olan sözlüklerde neler eksikti de ben bu işe soyundum?</p>
<p>Öncelikle belirtmek gerekirse ben işin başında sözlük hazırlama düşüncesinde hiç bulunmadım. Aynı öğrencilerin sözcük defteri gibi bir deftere çeşitli yer ve zamanlarda karşılaştığım, anlamını bilmediğim sözcükleri not etmeye başladım. Zamanla bu defterler çoğaldı. Fişlere aktardım. Fişleri kullanmak daha kolay oldu. Ancak korumak zordu. Onun da küçük kutulara yerleştirmek gibi bir kolay yolunu buldum. Emekli olana kadar bu çalışma sürdü. Zaman zaman bir başvuru kaynağı olarak hem kendim, hem de öğretmen arkadaşlarım ve öğrencilerim için bunlardan yararlandım. Emekli olduktan sonra bana sözcük soran olmadığı için bunlar evde fazlalık oluşturmaya başladı. Elden çıkarmayı düşündüm. Nemden oldukça etkilendikleri ve ağır bir koku salmaya başladıkları için herhangi bir kuruma veremedim. Bilgisayar ile tanıştıktan sonra bilgisayar ortamına aktarmaya çalıştım. Altı yıl kadar sürdü. Sonra aralarındaki boşlukları doldurmak ve köken bilgilerini eklemek gerekti. Birkaç yıl da böyle çalıştım. Bilgisayardan çıkışı tam on yıl sürdü. Geçmişe dönük çalışmaları da buna eklersek benim bu sözlükle uğraşmam tam 38 yıl aldı. 2006 yılında basıma verilebilecek hâle geldi. Bir yıl da yayıncının ve birkaç uzmanın incelemesinden geçti, aksaklıklar giderildi. 2007 yılında yayınlandı.</p>
<p><strong>Şimdi bu sözlüğün özelliklerinden ya da var olan diğer sözlüklerden farkını açıklayayım:</strong></p>
<p><strong>1. Kapsamı:</strong> Göktürk yazıtlarından bu yana Türkiye Türkçesinin söz varlığını kapsamaktadır. Yani geçmişe dönük sözcükler de bu sözlüğe alınmıştır. Tarihi sözlük değildir. Ancak tarihî dönemlere ilişkin sözcükleri içine almaktadır. Art zamanlıdır.</p>
<p align="center"><img class="aligncenter size-medium wp-image-258" title="Art zamanlı ve eş zamanlı" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/basliksiz-2-kopya.jpg?w=224&#038;h=300" alt="Art zamanlı ve eş zamanlı" width="224" height="300" /> </p>
<p>Aynı zamanda eş zamanlıdır. Günümüz yazı dilini ve Türkiye Türkçesine dâhil Anadolu, Rumeli, Kıbrıs ve Kerkük ağızlarına ait sözcükleri de kapsamaktadır. (Ağızlarla ilgili sözcüklerin tümünü derleyip bir sözlüğün kapakları arasına alabilmek oldukça zor bir iştir.  Bu konuda çeşitli derlemelerden, ağız incelemelerinden YÖK&#8217;teki tezlerden yararlanılmıştır.)</p>
<p align="center"><img class="aligncenter size-medium wp-image-259" title="Ötüken Türkçe Sözlük'ün Kapsamı" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/basliksiz-1-kopya.jpg?w=300&#038;h=212" alt="Ötüken Türkçe Sözlük'ün Kapsamı" width="300" height="212" /> </p>
<p><strong>2. Açıklamalar:</strong> Sözcüklerin açıklamalarının anlaşılır olmasına çalışılmış. Kimi zaman eş anlamlı veya yakın anlamlı sözcük veya anlatımlarla desteklenmiştir. Burada şu amaç güdülmüştür: Bu sözlükten yararlanmak isteyen kişilerin eğitim, bilgi ve sözlükten yararlanma düzeyleri, sözcük dağarcıkları vb. durumları birbirinden farklılık göstermektedir. Her grubun anlayabilmesi için bu yola gidildi.</p>
<p><strong>3. İç Maddeler:</strong> Birden çok sözcükten oluşan ve ayrı yazılan bütün sözlük birimleri iç maddeye alınmıştır. Buradaki sıralama da a,b,c sırasına göre yapılmıştır. Diğer sözlükçülerin yaptığının tersine ismin durum eklerine uygun düzenlemeden kaçınılmıştır.</p>
<p><strong>4. Köken Bilgisi:</strong> Madde başından sonra hemen <strong>[ ]</strong> içinde o sözcüğün köken bilgisi verilmiştir. Köken bilgisi belirlenemeyen sözcükler <strong>?</strong> ile belirtilmiştir. Köken bilgisi için bugüne kadar yapılmış köken bilgisi çalışmaları taranmış, farklı görüşler sahiplerinin isimleri ile birlikte verilmiştir.</p>
<p><strong>5. Sözcüğün ilgili olduğu dönem ve alan,</strong> <em>(eT. eAT. Os.T. ağız.)</em> belirtilmiştir. Bu türden hiçbir kayıt bulunmayanlar güncel olanlardır yani yazı dilimizin sözcükleridir.</p>
<p><strong>6. Sözcüğün türü,</strong> terimin ilgili olduğu bilim ve meslek dalı. Toplum yargısına göre taşıdığı değer <em>argo; kaba</em> vb. belirtildi.</p>
<p><strong>7. Sözcüğün hangi kaynaktan tarandığı</strong> veya derlendiği, kısaltma olarak tanımın bitiminde verilmiştir.</p>
<p><strong>8. Sesteş sözcükler</strong> ayrı maddelerde numaralandırılarak verilmiştir.</p>
<p><strong>9. Söyleyiş biçimleri</strong>, <em>( )</em> içinde eğik olarak verilmiştir. Burada uzun okunan ünlüler, kalın hecelerde ince okunan k ve l ünsüzleri ile ince hecelerde kalın okunan k ve h ünsüzleri belirtilmiştir.</p>
<p><strong>10. Göndermeler</strong> en aza indirilmiştir. Göndermeden daha çok sözcüğü olduğu yerde açıklama yolu seçilmiştir. Arapça ve Farsça sözcüklerde <em>ayın</em> ve <em>hemze</em> ile yazılanlardan bugün kullanımda olanlar aslı yazıldıktan sonra gönderme ile bugünkü yazım biçimine gönderme yapılmıştır. Bir diğer gönderme de ağızlara ilişkin sözcüklerdedir. Küçük yazılış ayrılığı gösteren sözcükler, yazı diline en yakın söyleyişte olanına gönderme yapılmıştır.</p>
<p><strong>11. </strong>Eski Türkçe ve Osmanlıca sözcükler önce <strong>çevriyazı</strong> ile belirtildi. Osmanlıcaya gereksinimi olan yüksek okul öğrencilerinin yararlanabilmesi için Arapça ve Farsça sözcükler Arap Asıllı Türk alfabesi ile yazıldı. Aynı zamanda bu tür sözcüklerin son ciltte bir dizini sunuldu.</p>
<p><strong>12. Yazım sorunu:</strong> Yazı dilindeki sözcüklerimiz TDK&#8217;nun Yazım Kılavuzu&#8217;na uygun olarak yazıldı. Osmanlı Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi ve Eski Türkçe ile ağızlara ilişkin olanlar bugünkü kullandığımız alfabe olanakları çerçevesinde en yakın söyleyişe göre madde başı olarak yazıldı.</p>
<p><strong>13. Alıntı sözcükler:</strong> Yabancı dillerden dilimize girmiş bulunan sözcükler hemen madde başından sonra [ ] içinde kısaltma olarak verilmiştir: <em>Alm. Ar. Erm. Far. Fr. İng. İt. Slav.</em> <em>Yun.</em>vb.</p>
<p><strong>14. Süreksiz tonsuz ünsüzlerin tonlulaşması</strong> yükleme durumu (-i) eki ile belirtildi. <em>gök, -ğü, kap, -bı, ağaç, -cı, söğüt, -dü vb.</em></p>
<p><strong>15. Ekler: </strong>Dilimizde kullanılan ekler de birer anlam taşıdığı, eklendiği sözcüğe bir anlam kattığı için sözlük birimidir.  Eklerimiz, madde başı yapılarak açıklanmıştır. Yabancı eklerde de aynı yol izlenmiştir.  Eklerin madde başı sıralanmasında önce eylem türetenler, sonra ad ve diğer tür sözcük türetenler biçiminde düzenleme yapılmıştır.</p>
<p>Dilimizde bulunmamakla birlikte, dilimize giren sözcüklerdeki yabancı ön ekler de belirtilmiştir.</p>
<p>Hem yabancı hem de kendi dilimizin ekleri çakıştığı durumlarda önce ön ekler, daha sonra da son ekler alınmıştır.</p>
<p><strong>16. Geniş zaman çekim eki:</strong> Geniş zaman ekimiz, -r&#8217;dir, ancak sonu ünsüzle biten eylemlerde -er / -ar, -ir /-ır, -ur /-ür olabilmektedir. Bunun kuralları biraz karışık olduğu için sıkıntı yaşanabilmektedir. Bu karışıklığı gidermek için, geniş zaman eki <em>[ ]</em> içinde belirtilmiştir. Yine <strong>şimdiki zaman</strong> çekiminde görülen geriye benzeşme aynı yolla belirtilmiştir.</p>
<p><strong>17. Eylem Çatısı: </strong>Yanlış kullanımı önlemek için eylem çatıları belirtilmiştir.</p>
<p><strong>18. Sözcüklerin dil bilgisi sınıflamaları:</strong> Kısaltmalarla, hangi tür sözcük oldukları belirtilmiştir. Birden çok anlamı bulunan sözcükler sayılarla maddelendirilirken sınıf değişikliği madde numarasının önünde kısaltma olarak belirtilmiştir.</p>
<p><strong>19. Yansımalar: </strong> Yansımalar da birer sözlük birimidir. Onların da taşıdığı kavramlar açıklanmış ve madde başına katılmıştır. Bu yansımalardan türeyen gövdeler de aynı yöntemle sözlüğe alınmıştır.</p>
<p><strong>20. Osmanlıca Dizin:</strong> Osmanlı Türkçesi ile çalışma yapacaklara kolaylık olması bakımından sözlüğün sonuna bir dizin eklenmiştir. Çünkü bu yazımızla bazı sözcükler değişik biçimlerde yazılabiliyor. Bir kaynakta gördükleri sözcüğü bu dizinden bularak asıl maddeye kolayca ulaşabilirler ve farklı okuyuşları da görebilirler diye düşünüldü.</p>
<p><strong>21. Taranan Kitaplar:</strong> Sözlük uzun bir hazırlığın sonucu oluştuğu için o dönem içinde okuduğum ve taradığım, fişlerde dipnot olarak belirttiğim kitapların sayısı 1700&#8242;ün üzerindedir. Bunlar, ilgilenenlere kolaylık olsun diye dizinlendi.</p>
<p><strong>22.  Sözlüğün Oylumu:</strong> Sözlük 5 cilt, 6744 sayfadan oluşmakta ve 246 000 sözlük birimin açıklamasını kapsamaktadır.</p>
<p>Ötüken Türkçe Sözlük, dilimizin söz varlığı kadar, içine girdiğimiz kültürlerin niteliği ve geçirdiğimiz toplumsal değişimler konusunda da önemli ip uçları vermekte, bu yönlerden yapılacak değerlendirmelere kaynaklık edeceğine inanıyorum.</p>
<p>Not: Bu konuşma Söke Belediyesinin düzenlediği 6. Sanat, Edebiyat ve Kitap Günleri adlı dizi programında sunulmuştur. 23.10.2009</p>
<hr size="1" /><a href="http://ycagbayir.wordpress.com/wp-admin/#_ftnref1">[1]</a> Kamus-i Türkî&#8217;nin Ön Sözünden.</p>
Posted in Blogroll  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/260/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=260&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/23/sozluk-yazarligina-elestirel-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/basliksiz-2-kopya.jpg?w=224" medium="image">
			<media:title type="html">Art zamanlı ve eş zamanlı</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/basliksiz-1-kopya.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Ötüken Türkçe Sözlük'ün Kapsamı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yine ESKİ</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/14/yine-eski/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/14/yine-eski/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 05:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[Yaşar ÇAĞBAYIR
Günümüz basın ve yayın organlarında çokça yapılan bir yanlışlıktan söz etmek istiyorum. &#8220;Eski&#8221; sözcüğünün yeri. Üzülmemek elde değil, görüntülü yayında başlayan bir yanlışlık aldı başını gitti. Güzelim Türkçenin sıfatlı tamlamalarından biri hiçbir mantıksal açıklamaya dayandırılmadan bozuldu ve bütün uyarılara rağmen bozulmaya davam ediliyor.
Görevinden ayrılıp giden bir kamu görevlisini nitelemekte &#8220;önceki, daha önceki&#8221; anlamıyla kullanılan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=254&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><h2>Yaşar ÇAĞBAYIR</h2>
<p>Günümüz basın ve yayın organlarında çokça yapılan bir yanlışlıktan söz etmek istiyorum. &#8220;Eski&#8221; sözcüğünün yeri. Üzülmemek elde değil, görüntülü yayında başlayan bir yanlışlık aldı başını gitti. Güzelim Türkçenin sıfatlı tamlamalarından biri hiçbir mantıksal açıklamaya dayandırılmadan bozuldu ve bütün uyarılara rağmen bozulmaya davam ediliyor.</p>
<p>Görevinden ayrılıp giden bir kamu görevlisini nitelemekte <em>&#8220;önceki, daha önceki&#8221;</em> anlamıyla kullanılan “<em>eski</em>” sıfatının yeri nerededir?</p>
<p>İsim tamlamasının başında mı yoksa ortasında mı?</p>
<p>Bir başka söyleyişle <strong>“<em>eski maliye bakanı</em>” </strong>mı yoksa <strong>“<em>maliye eski bakanı</em>”</strong> mı?</p>
<p><strong>“<em>Söke Lisesi eski müdürü</em>”</strong> mü, yoksa <strong>“<em>eski Söke Lisesi müdürü</em>”</strong> mü?</p>
<p>Daha ilgi çekici olması için başka bir tamlama kullanalım.</p>
<p><strong>“<em>soğuk deniz suyu</em>”</strong> mu, yoksa <strong>“<em>deniz soğuk suyu</em>”</strong> mu?</p>
<p><strong>“<em>patlak otomobil lâstiği</em>”</strong> mi, yoksa <strong>“<em>otomobil patlak lâstiği</em>”</strong> mi?</p>
<p><strong>“<em>kırık kaldırım taşı</em>”</strong> mı, yoksa <strong>“<em>kaldırım kırık taşı</em>”</strong> mı?</p>
<p><strong>“<em>kırmızı çocuk şapkası</em>”</strong> mı, yoksa <strong>“<em>çocuk kırmızı şapkası</em>”</strong> mı?</p>
<p>Bu örnekler birer ad takımıdır. Bir isimle tamlanan başka bir isimden ibarettir. Bu tamlamayı meydana getiren <strong>isimlerden birincisi yalın hâlde iken ikincisi iyelik eki</strong> almıştır.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">tamlayan</p>
</td>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">tamlanan</p>
</td>
<td width="72" valign="top">
<p align="left">iyelik eki</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">çocuk</p>
</td>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">şapka</p>
</td>
<td width="72" valign="top">
<p align="left">-(s)ı</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">kaldırım</p>
</td>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">taş</p>
</td>
<td width="72" valign="top">
<p align="left">-ı</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">hastane</p>
</td>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">müdür</p>
</td>
<td width="72" valign="top">
<p align="left">-ü</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">maliye</p>
</td>
<td width="84" valign="top">
<p align="right">bakan</p>
</td>
<td width="72" valign="top">
<p align="left">-ı</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong><em>belediye başkan-ı, ticaret müdür-ü, çam ağac-ı, gül fidan-ı, maliye bakan-ı, televizyon reklâm-ı, kapı kol-u</em></strong><em> &#8230;.</em> gibi.</p>
<p>Şimdi bu belirtisiz isim takımlarından <strong>“<em>maliye bakanı</em>”</strong> terimini ele alalım; <strong>“<em>maliye</em>”</strong> ve <strong>“<em>bakan</em>”</strong> birer addır. Yalnız başlarına ele alındığında bağımsız birer kavram olan bu iki sözcükten tek bir kavram meydana getiren dilbilgisi ögesi <strong>“<em>bakan</em>”</strong> sözcüğünün sonundaki  <strong>“<em>‑ı</em>”</strong> ekidir ve <strong>“<em>iyelik eki</em>”</strong> adını alır. Bu ek, <strong>“<em>bakan</em>”</strong> sözcüğünü <strong>“<em>maliye</em>”</strong> sözcüğüne bağlamıştır. Tıpkı bir cebirsel işlemdeki <strong>[...] </strong>(köşeli parantez) gibi.</p>
<p><strong>[</strong><em>(maliye)(bakan)+(-ı)</em><strong>]</strong></p>
<p><em>Belirtisiz isim tamlamasını oluşturan iki isim arasına başka kelime giremez.</em> Tamlayan ile tamlanan arasına başka bir kelime girerse kavram bozulur; <strong>“<em>maliye bakanı</em>”</strong> bir kişidir. Yani <strong><em>“ülkedeki maliye işlerinin hükûmet düzeyinde sorumlusu ve yönetimde en üst makamda bulunan kimse</em>”</strong>dir.</p>
<p>Şimdi gelelim bu kelimeye getirilecek olan sıfatın yerine.</p>
<p><strong><em>“eski”</em></strong> kelimesi de hem <strong><em>“maliye”</em></strong>, hem de <strong><em>“bakan”</em></strong> kelimesini etkilemektedir. Daha doğrusu <strong>her ikisinin birlikteliği ile ortaya çıkan kavramı nitelemektedir.</strong> Bu kavram sözcük düzeyinde iki ayrı kavram gibi görünmekte ise de anlam düzeyinde tek bir kavramı dile getirmektedir; kimyadaki birleşikler gibi.</p>
<p>Bu konuda dilbilgisi kitaplarındaki şu bilgiler verilir:</p>
<p><em>“Eksiz (belirtisiz) tamlayan &#8230; belirsizdir, umumîdir, fakat gruba iştiraki, tamlanana bağlılığı daha kuvvetlidir. Tamlananın daimî  destekleyicisi, ayrılmaz yardımcısı, adeta onun manasını  tamamlayan sıfatı durumundadır. Sanki ikisi bir nesnenin adı olmak için birleşik isim meydana getirmişlerdir.”</em> (Türk Dilbilgisi, M. Ergin, İ. Ü. Ed. Fak. Yay.  785’ten genişletilmiş 2. bs. İstanbul- 1962, s. 359.)</p>
<p>“<em>Bir adı niteleyen sözcüklerin biri ad öteki sıfatsa, ögelerin sıralanışı sıfat + ad + ad biçiminde olur.”</em> (Doç Dr. Ayhan Sezer, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, “Dilbilgisi Öğretimi” Türk Dili ve Edebiyatı- Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Anadolu Üni. Açık Öğretim Fakültesi Lisans Tamamlama Programı, Yay. nu:153 / 394, Eskişehir, 1991, s. 234)</p>
<p><em>“Belirtili isim takımlarında, belirtenle belirtilen arasına -gerektiği zaman- birtakım kelimeler girebilir; fakat <strong>belirtisiz isim takımlarının belirteniyle belirtileni arasına hiçbir kelime giremez.</strong> Çünkü, belirtisiz isim takımı bir tek kelime gibi düşünülür.” </em>(Haydar Ediskun, Yeni Türk Dilbilgisi, Remzi Kitabevi, İstanbul-1963, s. 124)</p>
<p>Görüldüğü üzere bir takım televizyon habercilerinin sandığı gibi <em>eski</em> kelimesi sadece <em>bakanla</em> ilgili değildir. <em>Hem maliye hem de bakanla ilgilidir.</em></p>
<p>“<em>tuzlu deniz suyu</em>”</p>
<p>Tuzlu olan elbet sudur. Ama bu “<em>su denize ait</em>”tir; Büyük Menderes’in ya da Madran kaynak suyunun değil.</p>
<p>Bunu yaygınlaştıracak olursak:</p>
<p>“<em>Söke eski kaymakamı</em>” söylemi yanlıştır. Doğrusu “<em>eski Söke kaymakamı</em>”dır.</p>
<p>“<em>kapı kırık kolu</em>” değil “<em>kırık kapı kolu</em>”dur. (Eğer kapının kırık olduğunu anlatmak istersek tamlamanın biçimini değiştirip belirtili isim tamlaması yapmamız gerekir. O zaman da şöyle olur: “<em>kırık kapının kolu</em>”)</p>
<p>“<em>Söke eski belediye başkanı</em>” ya da “<em>Söke belediye eski başkanı</em>” değil, “<em>Eski Söke belediye başkanı</em>”dır.</p>
<p>“<em>Millî eğitim eski bakanı</em>” değil “<em>Eski millî eğitim bakanı</em>”dır.</p>
<p>“<em>Söke eski başsavcısı</em>” değil, “<em>Eski Söke başsavcısı</em>”dır.</p>
<p>“<em>Söke devlet hastanesi eski baştabibi</em>” değil, “<em>eski Söke devlet hastanesi baştabibi</em>”dir.</p>
<p>Daha iyi anlaşılması için şu son ifadeyi deminki usulle parantezleyelim:   </p>
<p> <img class="alignleft size-full wp-image-255" title="eski" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/eski.jpg?w=221&#038;h=293" alt="eski" width="221" height="293" /></p>
<p>              </p>
<p>Türkçede, sıfatlar isimlerden önce gelir. İsimler tek kelimelik olduğu gibi, birden çok kelimeden ibaret de olabilir. Biçimce iki veya üç sözcük olmasına rağmen kavram olarak tektir; tek bir kavrama aittir; “<em>defter kabı</em>” görünüşte “<em>defter</em>” ve “<em>kap</em>” gibi iki sözcükten ibaret olmasına rağmen “<em>bir tek varlığı</em>” karşılayan kavramdır. “<em>Otomobil lâstiğ</em>i” de öyle, iki sözcük, tek bir kavramdır. Bunun için bir tek kavramı karşılayan iki veya daha fazla sözcükten oluşan bu tamlama tek sözcük niteliğindedir. Onun niteliğini belirten sözcük de bu kavramı karşılayan sözcüklerin en önüne gelir.</p>
<p>Yukarıdaki örneğimizi ele alacak olursak <strong>“Maliye Bakanı”</strong> tamlamasının içinde araya <strong>“eski”</strong> kelimesi giremez. Ancak en başa <strong>“Maliye”</strong>nin önüne getirilir. Bu <strong>“eski”</strong> niteliği <strong>“maliyenin”</strong>nin değil tamlamanın sonundaki <strong>“bakan”</strong>a aittir. <strong>“</strong>Onun için <strong>“Maliye Bakanı”</strong> bölünmez bir bütündür.</p>
<p>“<em>patlak otomobil lâstiği</em>” Elbette <em>patlak olan</em> nesne <em>“lâstik”</em>tir.</p>
<p> “<em>Patlak olan</em>” şey “<em>lâstik</em>”tir; onun için “<em>patlak</em>” sıfatı “<em>lâstik</em>” kelimesinin önüne gelmelidir, diye düşünülebilir. O zaman isim tamlamasının biçimi ve türü değişmelidir. Bence karıştırılan işte bu konudur; belirtisiz isim tamlaması ile belirtili isim tamlamasının özelliklerini bilmemek. Eğer bu son bahsettiğim şekilde düşünülüyorsa “<em>otomobilin patlak lâstiği</em>” şekline getirilmelidir. Burada söz konusu olan “<em>otomobilin dört lâstiğinden</em>” “<em>patlak olanı</em>”dır.</p>
<p>Unutulan en önemli konu ise bu kelime öbeğinin vurgusudur.  Öbeğin vurgusu sıfat üzerindedir.  İkinci derecede vurgulu olan sözcük ise birinci isimdir.</p>
<p>Sık sık karşılaştığımız yanlışların doğrularını şöyle verelim:</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="317" valign="top"><strong>YANLIŞ KULLANIM</strong></td>
<td width="317" valign="top"><strong>DOĞRU BİÇİMİ</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Maliye eski Bakanı</td>
<td width="317" valign="top">eski Maliye Bakanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Aydın eski Valisi</td>
<td width="317" valign="top">eski Aydın Valisi</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Aydın eski Milletvekili</td>
<td width="317" valign="top">eski Aydın Milletvekili</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Kuşadası eski Kaymakamı</td>
<td width="317" valign="top">eski Kuşadası Kaymakamı</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Millî Eğitim eski Bakanı</td>
<td width="317" valign="top">eski Millî Eğitim Bakanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Söke Devlet Hastanesi eski Baştabibi</td>
<td width="317" valign="top">eski Söke Devlet Hastanesi Baştabibi</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Söke Ticaret Odası eski Başkanı</td>
<td width="317" valign="top">eski Söke Ticaret Odası Başkanı</td>
</tr>
<tr>
<td width="317" valign="top">Aydın CHP eski milletvekili Mustafa Kemal Yılmaz</td>
<td width="317" valign="top">eski Aydın CHP milletvekili Mustafa Kemal Yılmaz</td>
</tr>
</tbody>
</table>
Posted in Blogroll  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/254/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/254/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/254/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/254/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/254/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/254/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/254/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/254/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/254/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/254/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=254&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/10/14/yine-eski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/10/eski.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">eski</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/09/15/kadir-gecesi/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/09/15/kadir-gecesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 18:44:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tebrikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kandi Tebriği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Kandiliniz mübarek,
Kadr&#8217;iniz yüksek,
Yüreğiniz şen,
Bahçeniz gülşen
Olsun&#8230;
 
Sofranız bereket,
Vücudunuz sıhhat,
Ülkemiz rahat,
Bulsun&#8230;
 
Mutluluğu, varlığı çok
Yoksulu, hastası yok
Güleni çok, 
Ağlayanı yok
Bir dünyaya
Kapıların açıldığı
Gecelerin habercisi
Olsun 
Kadir Gecesi&#8230;
15.09.2009 / 26 Ramazan 1430


Posted in Tebrikler Tagged: Kandi Tebriği      <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=250&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Kandiliniz mübarek,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Kadr&#8217;iniz yüksek,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Yüreğiniz şen,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Bahçeniz gülşen</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Olsun&#8230;</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
 <br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Sofranız bereket,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Vücudunuz sıhhat,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Ülkemiz rahat,</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Bulsun&#8230;</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
 <br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Mutluluğu, varlığı çok</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Yoksulu, hastası yok</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Güleni çok, </span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Ağlayanı yok</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Bir dünyaya</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Kapıların açıldığı</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Gecelerin habercisi</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Olsun </span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></span><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">Kadir Gecesi&#8230;</span></span></strong></strong></p>
<p><strong><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:medium;"><span style="font-family:Verdana;font-size:13.5pt;">15.09.2009 / 26 Ramazan 1430</span></span></strong></strong><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><span style="font-family:Verdana;font-size:10pt;"><br />
</span></p>
<p></span></p>
Posted in Tebrikler Tagged: Kandi Tebriği <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/250/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/250/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/250/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=250&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/09/15/kadir-gecesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>AYDOS&#8217;TA MEHTAP</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/23/aydosta-mehtap/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/23/aydosta-mehtap/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 19:28:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikâye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Yaşar ÇAĞBAYIR
İlk görüşümde Aydos’un zirvesi Mısır piramitleri gibi geldi bana. Ereğli Ovasından Halkapınar&#8217;a doğru minibüsümüz yol alırken, yol boyu sıralanan uzun uzun kavaklardan kurtulduğumuz sırada dikkatimi çekmişti ilk defa. Kuzey yamaçlarındaki yukarıdan aşağı doğru genişleyen bizimkilerin yanbaş veya çeyrekleme dedikleri uzun ince üçgenimsi kar dilimleri bu tepenin haşmetini bir kat daha artırdı, gözümde. Bakır kırmızısı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=225&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:right;"><strong>Yaşar ÇAĞBAYIR</strong></p>
<p>İlk görüşümde Aydos’un zirvesi Mısır piramitleri gibi geldi bana. Ereğli Ovasından Halkapınar&#8217;a doğru minibüsümüz yol alırken, yol boyu sıralanan uzun uzun kavaklardan kurtulduğumuz sırada dikkatimi çekmişti ilk defa. Kuzey yamaçlarındaki yukarıdan aşağı doğru genişleyen bizimkilerin yanbaş veya çeyrekleme dedikleri uzun ince üçgenimsi kar dilimleri bu tepenin haşmetini bir kat daha artırdı, gözümde. Bakır kırmızısı kayaların arasında bembeyaz kar yığınları uzanıyor. Hele öğleden sonra güneş, arkamıza geçmişse bir harika oluyordu manzara. Aşağıda vadiler yemyeşil meyve ağaçları ile dolu. Ama biraz yükselince önce bozarma, daha sonra da kızarma başlıyor, zirvede bu rengin yeknesaklığı kar dilimleri tarafından bozuluyordu. Aydos&#8217;un görkemini sergilemekte yardımcı oluyorlar gibiydi.</p>
<p>O yıl, her zaman öyle olmalı, kar en erken bu tepeye düştü. Bu kez kırmızılıktan eser kalmadı. Her taraf bembeyaz, yaldızlarla kaplandı. Zaman ilerledikçe kışa doğru kar aşağılara indi. Kasım sonlarında kasabayı da bahçeleri de sardı. Artık gözleri kamaştıran beyazlıktan başka renk kalmadı. Yukarılardan, tepelerden baktıkça sadece akarsular, kara birer yılan gibi uzanıp kıvrılıyorlardı. Irmakların, çayların, arkların yanlarına vardıkça, kıyılarda kalın kalın kar yumakları, alt yanları ise sudan sıçrayan damlacıklarla buz tutmuş, küçüklü büyüklü dişler oluşturmuş, açık timsah ağızlarının yanlarını andırıyordu.</p>
<p>Bahar geldiğinde Aydos&#8217;un ve Torosların bize bakan yamaçlarının yeşillenmesini bekledim. Ama nafile, her taraf çiçeğe çimene büründüğü hâlde bu yamaçların aşağılardan başlayan bakır kızıllığı yukarılara bulaştı gitti. Haziran geldiğinde, Aydos&#8217;un tepesinde Kırgız külahını andıran beyaz örtüden başka her yer kızardı, bozardı. Yeşilliği yaşamadan kızıllığa geçti.</p>
<p>Haziranda Aydos&#8217;ta başka bir güzellik ortaya çıktı. Mehtap. Ayın gümüş şavkı onu -hani ne demekse- peri kızları gibi büyülü bir güzelliğe bürüdü.</p>
<p>Ben çocukluğumdan beri hep merakla izlemişimdir. O yıllarımızın çoğu, gece gündüz demeden kırda bayırda geçtiği için Ay&#8217;ın ve Güneş&#8217;in yıllık hareketlerini çok iyi gözlemledim. Kışın Güneş güneye çekilince Ay, kuzeye doğru kayıyor. Yazın da tam bunun tersi oluyor Ay güneye, Güneş kuzeye&#8230; Ay bedir hâlindeki en büyük görünümünü kışın alıyor. Yaz gelip de güneye doğru kayınca tekerlek bir parça küçülüyordu.</p>
<p>Haziran ortalarına doğru bir şey dikkatimi çekti. Güneş çekilebileceği en kuzey noktaya kaymış, uzun uzun dünya yüzünü seyrediyordu. Ayın on dördüne daha birkaç gün vardı. Alt ucundan birazı, yenik duruyordu. Zaman ve mekân hesaplaması yaptım kabaca. Hesaplarıma göre iki gün sonra Ay, tam akşam namazı vaktinde Aydos&#8217;un tepesinden yüzünü bize gösterecekti.</p>
<p>Ertesi gün, bu hesabımı doğrulamak üzere akşam karanlığından önce kasabanın dışına çıktım. Elma, erik ve daha da önemlisi uzun kavakların yer almadığı bir yer ayarlamıştım kendime. Yol kenarında oldukça kaba bir kaya parçası vardı. Onun üzerine kuruldum. Gözümü Aydos&#8217;a diktim. Gün batımında Ay, çoktan Aydos&#8217;un tepesinde belirmişti. Tahminim doğruydu. Yarın karanlık bastığında, Ay da Aydos&#8217;un tepesinden kendini gösterecekti. Bir müddet ay ışığını, Aydos&#8217;u, Torosların üzerine kızıllık aksettirilmiş gümüş parçaları gibi parıldayan kocaman kayalarını izledim. Ay yükseldikçe bu kayaların gölgeleri bin bir çeşit şekle girdi. Ben onların her birini birer hayvan görünümüyle izledim. Ay yükseldikçe hayvanın şekli, görünümü hatta bazen cinsi bile değişirdi. Ayıdan, kartala; yatmış geviş getiren kocaman bir sığırdan alıcı kuştan korkup kaçan kara tavuğa; annesini emen keçi yavrusundan, havlayan çoban köpeğine geçişlerini çok izlemiştim. Bu akşam da bunların çoğuna ve değişik versiyonlarına daha büyük boyutlarda tanık oldum. Biraz daha oyalandım. Bakalım yarın nelere tanık olacağım. Yumuşak bir hayal ortamında, gevşemiş, dinlenmiş olarak evime yöneldim.</p>
<p>Bahçe aralarındaki yollardan, kavakların siyah bir süngü uzatılmış gibi yolu bir yandan öbür yana kesen gölgelerinden, kimi zaman göremediğim, bahçelerden taşan suların akarken aşındırdığı topraklardan açığa çıkan küçük yuvarlak taşlar üzerinde seke sendeleye, bir bahçenin ucunda yer alan tek göz evime vardım. Pencereden, gelen ay ışığının duvarda ve yerlerde uzunlamasına kırılmış cam parçaları gibi oynaşan hâllerine baka baka uyudum.</p>
<p>Sabah uyandığımda, akşamki duvarlara yansıyan gümüş beyazlığının yerini şimdi başka açıdan sarı sarı altın huzmeleri almıştı. Pencerenin önündeki elma ağacını dalları arasından yol bulup pencereden geçerek yüzümle birlikte boynuma kadar uzanan güneş demeti epeyce ısıtmış, biraz da terlemeye yüz tutmuştum. Perdeyi biraz ittirdim. Kendime gölge yaptım. Akşam seyredeceğim manzarayı düşündükçe içim içime sığmıyordu. Çocukken, böyle sevinçleri ya babam bizi ertesi sabah pazara götüreceğini söylediği akşam, ya da bayram öncelerinde arifeden bir gün önce yaşardım. Hele arife günü çörek dermeye giderken giymem için bana yeni elbise, yeni ayakkabı alınmışsa gözümü uyku tutmaz, defalarca kalkar kalkar bayramlıklarıma bakardım. Başka zamanlarda ne zaman geçtiğini bilmediğim gece o gün bitmez, bir türlü sabah olmazdı. Sabah namaza kalkan babamın hayattaki ayak tıkırtılarını duyunca sevinirdim. Sabah oldu nihayet, derdim. Herhalde bugün de akşamı edemeyeceğim. Hem de yılın en uzun günlerinden birini nasıl bitireceğimi bilemedim. Kasabayı baştan başa arşınladım. Bahçe yollarında, arık başlarında dolaştım. Tepelere çıktım. Ufukları seyrettim. Bir süre karşı yamaçlarda zihnen koyun güttüm, davar otlattım. Kaya başlarında kaval çaldım. Sürülerimi derelere indirdim, suvardım. Aslında ben kaval çalmayı bilmem. İş olsun, öyle düşündüm. Önceleri kavalımdan &#8220;füüt, füüt, üüft üfft&#8221; gibi bir notaya veya usule gelmeyen sesler çıkarmama rağmen hayalen de olsa kısa zamanda kaval çalmayı öğrendim. Önce &#8220;Karadır kaşların ferman yazdırır&#8221; türküsünün melodisi taşlarda, kayalarda, karşı yamaçlarda yankılandı. Bütün koyunlarım önce başlarını kaldırdılar, kulaklarını öne doğru eğdiler, burun kapaklarını oynatarak bir müddet öylece beklediler, yani beni dinlediler. Sonra sesin etrafında toplanıp otlamaya başladılar. Hızımı alamadım, çantamdan &#8220;sipsi&#8221;mi çıkardım. Önce bir &#8220;çığırtma&#8221;, ardından &#8220;Akmayası çağlar, nerelere koydun Ümmü&#8217;mü&#8221; türküsünün yanık nağmeleri yayıldı çevreye. Koyunlardan bazıları ot yerken dudakları yerde otları kavramış haldeyken koparmadan öylece bir miktar bekleyip türküme kulak verdiler. Artık bu kadar hüzün yeter deyip &#8220;Karabaş goyunumu güde güde getirdim&#8221; türküsünü sipsiyle seslendirdim. Koyunlara biraz neşe geldi, otlamayı hızlandırdılar. Sağa sola hızlı hızlı gidip gelir oldular. Derken öğlen sıcağı bastırmadan hayladım. Koyunlar gidecekleri yeri ve yönü çok iyi biliyorlardı. Art arda dizildiler, keçi yolağından dolanarak eğrek yerine vardılar. Türküde olduğu gibi kaba ağaç altına yatırdım. Hava serinleyince suyun öte yakasına geçirdim, yamaca ağdırdım. Saate baktım, daha on, bilemedin on beş dakika geçmiş. Bu sefer çobanlığıma gece hareketi ekledim ve memleketime, kendi köyümün dağlarına döndüm. Bunların yalandan ve vakit geçirmek için olduğunu biliyordum. Yani kendimi oyaladığımı, bir yönüyle kendimi aldattığımı biliyordum. Ama ne yaparsın, akşam olsa da gün batmadan yol kıyısındaki Kabakaya&#8217;nın başında olsam ivecenliğini gösteriyor, bunu da çok arzuluyordum. Akşam olmak bilmiyor, zaman ayaklarını sürüdükçe sürüyordu. Boş insan, vakit de geçiremiyor. Oysa iki gün önce sınav yapmıştım. Sabahın erken saatinde okula gelmiş, arkadaşlarla sınav soru ve cevaplarını hazırlamış, sınavın başlama saatine zor yetiştirebilmiştik. Zamanı bir türlü yakalayamamıştık. Hele sınavdan sonra kâğıtların birinci incelemesi, akşam ettirmişti. Gün batı ufkunda kaybolmadan okuldan ayrılabildiğimize şükretmiştik.</p>
<p>Bugün bana zaman yetişemiyor, önceki gün benim zamana yetişemediğim gibi. Ben zamandan çok daha hızlı gidiyorum. Demek ki zaman da izafi diye biraz felsefe yapmaya yöneldiğim de olmuyor değil. Ama şimdi böyle ağır düşüncelerle zihnimi karıştırmak, hayallerimi bulandırmak istemiyorum. Zaman ne yaparsa yapsın; ister görecelikli, isterse göreceliksiz olsun umurumda değil. Tek isteğim var, zamanın çabuk geçmesi ve akşamın bir an evvel olması. Yolum arık başından dolanırken tanıdık, -kasabada tanımadığım yok ya- bir amcaya rastladım. Bağ budamak için uğraşıp durur. Kollarında takat kalmamış, yaşlılıktan. Bağ budamayı bilmem ama testere tutmasını, bıçak kullanmasını iyi bilirim. Kendisine “Sen kesilecek olanları bana tarif et, ben keseyim.” dedim. Amca gösterdi ben kestim, tarif ettiği biçimde. Kâh bıçkıyı aldım elime, kâh budama çakısını&#8230; Bağ bitti, bir de baktım ki akşam olmak üzere, güneş devrilmiş. Şu geçiremediğim zaman ne de çabuk geçip gitmiş. Adamcağız, dua ede ede evinin yolunu tutarken ben de yol kenarındaki Kabakaya&#8217;ma yöneldim. Oysa buraya gelene kadar günün üçte birlik kısmını ancak geçirebilmiştim. Can sıkıntısından neredeyse patlayacaktım. Yahu, Fransızlar şu atasözlerini boşuna söylememişler: &#8220;Can sıkıntısının panzehiri çalışmaktır.&#8221; Bu söz ortaokulda okurken bizim sınıfın giriş kapısının yanında asılı bir tabelada Fransızca olarak yazılıydı. Şimdi sözün kime ait olduğunu ve bütününü Fransızca olarak hatırlayamam ama &#8220;travail&#8221; kelimesi geçiyordu içinde.</p>
<p>Akşam güneşi görünmez olunca, Kabakaya&#8217;nın güney-doğuya bakan yanında, traktör koltuğunun çanağını andırır bir oyukluğa vardım yerleştim. Daha doğrusu oturak yerimi yerleştirdim. Parmaklarımı birbiri arasına geçirerek ellerimi başımın arkasına kenetledim. Ve başımı, ellerimi taşa yasladım. Aydos karşımda, akşam kızıllığında açılmaya davranan kırmızı gül goncasının burnu gibi göründü gözüme. Renkler, çizgiler, desen harika; kırmızı ile kahverengi arasında, yer yer saman sarısına veya altın kızıllığına kaçan dalgalı dalgalı oynaşmalar. Sanki dallardaki serçeler oynaşıp cıvıldaşıyormuş gibi, Aydos&#8217;un yamaçları birbiri ile renk cümbüşü yaparak yarışıyor&#8230;</p>
<p>Olduğum yer kararmaya değil de renkler birer ikişer ton koyulaşmaya başladı. Aydos&#8217;ta renkler daha doğrusu bakır kızılının tonları birbiri ile oynaşıyor, canlı canlı cümbüşe katılıyor. Biraz daha geçti. Batı ufkuna dönüp baktım, yeryüzü yükseltileri ile göğün birleşmiş gibi göründüğü yerde katı bir çizgi var. Daha doğrusu çizgi denemez buna. Koyu karanlıktan, akşam karanlığının lacivert bozması maviliğine mi desem, yoksa tirşe mavisi mi, bambaşka bir kesin ve net açık tonluluğa geçiliyor.</p>
<p>Akşam ufkunu, daha doğrusu batı ufkunu seyredeyim derken asıl amacımdan uzaklaşır gibi olduğumu hissettim ve tekrar Aydos&#8217;a döndüm. Batı ufkundaki dağların tepelerin aksine Aydos aydınlık, yine batı göğünün açık renkliliğine rağmen Aydos&#8217;u arkadan kuşatan ufkun ve üzerindeki gökyüzü parçası kopkoyu. Gece karanlığı, geliyorum diyor.</p>
<p>Camiikebir&#8217;in minaresinden Ali Hoca&#8217;nın okuduğu ezan sesine diğer camilerden başka başka ton ve makamlarda diyeceğim ama makamsızlıklarla okunan ezanlar birbirine karıştı. Bunlar yarılamışken karşıdan İvriz camisinin minaresinden köylülerden birinin düpedüz okuduğu ezan yetişti. Birkaç dakika içinde hepsi bitti. Ortalığa sessizlik hâkim oldu diyeceğim ama, kır ortamının gece müzisyenleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Çaydan kurbağa vıraklama­ları, taşların, otların arasından karafatma, çayır çekirgesi ve daha bilmem hangi türden kemanlar birbirine karıştı. Doğal bir orkestra başladı. Benim kulağım bu sesleri işitmesine rağmen dikkatim gözlerimde, gözlerim Aydos&#8217;un tepesinden ha göründüm ha görünüyorumda olan dolunayda. Derken dikkatimi ve bu güzel senfoni sunumunu bir gürültü bozdu: İvriz çayında bir patlama sesi. İki üç dakika geçmeden bir ikincisi. Birileri dinamitle balık avlamada galiba, diye geçirdim içimden. Bu işin ne kadar canice olduğunu, çocuklara bir derste balık anatomisi üzerine yazılmış bir makaleyi okuyarak açıklamaya çalışmıştım. Orada yazılanlar aklıma geldi. Onlarca iri balık, yüzlerce yavru, binlerce milyonlarca başkalaşım geçirmeye davranan, larva adını verdiğimiz yavrucuklar yok olup gidiyor. Geleceğin balıkları şimdiden yok ediliyor. Yalnız balıklar mı sivrisinek sürfeleri, kepçekulak kurbağa yavruları daha benim bilmediğim binlerce çeşit su canlısı. Sahi o, patlamadan önceki neşeli orkestra nere gitti, onlar da mı dinamit patlaması ile yok oldular? Hiçbir ses çıkmıyor. Sadece kulaklarımda sessizliğin verdiği çınlama mı desem yoksa inleme mi bir ses, bir uğultu var. Neşem kaçtı. Ulan balıkçı, Allah seni bildiği gibi etsin, o iyi bilir, ne edeceğini deyip kendi konuma dönmeye çalıştım. Beş dakika önce gördüğüm güzellikleri göremez oldum. Gerçi hava kararmıştı. Aydos&#8217;un bu yüzündeki şekiller, birer kara bulut altına düşmüş görüntüden ibaret kaldılar. İnsanın içi kararınca, gözü de kararıyor galiba, diye düşündüm.</p>
<p>Ortalık büyük bir sessizliğe ve ıssızlığa büründü. Böyle sessizliklerde insanın içinden gelen gürültüler çoğalıyor. Başka zamanlar, isanın hiç duymadığı iç gürültüleri, karın gurultuları, yürek tıpırtıları sanki doktorların kulaklarına taktıkları aletle dinliyormuşçasına kulağının ortasına ortasına baskına geliyor.  Bazı insanların yalnız kaldıklarında gaipten duydukları sesler bunların yanlış yorumlanması olmalı diye geçiriyorum, içimden&#8230;</p>
<p>Aydos, şimdi ufukta belli belirsiz duruyor. Ardındaki karanlıkla kendi rengi birbirine denkleşiyor gibi&#8230; Fakat daha bu denkleşme başlamadan arkadan kırmızısı baskın turuncu bir aydınlanma çıktı. Önce Aydos’un zirvesinin hatları keskinleşti. Bu yüzündeki şekiller silindi. Sanki koyu bir boya ile yapılmış suluboya resmi gibi geldi bana. Işıkla karanlık kıpırdaşmaya başladı. Biri çekilme, diğeri de işgal etme telaşı içindeler. Karanlık, zirveden yavaşça sıyrıldı. Yerine beyaz, zarif tüller dökülmeye başladı gökten. O an ay yuvarlağının ucu Aydos’un burnunu toslayıp çıktı. Ayın üst ve iki yanı, bir parçası kesilip alınmış portakal görünümünü aldı. Rengi de tam bir portakal&#8230; Portakal zirveye sürtüne sürtüne biraz daha yükseldi, tam tepede&#8230; Aydos, burnunun ucunda top çeviren bir yunus şimdi.</p>
<p>Zirvenin aşağılarında aydınlık ve karanlığın birikte oluşturduğu şekiller ortaya çıkmaya başladı. Aydınlık ve karanlık görülen ve bilinen renklerin dışında bir hal sergiliyor. Aydınlıklar parlak gümüş, karanlıklar ise parlatılması unutulmuş gümüş pasının karartıları gibi&#8230;</p>
<p> <img class="aligncenter size-full wp-image-231" title="Aydos'ta Mehtap" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/aydosta-mehtap1.jpg?w=492&#038;h=268" alt="Aydos'ta Mehtap" width="492" height="268" /></p>
<p>Ay, ağır ve temkinli hareketle iyice ve olanca haşmetiyle kendini bize gösterdi. Şimdi, Aydos ve etekleri, mehtabın serin huzmelerinden kat kat dikilmiş tül elbiseyi giyinmiş, karşıda süzülmekte&#8230; Biraz önce patlama sesi ile susmuş bulunan bütün börtü böcek tekrar doğal korosuna başlamış, bilmem kaçıcı sefoniyi sunuyorlar. Bu senfoninin ne zaman başladığını bilmiyorum ama başlamış işte&#8230; Sanki hep birlikte Aydos’un güzelliğine methiyeler düzüyorlar&#8230; Onlar da benim gibi bu mehtabı, bu güzelliği doyasıya yaşıyorlar&#8230;</p>
<p>Mehtabın bir anı, bir anına uymuyor. Sürekli değişim ve gelişim halinde&#8230; Ay zirveden durmadan uzaklaşıyor, uzaklaştıkça ortalık biraz daha berraklık kazanıyor. Şimdi her taraf, ayna yansımasının gözlere yığdığı billur berraklığının ardında kalmış gibi hoş ve yumuşak&#8230; Aydos’la birlikte Torosların görünebilen yüzü çok şeffaf bir kristal içine yerleştirilmiş biblo gibi saf ve net bir güzellik sergiliyor. Bu güzellik ne anlatılabilir, ne de resmedilebilir. Hiçbir fırçanın buna gücü yetmeyeceği gibi hiçbir objektif de bu anı görüntülemeye muktedir değildir. Çünkü bu güzellik, yalnız fizik ortamın ürünü olmaktan çok benim iç dünyama ait.</p>
<p>Mehtabın sergilediği güzelliği, doya doya sindirmeye çalışıyorum. Doya doya diyorum ama, doymak mümkün değil&#8230; Çünkü, güzellikler ardı ardına sergilenmeye devam ediyor. Onu da göreyim, bunu da göreyim derken bir türlü ayrılamıyorum&#8230;</p>
<p>İleriden, derenin alt başından doğru kulağıma bir tıkırtı mı yoksa bir hareketin sesi mi desem, bir ses geldi veya ben duyar gibi oldum. Bizim oralarda bu tür sese “dıvıştı” derler. Oralı olmadım. Ama daha sonra bu ses güçlendi, dikkatli basılan ayak seslerine benzedi. Her ne kadar dikkatimi mehtaba çevirmeye çalıştımsa da olmadı. Çünkü, ayak seslerinin muhatabı bendim. Bana sanki, habersizce yaklaşmak niyetiyle yavaş atılan adım sesleriydi bunlar&#8230; Tek bir kişiye ait olmadığı, adımların atılış biçimlerinden, yere basarken çıkardığı pıtırtıdan gayet kolay anlaşılıyordu. Hatta bu kişilerin, ayak boylarının farkından tutun da, o ayakların taşıdığı gövdenin cesamatine kadar pek çok şeyi ele veriyordu. Hani herkesin bir parmak izi varmış ya, işte onun gibi herkesin de ayrı bir ayak sesi var galiba.  Hatta bu ayak seslerinden birinin sahibi şehirde büyümüş birine benziyor. Adımlarını, ne kadar dikkat ederse etsin, ayağını yavaş kaldırıp hızlı basıyordu. Köyde, kırda büyümüş olsaydı hızlı kaldırıp yavaş basacaktı; toprağı incitmekten korkuyormuşçasına&#8230; Aslında bu hareket, ayağının altı ile toprağı, daha doğrusu yeri, hissetmek içindir. Köylü, bastığı yeri görmeyebilir&#8230; Ama iyi hisseder. Öyle olmasaydı, kır hayatı akşamla birlikte son bulurdu. Oysa kırda yaşam gece gündüz hareketlidir. Bunun sonucu, köylülerin ayak altlarında toprağı algılama yetisi gelişmiştir. Köylüler zifiri karanlıkları işte bu yeti sayesinde delip geçerler.</p>
<p>Ayak sesleri, iyice yaklaştı&#8230; Keyfimi son ana kadar bozmak niyetinde değilim. Bu Aydos mehtabını, bir daha ancak üç yüz altmış dört gün sonra yakalayabilirim&#8230; O zamana kim bilir&#8230;</p>
<p>-Dur, kıpırdama!</p>
<p>-Elleri kaldır!</p>
<p>Mehtap da, mehtabın büyüsü de, mehtapta Aydos seyri ziyafeti de bitti.</p>
<p>Karakol komutanı, iki erle karşımda bitti.</p>
<p>-Hayrola komutan? Ne suç işledik?</p>
<p>-Vay, hoca sen misin? Biz, balıkçı sandık.</p>
<p>-Balıkçılar, Aydos mehtabında mı tutar balığı?</p>
<p>-Ne bilelim, buralarda saklanmışlardır diye düşündük.</p>
<p>-Dinamit patlayalı ne zaman oldu? Onlar çoktan evleri-ne varmışlardır. Hatta balıklar kızarmış, rakı kadehinin yanında yerlerini almıştır bile&#8230;</p>
<p>-Sahi, sen ne arıyorsun burada?</p>
<p>-Sizin yapamadıklarınızı&#8230; Mehtabı seyrediyorum&#8230; Aydos’ta mehtabı&#8230;</p>
<p>-Allah, akıl fikir versin&#8230;</p>
<p>-Amin&#8230; Cümlemize&#8230;</p>
Posted in Hikâye  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/225/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/225/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/225/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/225/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/225/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/225/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/225/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/225/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/225/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/225/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=225&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/23/aydosta-mehtap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/aydosta-mehtap1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aydos'ta Mehtap</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İLGİNÇ RESİMLER</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/16/ilginc-resimler/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/16/ilginc-resimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 May 2009 18:22:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[

 
 
 
 
 
 
 
 
Posted in Resim       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=215&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div id="attachment_216" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-216" title="13.05.2009 012" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/13-05-2009-012.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Allah Rızası İçin" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Allah Rızası İçin</p></div>
<div class="mceTemp">
<div id="attachment_217" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-217" title="16.05.2009 081" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-081.jpg?w=300&#038;h=225" alt="En iyi temizlik kirletmemektir." width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">En iyi temizlik kirletmemektir.</p></div>
</div>
<div id="attachment_219" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-219" title="16.05.2009 005" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-005.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Odunpazarı Evleri" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Odunpazarı Evleri</p></div>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<div id="attachment_243" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-243" title="R25 001" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/r25-001.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Gel Keyfim Gel" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Gel Keyfim Gel</p></div>
<p> </p>
<div id="attachment_220" class="wp-caption alignleft" style="width: 235px"><img class="size-medium wp-image-220" title="16.05.2009 054" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-054.jpg?w=225&#038;h=300" alt="Cehennemin Yolu" width="225" height="300" /><p class="wp-caption-text">Cehennemin Yolu Altınla Kaplıdır</p></div>
Posted in Resim  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/215/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/215/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/215/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=215&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/05/16/ilginc-resimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/13-05-2009-012.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">13.05.2009 012</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-081.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">16.05.2009 081</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-005.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">16.05.2009 005</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/r25-001.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">R25 001</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/05/16-05-2009-054.jpg?w=225" medium="image">
			<media:title type="html">16.05.2009 054</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GÖNLÜM ANADOLU&#8217;YA DÜŞTÜ</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/21/gonlum-anadoluya-dustu/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/21/gonlum-anadoluya-dustu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 15:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap İnceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/21/gonlum-anadoluya-dustu/</guid>
		<description><![CDATA[
Gönlüm Anadolu&#8217;ya Düştü, Ali Sarayköylü&#8217;nün kitabının adı. Adı, şiirsel bir ifade taşımasına rağmen bir öykü kitabı&#8230; Anılara dayalı öyküler&#8230; Anadolu&#8217;da görev yapan bir öğretmenin hayatından küçük kesitler. Öykülerin hemen hepsinde kendisi var&#8230; Üçüncü kişi ağzından anlattıkları bile aslında kendi yaşadıkları&#8230;
 
Bu öykülerde Anadolu insanı bir yanda, köylülerle birlikte olmak zorunda bulunan öğretmenin kendi yaşama çabası, çevresindekiler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=210&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><em><img class="alignleft size-medium wp-image-208" title="gonlum-anadoluya-dustu" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/gonlum-anadoluya-dustu.jpg?w=211&#038;h=300" alt="gonlum-anadoluya-dustu" width="211" height="300" />Gönlüm Anadolu&#8217;ya Düştü, </em>Ali Sarayköylü&#8217;nün kitabının adı. Adı, şiirsel bir ifade taşımasına rağmen bir öykü kitabı&#8230; Anılara dayalı öyküler&#8230; Anadolu&#8217;da görev yapan bir öğretmenin hayatından küçük kesitler. Öykülerin hemen hepsinde kendisi var&#8230; Üçüncü kişi ağzından anlattıkları bile aslında kendi yaşadıkları&#8230;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;">Bu öykülerde Anadolu insanı bir yanda, köylülerle birlikte olmak zorunda bulunan öğretmenin kendi yaşama çabası, çevresindekiler ışık olma, onlara hayatı kolaylaştırma girişimleri yalın anlatımlarla sıralanıp gidiyor. Bitene kadar elden bırakmak mümkün değil. Yazarın yalnız Türkiye&#8217;de değil, on yıllık Almanya izlenimleri; Almanya&#8217;dan Türkiye&#8217;nin, Türkiye&#8217;den Almanya&#8217;nın görünüşü&#8230; Hele izinli gelişlerdeki yol maceraları&#8230; Almanya&#8217;da çalışan işçilere Türkiye&#8217;de hangi gözle bakıldığı&#8230; Almanya&#8217;daki araç alım satımlarının yalın ve kolaylığı yanında Türkiye&#8217;de çekilen sıkıntılar&#8230; Gümrükler&#8230; İnsanın insana ettikleri&#8230; <img class="alignright size-medium wp-image-209" title="gonlum-anadoluya-dustu-arka" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/gonlum-anadoluya-dustu-arka.jpg?w=211&#038;h=300" alt="gonlum-anadoluya-dustu-arka" width="211" height="300" /></p>
<p><font size="3"><font face="Times New Roman"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;">Sayın Sarayköylü, ilk kitabını yayınladı. İnşallah moral kırıklığına uğramaz&#8230; Aynı üslup ve yalınlıkta yenilerini görürüz&#8230; Hayırlı olsun hemşerim <em>Gönlüm Anadolu&#8217;ya Düştü.</em>..</p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
<p></font></font></span><font size="3"> </p>
<p></font></span> </p>
<p> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
Posted in Kitap İnceleme  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/210/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/210/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/210/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=210&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/21/gonlum-anadoluya-dustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/gonlum-anadoluya-dustu.jpg?w=211" medium="image">
			<media:title type="html">gonlum-anadoluya-dustu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/gonlum-anadoluya-dustu-arka.jpg?w=211" medium="image">
			<media:title type="html">gonlum-anadoluya-dustu-arka</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Resimlerim</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/resimlerim/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/resimlerim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 14:52:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resimlerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[
 
 
 
 
 
 
Küçük Dağlar da Görkemlidir
 

 
 
 
 
 
 
Küçük Sular da Çağlar

 
 
 
 
 
 
Bu da Damla Toprak
 

 
 
 
 
 
 
Bizim Gökyüzümüz
Posted in Resimlerim       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=197&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="alignleft size-medium wp-image-204" title="Küçük Dağlar da Görkemlidir" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-0311.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Küçük Dağlar da Görkemlidir" width="300" height="225" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Küçük Dağlar da Görkemlidir</p>
<p> </p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-205" title="Küçük Sular da Çağlar" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-029.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Küçük Sular da Çağlar" width="300" height="225" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Küçük Sular da Çağlar</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-206" title="Bu da Damla Toprak" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/12-nisan-2009-0361.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Bu da Damla Toprak" width="300" height="225" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Bu da Damla Toprak</p>
<p> </p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-202" title="Bizim Gökyüzü " src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-005.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Bizim Gökyüzü " width="300" height="225" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Bizim Gökyüzümüz</p>
Posted in Resimlerim  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/197/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/197/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/197/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=197&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/resimlerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-0311.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Küçük Dağlar da Görkemlidir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-029.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Küçük Sular da Çağlar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/12-nisan-2009-0361.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Bu da Damla Toprak</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/04/kir-resimleri-16409-005.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Bizim Gökyüzü </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BEN ÖĞRETMENİM</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/ben-ogretmenim/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/ben-ogretmenim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 14:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Ben Öğretmenim; bir öğretmen nasıl olması gerekirse öyle olmaya çalışan….
Okumanın gerekliliği ve büyüklüğü karşısında “Oku!” emrine boyun eğerek okuyan kuşaklar sağlamaya çalışan;
Kendisine öğretilen bir harf için “kırk yıl” kölelik değeri biçen “Allah’ın Aslanı”nın yücelttiği bir mesleğin mensubu;
“Beşikten mezara kadar” bilgi arayanlara arama yollarının göstericisi;
Ve aynı yolun yolcusu olarak “Bilgi Çin’de de olsa arayan” ve bulan, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=184&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Ben<span> </span>Öğretmenim; bir öğretmen nasıl olması gerekirse öyle olmaya çalışan….</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Okumanın gerekliliği ve büyüklüğü karşısında “Oku!” emrine boyun eğerek okuyan kuşaklar sağlamaya çalışan;</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Kendisine öğretilen bir harf için “kırk yıl” kölelik değeri biçen “Allah’ın Aslanı”nın<span> </span>yücelttiği bir mesleğin mensubu;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">“Beşikten mezara kadar” bilgi arayanlara arama yollarının göstericisi;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Ve aynı yolun yolcusu olarak “Bilgi Çin’de de olsa arayan” ve bulan, buldukça da eksiğini anlayan araştırıcı; BİR ÖĞRETMENİM!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Türk yollarının “Batıya! Batıya!” uzandığı çağda ulu Türkistan Hoca Ahmet Yesevî’­nin Anadolu’ya attığı meş’ale;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">“İlim, ilim bilmektir / İlim, kendini bilmektir.” sözüyle insanın asıl amacının kendini tanımak ve bilmek olduğunu hatırlatan derviş Yunus’un bayraktarı olarak yaratılmışların en güzeli olan “insanı” tanımaya çalışan;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Herkesin umudunu sıfırladığı bir çağda, kurduğu “ümit dergâhı”na “Ne olursan ol, yine gel!” diye bütün insanlığı çağıran, iyiliğe güzelliğe ve mutluluğa yönlendiren Hazreti Mevlâna’nın çığırtkanı; BİR ÖĞRETMENİM!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Serhat boylarında at koştururken yüce “Hakan”ın atının bile öne geçemediği kolbaşı; atının ayağından sıçrayan çamurun en büyük devlet nişanlarından daha üstün görüldüğü mevkiin sahibi; ÖĞRETMENİM</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">En nihayet, “Vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmekle yükümlendirilmiş laik Cumhuriyet eğitmeni; BİR ÖĞRETMENİM!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Öğretmenliğin bilincine eriştikten bu yana bir an bile unutmadığım, unutamadığım vatan-millet aşkıyla dolu; çalışmayı, görevi ibadet sayan, işinde “Yunus’un odununca doğruluk” arayan, cefakâr, fedakâr, çalışkan öğrencilerimin; ÖĞRETMENİYİM.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Bu nedenlerden ötürü öğrencilerime diyorum ki:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Sevgili gençler, sizleri okulunuzdan mezun olduktan sonra işinize yarayacak pek çok bilgi ve beceri ile donattık. Ama hayatınızın bundan sonraki kısmında söze öğütten başka rehberliğimiz pek çoğunuza nasip olmayacaktır. Size, öğretmenlerimizden ve öğretmenliğimizden edindiğimiz öğütleri aktarmaktan öte ne yapabiliriz? Bunu böyle bilin. Öğretmenlerimden birinin tavsiyelerini size aynen iletiyorum: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><em><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">“Hayatınız boyunca kimseye boyun eğmeyiniz, kimseye yağcılık yapmayınız. Yağcılık yaparak insan üst mevkilere gelebilir, yükselebilir. Ancak böyle gelinen her basamağın bir bedeli vardır ve bu bedel sizin ruh binanızdan koparılan tuğlalardır. Ve yine unutmayınız ki bu yağcılık denen tabasbus merdiveninin sonu yoktur; bir türlü bitmek bilmez. Kısacası daha işin başında iken kula kul olmayınız.<a name="_ftnref1"></a>”</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Yavuz Sultan Selim Han’ın dediği gibi:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0;"><em><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Yatma tilki gölgesinde</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0;"><em><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Ko yesin aslan seni;</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0;"><em></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><em>Geçme namert köprüsünden</em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><em>Ko aparsın sel seni.</em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Ayrıca, çevrenizi iyi tanıyınız. “Çevrenizden” derken ben sadece doğayı kast etmiyorum. Fizikî çevreniz kadar sosyal ve manevî çevrenizi de kast ediyorum. Çevrenizi, doğayı, insanları gayet iyi tanıyınız. Çünkü siz bu çevrenin ortasındasınız. Bütün işleriniz çevrenizle ilgilidir. Kendinizi ne doğadan, ne insanlardan ne de toplumsal ortamdan ayırıp soyut olarak yaşayamaz, çalışamaz, geçinemezsiniz. İnsanları özellikle iyi tanıyınız. Tanıyınız ki onlara olduklarından fazla değer, kendinize de olmanız gerekenden daha aşağı alçak gönüllülük yüklemeyiniz. Alçakgönüllülüğün aşırısı gerçek aşağılıktır ve haramdır. Çevrenize olduğundan fazla değer vermediğiniz gibi olduğundan daha aşağı da görmeyiniz. Çünkü bu haksızlıktır; adaletsizliktir. Adaletsizlik ise tam anlamıyla zulümdür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1cm;margin:0 0 6pt;"><span style="font-family:Arial;font-size:12pt;">Yarının öğretmenleri, gününüz kutlu olsun!</span></p>
<div>
<hr size="1" />
<div id="ftn1">
<p class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn1"></a><span style="font-family:Times New Roman;font-size:x-small;"> Doğan TOKER, Denizli Lisesi Kimya Öğretmeni (1964)</span></p>
</div>
</div>
Posted in Blogroll  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/184/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/184/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/184/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=184&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/04/19/ben-ogretmenim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÇANAKKALE İÇİNDE AYNALI ÇARŞI</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/03/28/canakkale-icinde-aynali-carsi/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/03/28/canakkale-icinde-aynali-carsi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 09:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap İnceleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[
 
Bu başlık, bizim millî savaşlarımızın vatandaşın millî şuurunda bıraktığı izleri yansıtan türkülerimizden birinin bir dizesi. Ancak benim burada sözünü edeceğim konu kardeşim Abdülkadir Güler&#8217;in Çanakkale-Gelibolu anılarını ebedîleştirdiği bir kitabı ile ilgili. Bundan altı yıl önce bir grup arkadaşı ile birlikte Çanakkale&#8217;ye gidiyor dostum. Orada şehitliklerimizi gezerken edindiği izlenimleri, içine doğan duygulanımları kitaplaştırma yolunu seçiyor. O [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=190&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"> </p>
<p><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"><img class="alignright size-medium wp-image-191" title="c-aynali-carsi" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/03/c-aynali-carsi.jpg?w=212&#038;h=300" alt="c-aynali-carsi" width="212" height="300" />Bu başlık, bizim millî savaşlarımızın vatandaşın millî şuurunda bıraktığı izleri yansıtan türkülerimizden birinin bir dizesi. Ancak benim burada sözünü edeceğim konu kardeşim Abdülkadir Güler&#8217;in Çanakkale-Gelibolu anılarını ebedîleştirdiği bir kitabı ile ilgili. Bundan altı yıl önce bir grup arkadaşı ile birlikte Çanakkale&#8217;ye gidiyor dostum. Orada şehitliklerimizi gezerken edindiği izlenimleri, içine doğan duygulanımları kitaplaştırma yolunu seçiyor. O günleri kalıcılaştırıyor.<span>  </span>Dolayısıyla kendi deyimi ile &#8220;şehitlerimize vefa borcunu&#8221; ödemiş oluyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"><img class="alignleft size-medium wp-image-192" title="c-aynali-carsi1" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/03/c-aynali-carsi1.jpg?w=209&#038;h=300" alt="c-aynali-carsi1" width="209" height="300" />Bu kitabın geçtiğimiz ay içinde (aslında Kasım 2008 olarak belirtilmesine rağmen, elde olmayan bir takım gecikmelerle) DÖRDÜNCÜ baskısı yayımlandı. Güler, her baskıya yeni yeni bilgiler ve belgeler eklemeyi de ihmal etmedi. Bu dördüncü baskı eklemelerle 280 sayfayı buldu. Eline diline sağlık demekten kendimi alamıyorum. Nice yeni yeni baskılara&#8230; Yeni yeni eserlere&#8230; Allah&#8217;ın inayeti üzerine olsun&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kitabı edinmek isteyenler için adres: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Abdülkadir Güler, </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Yenikent Güzelevler </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">5. blok d. 3/6 Söke-AYDIN</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:36pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Tel: 0256 5110142</span></span></p>
Posted in Kitap İnceleme  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/190/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/190/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/190/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=190&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/03/28/canakkale-icinde-aynali-carsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/03/c-aynali-carsi.jpg?w=212" medium="image">
			<media:title type="html">c-aynali-carsi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2009/03/c-aynali-carsi1.jpg?w=209" medium="image">
			<media:title type="html">c-aynali-carsi1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN ARDINDAN</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/02/20/bahtiyar-vahabzade%e2%80%99nin-ardindan/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/02/20/bahtiyar-vahabzade%e2%80%99nin-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2009 15:09:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Yaşar ÇAĞBAYIR
Türk dünyasında tanınan ve Azerbaycan&#8217;da SSCB döneminde ‘Halk Şairi’ adına layık görülen Bahtiyar Vahabzâde’nin, başkent Bakü&#8217;deki evinde 13 Şubat 2009 günü vefat ettiğini televizyonlardan öğrendik. O, Türk dünyasının yaşayan en büyük şairlerinden biri olarak niteleniyordu. Uzun süredir hasta olduğu kaydedilen ve 84 yaşında hayata veda eden Vahabzâde, yıllarca öğretim üyeliği yaptığı Bakü Devlet Üniversitesi&#8217;nde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=182&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;" align="right"><strong><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Yaşar ÇAĞBAYIR</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0 3.6pt 0 0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Türk dünyasında tanınan ve Azerbaycan&#8217;da SSCB döneminde <strong>‘Halk Şairi’ </strong>adına layık görülen Bahtiyar Vahabzâde’nin, başkent Bakü&#8217;deki evinde 13 Şubat 2009 günü vefat ettiğini televizyonlardan öğrendik. O, Türk dünyasının yaşayan en büyük şairlerinden biri olarak niteleniyordu. Uzun süredir hasta olduğu kaydedilen ve 84 yaşında hayata veda eden Vahabzâde, yıllarca öğretim üyeliği yaptığı Bakü Devlet Üniversitesi&#8217;nde düzenlenen törenden sonra ebedî istirahatgâhına uğurlandı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0 3.6pt 0 0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Vahabzâde’yi tanımam, 1970’li yıllarda oldu. Kimi kitaplarını, yurtdışında yayınlamak zorunda kalmıştı. O zamanlar Azerbaycan ile aramızda kalın bir duvar olduğu için doğrudan ilişki mümkün olamıyordu. Almanya’daki dostlar aracılığıyla bana birkaç kitabı ulaşmıştı. Azerî Türkçesinin güzelliğini, akıcılığını ve samimiyetini ilk ondan tatmıştım. Bu güzelliğin kaynağını yıllar sonra Azerî Edebiyatı üzerine okuduğum kitaplarda bulabildim: Azerî Türkçesi daha 18.yy’da halk diliyle kaynaşmıştı. Halkın dil zevki, aydınların diline yardımcı olmuştu. Ve burada bir şeyi daha vurgulamak gerekir; okumak ve okullaşmak 19.yy’a gelindiğinde Azerbaycan’da bitmişti. O yüzdendir ki Azerbaycan’da en az basılan kitabın baskı sayısı on binlerdedir. Ötüken Türkçe Sözlük’ün kaç adet basıldığını soran bir Azerî dostuma, üç bin cevabını verince, şaşkınlığını gizleyememişti.<span style="font-size:10pt;"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Azerbaycan’ın en ünlü şair, drama yazarı ve bilim adamlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 tarihinde Azerbaycan&#8217;ın Şeki kentinde doğdu. Babasının adı Bahtiyar Mahmud’dur. İlk öğrenimini Şeki’de, orta öğrenimini de 9 yaşlarında ailesiyle beraber taşındıkları Bakü&#8217;de tamamlayan Vahabzâde, ilk şiirlerini II. Dünya Savaşı (1943) yıllarından yazmaya başladı. 1945 yılında <strong>Azerbaycan Yazıçılar İttifagı</strong>’na üye olarak kabul edilen şair,1947 yılında <strong>Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümü</strong>&#8216;nden mezun olarak aynı bölümde öğretim üyeliğine başladı. 1964 yılında tamamladığı <strong>“Samet Vurgun’un Hayat ve Yaratıcılığı” </strong>isimli doktora teziyle filoloji ilimleri <em>(dil bilimi)</em> doktoru unvanını aldı. 1980 yılında da <strong>Azerbaycan İlimler Akademisi </strong>üyeliğine seçilen Vahabzâde, 1940 yılından emekliye ayrıldığı 1990 yılına kadar 50 yıl boyunca çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı, ders verdi. Emekli olduğunda Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi idi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Çok sayıda ilmî kongrelere katılan, seyahatler yapan Vahabzâde, Almanya&#8217;daki Türk işçileri üzerinde araştırma ve incelemeler yaptı. Birçok defa Türkiye&#8217;ye geldi. Türkiye&#8217;den Bakü&#8217;ye giden pek çok ilim ve sanat heyetiyle görüşüp, görüş alışverişinde bulundu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Sovyetler döneminde çeşitli ödüller alan (1976, 1984) ve 1985 yılında <strong>‘Azerbaycan Halk Şairi’</strong> unvanına layık görülen Vahabzâde&#8217;ye eski cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tarafından da 1995 yılında Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesine yaptığı katkılardan dolayı<strong> ‘İstiklal Nişanı’</strong> verilmişti. Bahtiyar Vahabzade, 4 kez <strong>Azerbaycan Yüksek Sovyeti’</strong>nde, 1 dönem de <strong>Azerbaycan Milli Meclisi’</strong>nde milletvekilliği görevinde bulunmuştu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Onun sanat faaliyetlerinde ilk basamağı <strong>“okul şiirleri”</strong> oluşturur. O, bu alanda bir mektep oluşturur ve bu akıma <strong>“Vahabzâde Mektebi”</strong> adı verilir. Bu şiirlerde, saflık, doğallık, sıcaklık ve samimilik gibi çocukluğa mahsus özellikleri öne çıkarır. O, bu noktadan hareketle, bugünkü ününe kavuşmuştur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Vahabzâde, 1960&#8242;larda başlayan özgürlük hareketlerinin öncülerinden biri oldu. Bu konuda kaleme aldığı (1959) <strong>“Gülistan” </strong>isimli şiirinde, İran ve Rusya arasında ikiye bölünen Azerî halkının yaşadığı felaketleri anlattı. Adı geçen eserinden dolayı iki yıllığına üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. Bu olumsuzluklara ve </span><a title="Sovyet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sovyet"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Sovyet</span></a><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> rejiminin baskılarına rağmen özgürlük mücadelesinden hiç yılmamıştır. O, Azerbaycan’ın özgürlük simgelerinden biridir. Azerî halkının sıkıntılarını konu ettiği pek çok eserini yurt dışına kaçırarak yayınlanmasını sağladı. Bu yıllar, onun estetik ayrıntıların, felsefî derinlik ve genişlik yanında bunları karşılaştırma ve birleştirmede ustalık kazanmaya başladığı dönemdir. O, hem dikey hem de yatay eksenden seçer konularını. Dikey konuları tarihten, yatay konuları da dünyadan, dünyanın bugünkü hâlinden seçer.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Vahabzâde’nin olgunluk çağı diyebileceğimiz üçüncü evre ise insanın iç âlemindeki gizemleri gün yüzüne çıkarmaya yöneldiği dönemdir. <strong>“Özümle Özüm, Menle Men, Bahtiyarla Bahtiyar”</strong><em> </em>gibi eserleri bu döneme aitti. <strong>“İkinci Ses”</strong> adlı eserindeki dramatizasyon onun bu yönünü en güzel şekilde açığa çıkarır.<em> </em></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">1980 yılından bu yana <strong>Azerbaycan İlimler Akademisi</strong>’nin asil üyesi olan Vahabzâde’nin 70&#8242;den fazla şiir, 2 monografi, 11 de edebi konularda kitabı ve yüzlerce incelemesi bulunuyor. Bakü Devlet Akademik Dram Tiyatrosu&#8217;nda, <strong>‘Vicdan’, ‘İkinci Ses’, ‘Yağıştan Sonra’, ‘Yollara İz Düştü’, ‘Feryat’, ‘Nereye Gidiyor Bu Dünya’, ‘Kendimizi Kesen Kılıç’, ‘Cezasız Günah’, ‘Darağacı’</strong> gibi dramları sahnelenmişti. Eserlerinde genellikle özgürlük, yurt sevgisi, din gibi temaları işlemişti. Azerbaycan edebiyatının ve genel olarak 20. yy. Azerî edebiyatının görkemli temsilcisi kabul edilen Vahabzâde, ülke dışında da tanınan bir edebiyat adamıydı. Şairin kitapları, dramları ve sosyolojik yazıları Sovyetler Birliği’ne dâhil ülkelerle dünyanın birçok ülkesinde 8&#8242;den fazla dile çevrilerek yayınlanmıştır. Onun Türkiye&#8217;de basılmış <strong>Ömürden Sayfalar</strong> (2000), <strong>Vatan, Millet, Ana Dili</strong> (2000), <strong>Soru İşareti</strong> (2002) gibi eserleri bulunuyordu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bahtiyar Vahabzâdenin eserlerinden bazıları şunlardır:</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Şiirler ve manzum hikayeler:</strong> Menim Dostlarım, Bahar, Dostlug Nağmesi, Ebedi Heykel, Çınar, Sade Adamlar, Ceyran, Aylı Geceler, Şairin Kitaphanası, Etiraf, Şeb-i Hicran, İnsan ve Zaman, Bir Ürekde Dört Fesil, Seçilmiş Eserler, Kökler-Buğdaylar, Deniz-Sahil, Bir Baharın Garangusu, Dan Yeri, Payız Düşünceler, Şehitler, Özümle Sohbet, Mugam.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Tiyatro eserleri: </strong>Vicdan, İkinci Ses, Yağıştan Sonra, Feryat, Darağacı, Artık Adam.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"><strong>Hatıra-Seyahatname eserleri: </strong>Sanatkâr ve Zaman, Sadelikte Büyüklük, Derin Katlara Işık.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Rahmete uğurladıklarımızın arasına, duamıza senin adını da kattık, Allah’ın rahmeti seninle olsun ey koca şair&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="z-index:1;position:absolute;left:0;"></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom:#ece9d8;border-left:#ece9d8;background-color:transparent;border-top:#ece9d8;border-right:#ece9d8;">
<div class="shape" style="padding:4.35pt 7.95pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p></span><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">ŞEHİDLER</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#444444;">Be’zen </span>için için düşünürem men</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Nahaq şehid oldu bizim cavanlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Ömrü ucuz verdi&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Bir iş görmeden,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Boş yere ölmeyin ne me’nası var?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Ağıla söykensin dedim güvveniz,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Anlayan olmadı bu sözden meni.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Ağıla güvenek bu meqamda biz,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Güvve daşı ezer, ağıl güvveni.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Sonra düşünürem: Onlar qorxmadan,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Cumdular ölümün üstüne bele.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Bir iş görmediler yaşayan zaman,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Lap çox iş gördüler ölümleriyle.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Bizim elimizden çoxdan alınmış,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Haqqı bu dünyaya bildirdi onlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Milletin qelbine gesden salınmış</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">Qorxu iblisini öldürdü onlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">&#8230;.<span style="color:#444444;"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">(Şehidler, Bakı 1991, s. 3 “Poema”dan)</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">(Türkiye Türkçesi ile)</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bazen için için düşünürüm ben:</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Boş yere şehit oldu bizim yiğitler.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Hayatını ucuza sattı&#8230;</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bir iş görmeden,</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Boş yere ölmenin ne anlamı var?</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Akıla dayansın dedim gücünüz,</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Anlayan olmadı bu sözden beni.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Akıla güvenelim bu konuda biz,</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Kuvvet taşı ezer, akıl kuvveti.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Sonra düşünürüm: Onlar korkmadan</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Atıldılar ölümün üstüne böyle.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bir iş görmediler hayatlarında,</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Fakat çok iş gördüler ölümleriyle.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bizim elimizden çoktan alınmış</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Hakkı, bu dünyaya öğretti onlar.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Milletin kalbine kasten salınmış</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Korku iblisini öldürdü onlar.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">(Ünlü şairin Annesinin Vefatı üzerine yazdığı bir şiirden kısa bir alıntı)</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">ANNEM ÖLDÜ MÜ</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">&#8230;..</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bu nasıl dünyadır&#8230; </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">İnsanoğlunun </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Hayali göktedir kendi yerdedir&#8230; </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Sağken omuzunda hayatın yükü </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Ölende ceseti çiyinlerdedir&#8230; </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Bu nice dünyadır bu nice dünya </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Ölüm hakikat hayatı rüya </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Derdimin gamımın ortagı sendin </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Niye yüz çevirdin ya niye benden?&#8230; </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#091609;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">&#8220;Derdin bana gelsin&#8221; hani diyerdin </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:#091609;">Niye dert ekledin derdime ya sen</span><span style="color:#444444;"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">&#8230;..</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="color:#444444;"></p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:'Courier New';color:#444444;font-size:10pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">KAYNAKLAR: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">1. VAHİDOĞLU, Prof. Dr. Yaşar Qarayev,<span>  </span><em>“Bahtiyar Vahabzâde” </em>Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi-5 Azerbaycan Türk Edebiyatı, Kültür Bakanlığı y. Ankara, 1997</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">2. SCHMİEDE, Achmed, <em>“Zülmette Veten Duyğuları” </em>TDV y. Ankara, 1991</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">3. AKPINAR, Yavuz, <em>“Azerî Edebiyatı Araştırmaları” </em>Dergâh y. İstanbul, 1994</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;">4. MAKAS, Zeynelabidin, <em>“Çağdaş Azerbaycan Şiiri Antolojisi” </em>Kültür Bakanlığı y. Ankara 1992</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"> </span></p>
Posted in Blogroll  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/182/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=182&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2009/02/20/bahtiyar-vahabzade%e2%80%99nin-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/869ed0d7ca56f704c156d4c2cbae729d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>