<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Dirmilli</title>
	<atom:link href="http://ycagbayir.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ycagbayir.wordpress.com</link>
	<description>Yaşar ÇAĞBAYIR</description>
	<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 04:55:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=MU</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KİTAPLARIM</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/11/02/kitaplarim/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/11/02/kitaplarim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 04:55:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[İSTİKLAL MARŞI&#8217;NIN TAHLİLİ

KUTADGU BİLİG (Bugünkü Türkçeye Çeviri)

ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK

&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;     ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İSTİKLAL MARŞI&#8217;NIN TAHLİLİ</p>
<p><a href="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/81.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-128" title="81" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/81.jpg?w=201&#038;h=300" alt="" width="201" height="300" /></a></p>
<p>KUTADGU BİLİG (Bugünkü Türkçeye Çeviri)</p>
<p><a href="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/72.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-129" title="72" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/72.jpg?w=205&#038;h=300" alt="" width="205" height="300" /></a></p>
<p>ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK</p>
<p><a href="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/11.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-130" title="11" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/11.jpg?w=300&#038;h=212" alt="" width="300" height="212" /></a><a href="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/61.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-131" title="61" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/61.jpg?w=453&#038;h=252" alt="" width="453" height="252" /></a></p>
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/127/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/127/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/127/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/127/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/127/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/127/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/127/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/127/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/127/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/127/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=127&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/11/02/kitaplarim/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/81.jpg?w=201" medium="image">
			<media:title type="html">81</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/72.jpg?w=205" medium="image">
			<media:title type="html">72</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/11.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">11</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/11/61.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">61</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKALDIRI YA DA ÖZE DÖNÜŞ</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/bir-baskaldiri-ya-da-oze-donus-2/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/bir-baskaldiri-ya-da-oze-donus-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 12:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[ 
                       Yaşar ÇAĞBAYIR
&#8220;Milletler dil yoluyla çökertilir. Ve bir takım sürüler haline getirilir. Böylece bu kalabalıkların birbirleriyle anlaşmaları ya da, belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları imkânsız hâle gelir. Yığınlaşmış bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek mümkündür.&#8221;
                                                                                                 Gorge ORWELL
 
Tarih kitapları Karaman Beyliğini ve Karamanoğullarını, Moğol baskısı altında aciz kalmış Anadolu Selçuklu Beylerinin muhalifi olarak anlatır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:center;margin:0 0 6pt;" align="center"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:right;margin:0 0 6pt;" align="right"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;"><span>                     </span><span>  </span><strong>Yaşar ÇAĞBAYIR</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt 212.65pt;"><em><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">&#8220;Milletler dil yoluyla çökertilir. Ve bir takım sürüler haline getirilir. Böylece bu kalabalıkların birbirleriyle anlaşmaları ya da, belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları imkânsız hâle gelir. Yığınlaşmış bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek mümkündür.&#8221;</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;"><span>                                                                                                </span><span> </span>Gorge ORWELL</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Tarih kitapları Karaman Beyliğini ve Karamanoğullarını, Moğol baskısı altında aciz kalmış Anadolu Selçuklu Beylerinin muhalifi olarak anlatır. Bu muhalefet daha sonra Osmanlı devleti kurulduğunda da kendini gösterecektir. Karamanoğullarının, Oğuzların Salur boyundan olduğu tartışılır. Ama onlar diğer Türk boyları ile birlikte göç ederek sonunda Toroslara gelip yerleşmişlerdir. Kimi zaman Ereğli’yi, kimi zaman da Ermenek’i çoğu zaman da o zamanki adı Lârende olan Karaman’ı başkent edinmişlerdir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Şehirleşmeyle birlikte gelen medrese kültürünün verdiği Arap-Acem etkisi ve Moğolların siyasî baskıları, bu özü sözü bir, özü sözü Türk olan oymakları rahatsız etmeye başlamıştır. Özellikle şehirlilerin, Arap ve Acem karması bir yabancı dille anlaşmaları, hatta bu dilleri kullanmayanların dışlandığı bir ortam, Toroslar’da çiftçilik, hayvancılık gibi kır yaşamı ile geçinen Türkmenleri çileden çıkarmaya yetmiştir. Onlar dertlerini ne resmî makamlara anlatabilmişler, ne de alışveriş için şehre indiklerinde işlerini görebilmişlerdir. Üstüne üstlük, “kaba adam”, “cahil Türkmen” vb. hakaretlerle aşağılanmışlardır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">KARAMANOĞLU MEHMED BEYDE ŞEKİLLENEN MİLLÎ RUH</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Anadolu Selçuklu Hükümdarının doğudaki bir sefere katılmak üzere Konya’dan ayrılması, Karamonoğlu Mehmed Bey’e aradığı fırsatı vermiştir. Yanında Menteşe ve Eşrefoğlu Türkmenlerinden oluşan 10 000 kişilik bir kuvvetle Konya üzerine yürüdü. Moğol baskısından ve dilleri yüzünden kendilerini aşağılayan bürokrasiden bezmiş olan halkla kurduğu ilişki sonucunda Konya’nın kapılarını kolayca aştı. İlk işi Cimri<span>  </span>takma adlı Gıyaseddin Siyavuş’u Selçuklu Sultanı ilan etmek oldu. Kendisi de baş vezirlik makamına oturdu. Konya önlerinde kurulan çadır divanında <em>“Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmaya!”</em> kararı alındı, ferman olarak yayınladı. Ne yazık ki bu fermanın elimizde Karamanoğlu Mehmet Beyin ağzından çıkan şekliyle Türkçesi bulunmamaktadır. Sözlerini bir İranlının yazdığı tarih kitabından tercüme edebiliyoruz .</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Karamanoğlu Mehmed Bey 13 Mayıs 1277 tarihinde, bu şekilde Türkçeyi resmî devlet dili ilan ediyordu. Bu, aynı zamanda Türk devlet dilinin ilk defa resmen ilan edilmesi demektir. Yani Türkçe kullanmak yasa gereğidir. Bugünkü Anayasamızın “Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir.” ifadesi ile aynı anlamdadır. Türkçe, Anadolu Selçuklu egemenliğinin Moğol istilâsıyla sarsılması ile birlikte başlayan öze dönüş hareketi içerisinde hak ettiği ilgiyi ilk defa görmüştü.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Anadolu Selçuklu Devleti dağılıp, beylikler dönemi başlayınca, diğer dillerin yerini Türkçe almış ve XIII. asır, Türkçenin diriliş asrı olmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Ne dersiniz? Bugün de dilimiz İngilizcenin, Amerikancı kafaların baskısı altında değil mi?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Siz, beş bin yıllık Türkçeyi bırakıp da İngilizce ve de bilmem nece isimler alan iş yerleri, mağazalar, fabrikalar, konaklama yerleri, dinlenme yerleri arasında gezerken ne hissediyorsunuz? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Yabancı dil öğrenmekle, kendi öz dilini kullanmayı birbirine karıştırmıyor muyuz?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Yabancı dili yabancı dil gibi öğrenelim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:1cm;text-align:justify;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Kendi dilimizi, Türkçeyi Türkçe olarak kullanmamız için bir başka Karamanoğlu Mehmed Bey mi gerekiyor, dersiniz. İlle de ferman mı gerekli Türkçe konuşmak için? </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/109/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/109/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/109/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/109/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/109/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/109/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/109/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/109/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/109/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/109/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/109/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/109/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=109&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/bir-baskaldiri-ya-da-oze-donus-2/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ SEVMEK (3)</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-3/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 12:02:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[
 Yaşar ÇAĞBAYIR
 
Kendini seven, mutluluğu bir başka yerde, bir başka zamanda meselâ gelecekte aramaz. O zaten kendini sevmekle en büyük mutluğu yakalamıştır. Mutluluk, gelecekte değil, şu andadır. Sevgi de öyle, o da şu an varsa vardır, yoksa yoktur. Bir farkla ki sevgiyi geleceğe taşımak mümkün, ama şu an yoksa gelecekte sevgi aramak boşunadır. Şu an kendini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="margin:0;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;" align="right"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"><span> </span><strong>Yaşar ÇAĞBAYIR</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Kendini seven, mutluluğu bir başka yerde, bir başka zamanda meselâ gelecekte aramaz. O zaten kendini sevmekle en büyük mutluğu yakalamıştır. Mutluluk, gelecekte değil, şu andadır. Sevgi de öyle, o da şu an varsa vardır, yoksa yoktur. Bir farkla ki sevgiyi geleceğe taşımak mümkün, ama şu an yoksa gelecekte sevgi aramak boşunadır. Şu an kendini ya seviyorsundur, ya da sevmiyorsundur. Mutluluk&#8230; Şu an ya mutlusun, ya da değilsin&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Geleceğe bırakılan veya gelecekten beklenen mutluluk, mutluluk değildir. O sadece ve sadece arzudur. Arzu ise sevgi ile bağdaşmaz. Arzunun olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde arzu barınamaz; gece ile gündüz gibi. Biri gelir, öbürü çekip gider.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Mutluluk arzu etmekle kazanılmaz. Arzular sayısızdır, ancak mutluluk tektir. O da şu anda ya vardır, ya da yoktur. Arzu bedenin istekleridir. Bedenin isteklerini yerine getirmek bir doyumdur. Ama her doyum noktasından sonra bir başkasına doğru arzu duyulur. Arzular arttıkça, beklentiler de çoğalır. Bu yüzden kendini seven, bulunduğu ânı yaşama ve onunla mutlu olmayı yeğler, şükretmeyi bilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Şükretmek, “Beklentilerim bu kadardı, el ettim; benden yana artık tamam.” demek değildir. </span><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Elde ettiğini değerlendirmek, elde ederken harcadıkları ile çektiği zahmetlerin muhasebesini yapıp veren elin ne kadar cömert olduğunu içinde bütün varlığıyla duymaktır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Ben burada gelişmelerden, ilerlemelerden, bilimin verilerini uygulamaktan söz etmiyorum. Onlar elbette, birbirlerine zincirleme gelişmelerle bağlıdır. Bu yüzden insan, hep yeni şeyler öğrenme, arayıp bulma ve ortaya koyma peşinde olacaktır. Benim burada söylediğim, kişinin kendini sevmesidir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Edison ampulün icadıyla uğraşırken sayısız deney yapmış. Pek çok kere başarısız olmuş. Yardımcısı artık bu işten bıkmış ve ümidini kesmiş vaziyette. Yeni bir denemede bulunmuşlar. Yine sonuç başarısızlık. Yardımcısı “Üstat yine başarısız olduk, biz bunu başaramayacağız. Bırakalım artık&#8230;” demiş. Ama Edison, “Hayır evlat. <span> </span>Ampulün icat edilemeyen bininci yolu keşfettik.” diye çıkışmış. Bu işin kendileri için bir kazanç olduğunu vurgulamak istemiş. Başarısızlık bile olsa, o yolun başarısızlığa gittiğini öğrenmiş olmak, insana çok şeyler verir. Ve bunun şükrünü yaşamak&#8230; Bir daha aynı şeyi yapmamak için bu yolun yanlışlığını deneyim ile kazanmak&#8230; Bu da insanın kendini sevmesi demektir ve o sayede mümkün olur. Söylemek istediğim, olumsuzlukları bile kendisi için olumlu yapabilmek&#8230; Dövünmek, yerinmek değil, kendini sevmek&#8230; Kişi kendini sevdikçe bu araştırma ve geliştirmeleri, kolaylıkla becerebilecektir. Ama araştırma ve geliştirme peşinde koşan kişi eğer kendini sevmeyi bilmiyorsa buluşları, ortaya koyuşları onu mutlu etmeyecek, karamsarlığa itecektir. Hatta bu verileri kötü yollarda kullanacak, binlerce belki de milyonlarca insanın heba olmasına sebep olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Onun için insanın kendini sevmesi şart. Bu söylediğim, egoistlik (=bencillik) veya narsizm (=kendine tutkunluk) değil&#8230; Onlardan çok uzak. Gurura kapılmadan, kendine değer verebilme. Kendinin bir değer olduğunu kabul edebilme. Ama makrokozmoz (=ulu evren / cümle yaratılmışlar)’da bir hiç, fakat mikrokozmoz (=en küçük evren / kişisel çap)’da yüceler yücesi bir değer, bir yüce varlık&#8230; İnsan. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Yavuz Sultan Selim Han, ölüm döşeğindedir&#8230; Saray hekimbaşı Hasan Can olayın farkındadır. Hünkâr ölmek üzere&#8230; Artık yapılacak bir şey yok&#8230; Bunu lisanıhâl ile ulu hakana ifade etmek gerekir, diye düşünür:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">“- Yüce hünkârım, Hak ile beraber olma vakti yaklaştı. Hazır olmalıyız&#8230;”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Padişah, nefesinin olanca gücü ile karşılık verir:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">“- Ya Hasan Can, sen bizim imdiye dek kiminle beraber olduğumuzu sanıyordun?” </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">İşte kendini sevmek bu, bunun idraki&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:26.95pt;margin:0 0 6pt;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">“Babam sağolsun.”larla olmuyor. Bunun için hazır reçete veya kutulara konulmuş komprime (=yoğun hap) yok. Hazır kahve gibi doldur-karıştır gibi uğraşısız yanı da yok. Çok emek istiyor, yirmi dört saat içinde kırk sekiz saatlik uğraşı&#8230;<span>  </span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/106/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/106/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/106/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=106&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-3/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ SEVMEK (2)</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-2/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 12:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[

Y aşar ÇAĞBAYIR








 





Kendini sevmek, önce kendisiyle sonra da yakından uzağa çevresi ile barışık olmak demektir. Çünkü insan kendini sevdikten sonra, herkes onun gözünde sevimlidir. Her nerede olursa olsun; ister otobüs, ister banka kuyruğunda, ister pazarda alışveriş ortamında, isterse sahilde yürüyüş yaparken olsun, insan kendini sevdiği sürece her şey güzel olacaktır.  Hatta buz gibi bir dağ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="Section1">
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Y aşar ÇAĞBAYIR</span></span></strong></p>
</div>
<p><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;"><br /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0 3.6pt 0 0;"><span style="z-index:1;left:0;position:absolute;"></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td style="background-color:transparent;border:#ece9d8;">
<div class="shape" style="padding:4.35pt 7.95pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p></span><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kendini sevmek, önce kendisiyle sonra da yakından uzağa çevresi ile barışık olmak demektir. Çünkü insan kendini sevdikten sonra, herkes onun gözünde sevimlidir. Her nerede olursa olsun; ister otobüs, ister banka kuyruğunda, ister pazarda alışveriş ortamında, isterse sahilde yürüyüş yaparken olsun, insan kendini sevdiği sürece her şey güzel olacaktır.<span>  </span>Hatta buz gibi bir dağ başında karlar, buzlar arasında da her şeyin güzel olduğunu görecektir, yeter ki insan kendisini sevsin, kendini sevmeyi başarabilsin&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kendini seven kabalık etmez, edemez. Kendini seven insan kuyrukta başkalarının önüne geçemez. Kendisini seven insan, pazarda alışverişte hile yapamaz. Kendini seven insan, büroda dalga geçemez, verilen vazifeden kaçamaz; işlerini gördüğü kişilere haksızlık edemez.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevginin, kendini sevmenin birçok yolu vardır: Her şeyi sevmek, herkesi sevmek. Herkesi ve her şeyi sevmenin de yolu vardır. Önemli olan bunlara başlangıcı sağlayacak olan kişi kendini sevmeyi başarabilsin.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Birine kızmak, öfkelenmek kendini sevmeye engeldir. Bu yüzden kendini seven başkalarına kızamaz, onlara öfkelenemez. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Baksanıza, yüce Hâlık’ımızın adlarından biri Rahman, bir diğeri de Rahîm değil mi? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kişi, bir yanlışı gördüğünde kızmayacak, öfkelenmeyecek, söylenmeyecek; bağırıp çağırmayacak. Yanlışı yapana acıyacak; acımak, insanın gönlünü incelten ve yücelten bir duygudur. İşin doğrusunu, güzelini göstermek illa ki bağırıp çağırma ile olmaz, güzellikle, acıma hisleri ile anlatılan bir yanlışın karşımızdaki kişide bıraktığı iz, daha kalıcı ve daha etkili olacaktır. Hiç olmazsa kinleri kabartıcı olmayacaktır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgi sessizdir, yumuşaktır; öfke gürültülü ve katıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgi incedir, naziktir; öfke kabadır, kırıcıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgi yoğundur, öfke koftur, özü yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> <a href="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/09/balat-camisi-5.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-104" title="balat-camisi-5" src="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/09/balat-camisi-5.jpg?w=300&#038;h=130" alt="" width="300" height="130" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgi yaşamaktır, yaşatmaktır, yapmaktır; öfke kırıp parçalamaktır, yok etmektir.<span>  </span>Yaşatılanlar, yeni yeni yaşatılanlar doğurur. Ama öfke kırıp döktüğü için yok edicidir. Pek çok kırılmış, parçalanmış şeyleri bir araya getirerek yığınlar oluşturabilir: Kırıklar, dökükler yığını&#8230; Hiçbir zaman sevginin yaşatma gücüne ulaşamaz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kin sevginin silgisidir. Kin gelince sevgi silinir. Bu yüzden kin tutanlar, kendilerini de sevemezler. Kendini seven, hiç kimseye kin gütmez. Kendini seven kimsede kin ve nefret yerine acıma duygusu vardır. Kendine kötülük edenlere bir zavallı gözüyle bakar ve ona acır. Kendini sevdiği için ona acır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;text-align:justify;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">***</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/103/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/103/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/103/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=103&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-2/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ycagbayir.files.wordpress.com/2008/09/balat-camisi-5.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">balat-camisi-5</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ SEVMEK (1)</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-1/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 11:56:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[
 
“Hayatta tarafsızlık yoktur.
Hayat, daima bir seçimdir.
Kendinden nefret eden kimse yıkıcıdır.” OSHO
 
Kendini sevmek, egoistçe bir gururdan çok farklıdır. O bencillik değildir. Başkalarını sevebilmek için önce kendinde sevgi olmalıdır. Bu da ilk başlangıç olarak suya atılan taşın oluşturduğu dalgalar gibi önce kendi çevresinde oluşmak zorundadır. Böylece dışa ve uzağa doğru yayılır.
Sevgi bencilliği yok eder. Bencillik de sevgiyi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><em><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">“Hayatta tarafsızlık yoktur.</span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><em><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hayat, daima bir seçimdir.</span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><em><span style="font-family:Arial;">Kendinden nefret eden kimse yıkıcıdır.” </span></em><span style="font-family:Arial;">OSHO</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kendini sevmek, egoistçe bir gururdan çok farklıdır. O bencillik değildir. Başkalarını sevebilmek için önce kendinde sevgi olmalıdır. Bu da ilk başlangıç olarak suya atılan taşın oluşturduğu dalgalar gibi önce kendi çevresinde oluşmak zorundadır. Böylece dışa ve uzağa doğru yayılır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgi bencilliği yok eder. Bencillik de sevgiyi. Kendini seven başkalarına kötü davranamaz. Yapacağı kötülüğün gönlündeki sevgiyi yok edeceğini bilir. Bu yüzden yaptığı kötülüğü veya başkalarına göstereceği sevgi ve saygının mutlaka kendine döneceğini bilir. Çünkü dışarısı bir aynadır. Çevre ve kişi özdür; asıl nesnedir.<span>  </span>Orada ne varsa çevreye dağılır ve oradan yansır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bu yüzden bencillik ve sevgi bir arada bulunamaz. Kendini seven kimse bencil olamaz. Bu bir anlamsızlık gibi gelirse de gerçek öyle değildir. Çünkü kendini seven insan, nefsini yenmeyi başarmış demektir. Burada şunu ayırt etmekte yarar var. Kendini sevmek, Batı literatüründe yer eden narsizmden farklı bir durumdur. Narsizm, bir hastalıktır. Kendine tutkunluktur. Oysa kendini sevmek, kendinden başlayan bir sevgi ile çevreye açılmaktır. Onda karşılık yoktur. Özden geldiği için beklentisizdir. Bütün psikolojik rahatsızlıkların kaynağı beklentilerdir. Kendini seven beklentiye düşmez. Kendine verilene, sunulana rıza gösterir. Yaptıklarını da karşılıksız yapar. Bundan karşı taraf, algısı nispetinde yararlanır. Kabul etmediklerini, bir tahıl kalburu gibi geri döker. Bu geri gelenler için hiç kederlenmeye değmez.<span>  </span>Çünkü onlar, önceleri bizimdi, bizden sudur etmişti. Muhatabımız kabul etmediyse ne diye üzülelim. Aslında, aldıkları da çoktan bana dönmüş, gönül aynasında yankısını bulmuştur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Dikkat et, eleştiri de kendini sevememenin ürünüdür. Kendini seven başkalarını eleştirmez. Eleştirdiği hususun kendinde bulunmadığını iddia ederek kendine büyük haksızlık etmektedir. Çünkü, başkasının aynasındaki görüntülerle ilgilenirken kendi aynasından ne türlü olumsuzlukların çevreye yansıdığını görememektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Eleştiri, çoğunlukla üçüncü kişileredir. Üçüncü kişi orada yoktur. Eleştiri ortamında “ben” ve “sen” varız; “o” yok. Böyle bir ortamda, orada bulunmayanın gıyabında konuşulur. “O” savunmasızdır. “Ben”, “sen”i eleştirirsem savunursun. “Sen” de “ben”i eleştirecek olursam savunma hakkımı kullanabilirim.<span>  </span>Ama, üçüncü kişi olan “o”, söylediklerimizi duymadığı, ne ile suçladığımızı bilmediği için savunmasız kalacaktır. Eleştiri, bir saldırı olduğuna göre, savunmasız birine saldırmak zulümdür. Zulüm ise Yaradan’ın hoşlanmadığı büyük günahlardan değil mi?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Zulüm olan bir yerde sevgi olur mu? Böyle bir ortamda sen kendini, nasıl ve ne kadar sevebilirsin.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide, karşılaştırma yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide, miktar yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide egoizm yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide yoğunluk-sığlık yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide, beklenti yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide, karşılık yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sevgide, doğallık, yalınlık, kendiliğindenlik, özdenlik, gücünün yettiğince vardır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">İlişkiler sevgi gösterisi değildir.<span>  </span>Çünkü ilişkilerde seven ve sevilen vardır. Oysa sevgide, seven de sevilen de aynı düzlemdedir. Seven ve sevilen sevgide bir olur. Seven ve sevilen sevgide yok olur. “Sen – ben” kavgası biter, “biz” doğar sevgide. “Biz”de hem birinci kişi, hem ikinci, hem de üçüncü kişi vardır. Herkes bir olur. “O”nu eleştirmek, kendini “biz”i dolayısıyla “ben”i eleştirmek demek olur. Sevgi gibi eleştiri de döner kendimize gelir, kendi aynamızda yansır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kendini seven, başkalarını eleştirmez, eleştirilerini kendine yöneltir. Bu yöneltme, kendini yıpratma değildir.<span>  </span>Kendini mükemmelleştirmedir. Mükemmellik, insanın kendini incelemesi, irdelemesi ile başlar. Bu iş, kendini beğenmemek değildir. Beğenmekle, sevmek karıştırılmamalıdır. Beğenmek, egoistçedir; bedenin, duyguların, bencilliğin tatminidir. Sevmek ise kalbin işidir, gönlün işidir. Öze ilişkin bir eylemdir. Onun için narsist, egoisttir. Kendini seven, kendini beğenmek durumunda değildir. Beğendiği yanlar olduğu gibi beğenmediği yanları da olacaktır elbet. Ama bu durum, kendini sevmesine engel değildir.</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/101/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/101/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/101/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=101&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/kendini-sevmek-1/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>HOŞ GÖRMEK</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/hos-gormek-2/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/hos-gormek-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 11:53:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşar ÇAĞBAYIR
Hoş görmek, İlâhî kaynaklı. Çünkü bizzat kendisi Rahman olduğu gibi aynı zamanda Rahîm de. Hem öyle ki yalnız insanların değil, cümle yaratılmışların sonsuz merhamet edicisi. Böyle olunca ya biz, biz insanlar&#8230; Niçin insanlar için merhamet etmeyelim. Biraz daha çemberi daraltarak ifade edersek; niçin hoş görü sahibi olmayalım? Evet, insan olmanın birinci şartı hoş görmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;" align="center"><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;" align="right"><strong><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Yaşar ÇAĞBAYIR</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş görmek, İlâhî kaynaklı. Çünkü bizzat kendisi Rahman olduğu gibi aynı zamanda Rahîm de. Hem öyle ki yalnız insanların değil, cümle yaratılmışların sonsuz merhamet edicisi. Böyle olunca ya biz, biz insanlar&#8230; Niçin insanlar için merhamet etmeyelim. Biraz daha çemberi daraltarak ifade edersek; niçin hoş görü sahibi olmayalım? Evet, insan olmanın birinci şartı hoş görmek olmalı. Hoş görmek de sevmenin ilk basamağı. Demek ki her şey sevmekte düğümleniyor. O düğümü, düğümleyen de Yaradan’dan başkası değil. O, Hak âşığı Yunus Emre’nin ağzından dökülen şekliyle:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">&#8220;Yaratılmışı severiz</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Yaradan&#8217;dan ötürü&#8221;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Çünkü, yüce Yaratıcı’mız böyle emrediyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş göreceğiz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Neyi?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Her şeyi, ama her şeyi mi?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Buna cevap vermeden önce, hoş görmenin durumunu sergilemeye çalışalım:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Her şeyden önce, kim hoş görür, bunu düşünelim: Elinde, yasalardan, göreneklerden, geleneklerden ahlâka kadar birçok seçenekleri bulunduran kimsedir bu muhatap. Hoş görülene karşı bir üstünlüğü olandır hoş gören. Hoş görenin vasfı merhamet etmek, hoş görüleninki ise merhamet beklemektir. Biri verici, diğeri alıcı durumundadır. Verici, vermekten çekinirse alıcı beklentisi olan şeyi edinebilir mi? Şu halde üstünlük verici de, örneğimize göre hoş görende&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Başka bir şekilde düşünürsek, hoş görmek hakkından vazgeçmek değil midir, bir bakıma?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bu kez verici olmaktan çıkmış, alıcı durumundadır, ama beklenti içinde olan değil, alacaklı olduğu için hakkını talep eden olarak. Yine üstünlük ondadır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hakkından vazgeçmek, karşıdakini ödüllendirmek değil midir? Görünüşte öyle&#8230; Evrensel ortamda düşünüldüğü zaman tam tersi&#8230; Ne kadar çok alacağınız varsa o kadar yücesiniz. Atasözümüzde ifadesini bulduğu gibi “İyilik yap, denize at; balık bilmezse Hâlık bilir.”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş görmek için haklı olmak, alacaklı olmak, üstün olmak gerekir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş görmek için, hakkımız, alacağımız kişisel olmak gerekir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Toplum adına hoş görmek olmaz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş görü yüce değerler uğruna olmalı&#8230; Tıpkı:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Mustafa Kemal Atatürk’ün Trikopis’i bağışladığı gibi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Alpaslan’ın Romen Diyojen’e verdiği yaşama hakkı gibi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Fatih Sultan Mehmet Han’ın Kostantiniye halkına bahşettiği yaşama, inanç, ibadet ve ticaret hakkı gibi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş gördüğünüz kimse, önce kendi haddini bilecek; sizin hakkınızı teslim edecek&#8230; Ve sonra siz onun beklentisi olan hoş görüyü takdim edeceksiniz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Yoksa hoş görmek, bukalemunlaşmak demektir. Kişiliksizliğin ta kendisidir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kişisel olarak hoş görünüz de “adam sende&#8230;”den uzak olursa değer kazanır. Gördüğünüz olumsuzluğu “önce elinizle, elinizle olmazsa dilinizle, dilinizle olmazsa bu kez gönlünüzle” düzelteceksiniz. Bütün bunlar, insan sevgisinden dolayı olacak, başka bir amaçla değil&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Böyle olursa hoş görmek bir değer kazanır. Aksi hâlde hoş gördükleriniz, kendilerini takdir ettiğinizi sanarak kendilerini olduklarından başka türlü görmeye başlarlar. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hoş görünüz de, hoş görüsüzlüğünüz de insanı, muhatabı sevdiğinizden dolayı olmalı. Her ikisinde de sevginiz, insan sevginiz ön planda olmalı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Arial;">Konu ile ilgili bir yaşanmış olay</span></strong><span style="font-family:Arial;">:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bir kasabada uzun yıllar bir kamu görevinde yöneticilik yapmış bir bey vardır. Görev yaptığı sırada, makamında bazen türküler tutturduğu olur. Türküsü bitince emrindekiler avuçları çatlayıncaya kadar alkış tutarlar. Bu böylece sürüp gider. Zaman gelir bu zat emekli olur. Bir düğünde eski arkadaşları ve çalışanları ile birlikte iken yine o eski türkülerinden birini asılınca herkes birer ikişer ortalıktan çekilip gider. Türkü bittiğinde bakar ki çevresinde o eski alkışçılardan kimse kalmamış. O anda aklı başına gelir, önceki takdirler kendi özüne değil, amirliğine imiş&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">“Oysa ne çok alkış almıştım o zamanlar. Yıllarca sanatkârlık tasladım. Kendimi Zeki Müren sandım, bu yüzden. Şimdi ise beş dakika bile tahammül edemiyorlar. Hoş gören de yok&#8230;”<span>  </span>diye hayıflanır, ayakları suya ermiştir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Süleyman Nâzif, engin dünya görüşünü şöyle özetliyor bir sözünde: “Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.”<span>  </span></span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/99/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/99/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=99&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/hos-gormek-2/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>GEÇ KALMIŞ BİR KUTLAMA ya da SİTEM</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/gec-kalmis-bir-kutlama-ya-da-sitem/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/gec-kalmis-bir-kutlama-ya-da-sitem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 11:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Yaşar ÇAĞBAYIR
 
Bir ülke toprakları ki daha bir asır bile geçmemiş üzerinden, Mondros Ateşkesi denilen anlaşma ile devletinin elindeki bütün silahları alınmış ordusu dağıtılmış, bütün tersanelerine girilmiş halkına en caniyane işkenceler, insan aklının almayacağı insanlık dışı muameleler uygulanmış&#8230;
Bu ülke insanı, yoğu var yapmış, direnmiş&#8230; Kadınları, o canlarından çok sevdikleri evlatlarını değil de ordunun ihtiyacı olan mermileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;" align="right"><span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Arial;">Yaşar ÇAĞBAYIR</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bir ülke toprakları ki daha bir asır bile geçmemiş üzerinden, Mondros Ateşkesi denilen anlaşma ile devletinin elindeki bütün silahları alınmış ordusu dağıtılmış, bütün tersanelerine girilmiş halkına en caniyane işkenceler, insan aklının almayacağı insanlık dışı muameleler uygulanmış&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bu ülke insanı, yoğu var yapmış, direnmiş&#8230; Kadınları, o canlarından çok sevdikleri evlatlarını değil de ordunun ihtiyacı olan mermileri kundaklamış, yağmur yaş almasın diye&#8230; Bir çift öküzü olan tekini vermiş. Kazma, kürek, çarık çorap ne buldu ise kurtuluşa seferber etmiş&#8230; Ve daha nice gayret ve fedakârlıklarla, akıllıca hareketlerle, önderlerin ustaca manevraları ile “düşman geldiği gibi” gitmiş. Alâyişle çıktığı limana bu sefer can havli ile atılarak bu toprakları terk etmiş.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">26 Ağustos’tan bu yana yer yer kurtuluş ve zafer bayramları kutladık, hâlen de kutlanmalar devam ediyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">***</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Zafer Bayramı dolayısı ile M. Kemal Yılmaz ağabeyimiz bir kutlama mesajı postalamış. Aldım, çok sevindim. Kendisini bizzat telefonla arayıp teşekkür etmek için 6 Eylül Kurtuluş Günü Kutlamalarını bekliyordum. Çünkü kurtuluş kutlamalarının “günün ve tarihin anlamına uygun” kutlanıp kutlanmayacağını merak ediyordum. Bunda niçin mi tereddüde düştüm? Kemal Bey’e telefonda söylediğim gibi “hem bu vatanı Yunandan kurtarmak için verdiğimiz canların anısına kurtuluş bayramı yapacağız, hem de İlkçağın Yunan kültürünü günümüze taşımaya kalkışacağız; bu ne turşudur, bu ne perhizdir, anlayamadım.”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bu bölge için, bütün Türkiye için kalkınmadan turizme; tarımdan sanayiye; balıkçılıktan havacılığa kadar her türlü girişimin, birliğin, varlığın savunucusuyum. Ama bu birliklere, hangi gerekçe ile olursa olsun yabancı isim verilmesine taraftar değilim. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bir ülke düşünün; bir Mehmet, Ahmet yani bir Türk vatandaşı bağında bahçesinde yıllarca emek verip incir yetiştirecek, güneşin altında, kırk derecenin üstündeki sıcaklıkta incir toplayacak, yine aynı şartlarda kurutacak ve götürüp kendi birliğine, çiftçiyi savunan, çiftçinin hakkını koruyan birliğine teslim edecek. Ve bu birlik de tutup bu incire yabancı bir isim koyacak. Özbeöz Türk emeği, Türk malı olan incirin, zeytinyağının adı bilmem hangi gerekçe ile yabancı isim olacak.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Olmadı dahası var, birkaç seçilmiş kişi, yani yöneticimiz olan ve kendilerinin öz be öz Türk vatandaşı olduğundan zerre kadar tereddüt etmediğim zatlar bir birlik kuracak ve adına da Menderes olarak Türkçeleştirdiğimiz o güzelim ırmağın bilinen adını bırakarak antik çağdaki İon efsanelerinde geçen bir tanrının, kendi çocuğunu öldürerek bir köprüden atan (ve bu yüzden Maindros olarak adlandırılan, Büyük Menderes’in önceki adı Anabelon’dur) tanrının adını koyacaklar. Yani yabancı bir isim. Hem de bundan 86 yıl önce bu ülke topraklarında insanımıza etmediğini bırakmayan bir milletin dilinde bir isim.<span>  </span>Daha iki yıl önce, aynı seçilmişlerimizin bu Kurtuluş Savaşında gösterdiği milis kahramanlıkları ile tanınan efemizin, Cafer Efe’nin heykelini büyük bir masraf ve özveri ile ilçemize kazandırdıkları zihinlerden silinmemişken&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">İşte bunun için, bu yılki Kurtuluş kutlamasının ilçemizde nasıl olacağını merak etmiştim. Bayrama bu açıdan bakmayı da ihmal etmedim. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kurduğunuz birliğe hiçbir diyeceğim yok; bunu canügönülden destekliyorum. İllâ ki adı. Adı da sizin kadar temiz, sizin kadar saf Türk olaydı keşke. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">***</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bu konuda kimseyi suçlamaya da niyetim yok. Yok, çünkü biz ve siz mitoloji diye Yunan mitolojisini öğrendik; biz efsane diye Yunan Tanrılarının savaş ve seviş sahnelerini okuduk, okuttuk.<span>  </span>Yani, yanisi şu; bu tam bizim eski Türk filmlerinin konusu gibi; onlarla senaryo olarak paralellik arz ediyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Hani gençliğimizde, altmışlı yetmişli yıllarda yazlık ve kışlık sinemaların bir caddenin hem sağında hem solunda sıralandığı yıllarda&#8230; Çokça seyrettiğimiz filmlerde geçer&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Namusluca, bir genç kız evine veya işine giderken yolda üç beş kopuğun saldırısına uğrar. Kızcağız, canından çok değer verdiği namusunu korumak pahasına çırpınır, bağırır, çağırır. O sırada oradan geçmekte olan kahramanımız durumu görür ve hemen olaya el koyar. Saldırganların her birini birer yumruk, birer tekmeyle yere serer. Şapkasını kapabilen pabucunu bırakıp toz olur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kız kurtulmuştur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kurtarıcı elini kolunu siler, paçalarını düzeltir, yakasını sıkar ve yere bıraktığı ceketini yerden alır olay yerinden ayrılacaktır. Kız teşekkür etmek ister. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kısa bir iki kelamdan sonra ayrılınır. Ama gel gör ki olan ondan sonra olur. Bir iki görüşme konuşmadan sonra kız, bu sefer o yirmi yıldır hazine olarak koruduğu, canından çok değer verdiği namusunu bu kurtarıcıya götürür, teslim eder. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Sonuçta hiçbir şey değişmemiştir. Kızın namusu gitmiştir. Ama zorla değil de güzellikle.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">***</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bizimki de o değil mi? 86 yıl önce zorbalara bu ülkeyi teslim etmedik. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Ama şimdi?..</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Kurduğumuz birliğin adını, burası sizindir der gibi onların adıyla anıyoruz. Ne adına Dünya’da kamu oyu yaratmak için&#8230; Dünya’nın bildiği bir isim olsun diye&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Bunu yapan sadece bizim ilçemiz değil pek çok il ve ilçe aynı şeyi yapıyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">İşte benim burukluğum buradan, bu bayram benim bayramım, bu toprak benim toprağım, üzerinde ne yapılırsa yapılsın benim adımı taşımalı. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">Geç de olsa, Söke’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 86. yılı hepinize kutlu olsun, Söke’nin yabancı isimlerden de temizlendiği günün bayramını da yakında yapmanın ümidiyle.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:18pt;margin:0;"><span style="font-family:Arial;"><span style="font-size:small;">YeniSöke Gazetesi, 9 Eylül 2008</span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/94/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/94/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/94/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=94&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/09/12/gec-kalmis-bir-kutlama-ya-da-sitem/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ĠARǕK BAZARINDA BĒGİR BAZĀLIĞI</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/08/11/gar%c7%96k-bazarinda-begir-bazaligi/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/08/11/gar%c7%96k-bazarinda-begir-bazaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 07:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[                                                                                                     YAŞAR ÇAĞBAYIR
ġarǖK dediñiz de aḲlıma geldi. çocuğuḳan bi severinde bubam beni bazara aldı giTdi. yol giT giT, biTmeyyo. zor zāmaṬ ġarǖğe vādıḲ. yüklēmizi çözdük. çuvallāmızı, bizden öñce vāmış olan sülēmen dayıma amāneT eTdiK. eşşeKlēmizi, etirafı mezēliK duvarı gibi çevrili bi söğüTlü yere aldıḲ vādıḲ. gediğe bi adam ġomuşlā, dışarı eşşeK çıkāmayıPbā. bi iki denesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:left;">                                                                                                     YAŞAR ÇAĞBAYIR</p>
<p>ġarǖK dediñiz de aḲlıma geldi. çocuğuḳan bi severinde bubam beni bazara aldı giTdi. yol giT giT, biTmeyyo. zor zāmaṬ ġarǖğe vādıḲ. yüklēmizi çözdük. çuvallāmızı, bizden öñce vāmış olan sülēmen dayıma amāneT eTdiK. eşşeKlēmizi, etirafı mezēliK duvarı gibi çevrili bi söğüTlü yere aldıḲ vādıḲ. gediğe bi adam ġomuşlā, dışarı eşşeK çıkāmayıPbā. bi iki denesi de eşşeKlēñ aralānda dolaşıpbā. boşanannarı bālayıPbā, boğuşannarı ayırıPbālā. dēy ötelēde bi ġıyya eşşeKlēmizi bāladıḲ. bubam baña:<br />
- “burayı eyi ö:ren, arada boşanmışlā mı deye, başġa eşşeKlē boşanır da gelir bizikinneri boğuP ḥalan eTmesin deye gelir baḳāsıñ” dedi.<br />
ben de söğüTlēñ dallāndan, depelēnden, diPlēnden hö:le bi baḲdım, soñura avlı gibi yerin dışındaḳı duvarı ṭātā ġaPlı bi evi nışan ġodum, eşşeK bāladīğmız yeri ēyce ö:rendim. gediKden geçince, ḥu yana döncēn, iki dene çatal söğüdü geŞcen, soñura duvarıñ dibine gelcēn, ordan nışan ġoduğm eviñ ṭatālānı görüncem eşşeKlēmiziñ oldu:ğ yere varcan deye ḳafama ēyce ġuydum.<br />
bu iş ġolay, emme bubamıñ bazāda çuvalları ġodūğ yeri nasǐ bulcan deye bi ṭalāşa aldı vēdi beni. heyaḳalā īsan dolu. bubamıñ ardına düşdüm, onuñ geŞdiği yerlēden, daşları, direkleri, çapa kürek satannarı, tereziyle kömbe gibi mi desem yoğusam bazlama gibi mi desem eKmeK çekennēñ yanından, ṭomaṭa saṭan adamıñ yanından geŞdiK, zēre bazarına vādıḲ. bu geŞdiğmiz yeri ēyce ḳafama ġuydum.<br />
birez geçince bi kendimi ṭanımaḲ isdedim. bubamıñ yanndan ayrıldım, aÇcıḲ giTdim. geri geldim. burayı eyce ö:rendim. buubam, zēre alıcılāndan birinne bazālıḲ ediPbādı, añlaşamadılā. zēre alıcı, çoK az pa-ra veriyo:du. başġa zēre alıcıları da geldi giTdi. ben, gene bubamıñ yanından ayrıldım, bu sevē birez dē uzağa ġadā giTdim, geldim. bö:le bö:le beş alṭı yo: giT gel eTdim. yolu ēce ö:rendiKden soñura “eşşeKlēmize baḲmaya gidiPbārın” deye bubama sö:ledim. eşşeK ḥarımınıñ gediğne geldim. içeri geçēken ġapıdaḳı adam, beni çevirdi. bişēlē dedi, añlamadım. “gidiPbaṭıñ midiPbaṭıñ” gibi işēlē dedi. emme gine de girdim içeri. baña bağırdı.<br />
- “demin eşşeK bāladıḲ ya, onnara baḲcan, boşanmışlā mı deye!” dedim, yörüdüm giTdim. ḳafama ġuyduğum gibi nışannadığım söğüTlēñ yannāndan geçe geçe dediğm ṭāṭalı evden yanna giTdim. eşşeKlēmiz bāladığmız gibi duruyo:. yalñız ebemin ġır eşşeği yem ṭorbasını başından sıyırmış. onu deñgelTdim. geldiğm yolları sıyırda sıyırda bubamıñ yanna vādım. bubam gene bi zēre alıcısınna ṭoḳa eTmişlē ellēni, durmadan aşşā yoḳarı sallayyo:la. bubam “olmaz!” deyyo:. zēre alıcı,<br />
- “ḥağ de ġāri, ḥağ de …” deyiP duruyo:.<br />
bubam benim geldiğmi gö:medi bile. soñunda adam, dediğ fiyaṭa bubamıñ vēmēcēğni añladı, elini çeKdi,<br />
- “vēseñ de alman ġāri…” dedi giTdi.<br />
bubama geldiğmi sö:ledim, eşşeKlēñ yerinde durduğnu, ebemiñ eşşeğiniñ ṭorbasını sıyırdığnı, onu deñgelTdiğmi añlaṬdım. başġa zēre alıcıları geldi. içlēnden biri bubama esgi arḳadaşıymış gibi davrandı. bubam da ona eyi şeylē sö:ledi. birez öteden beriden ġonuşdulā.<br />
- “almadılā mı?” deye bubama sordu. “ne dediñ?” dedi. bubam da ötekinnere dedįğ fiyeti sö:ledi. adam:<br />
- “çuvalları getir, şo: ġırmızı ḳāmiyona döK.” dedi. “beş mi yoğusam, alṭı dolu mu?” deye sordu. bubam:<br />
- “hepisi ombir dolu” dedi. adam:<br />
- “eyi eyi, al gel!” dedi giTdi.<br />
bubam çuvalları sırṭında birē birē alıPgidēken baña “ordan ayrılma, soñura beni bulamaSsıñ.” deye tembeh eTdi. ben de<br />
- “buba, ben ġayıbolursam eşşeKlēmiziñ yanna giderin, orda seni beKlerin.” dedim. bubam:<br />
- “eyi maydam.” dedi.<br />
ordan öñceden geŞdiğm yollādan gidereK, bazara girdiğmiz ṭāra, oraḲ, nacaḲ saṭıcısınıñ yanna ġadā vādım. bazarıñ ötesini maraḲ eTdim. o yanna saPdım. basmacılāñ yannandan, tüKcarlān öñünden geŞdim doñdurmacılāñ, ġarcılāñ yanna vādım. adamıñ biri ġarcıya yimbeş ġuruş vēdi “ḥayraṬ” dedi. ġarcı “ḥayrāṬ!” deye ünnemeye başladı, herkez geldi ġarcının içine ġar ġarışdırdığı sudan ġupa ġupa iŞmeye başladı. ben de aldım, iŞdim. soñura gerisin geri döndüm, gene geşdįğm yerlēden geçe geçe, zēre saṬdīğmız yere vādım.<br />
bubam omuzuna asdığı heybeyile buyday döKdǖğü ḳāmiyonuñ yanından geliP gelir. hemen yanna seyiTdim. yüzünden zēreyi eyi saṬdığ belloluyo:du. buboğul bazarı gezmeye başladıḲ. bubam bi basmacınıñ başına vādı. adama “bubañ yoḲ mu böğün?” deye sordu. adam, “o böğün gelmedi, gagamıla geldiK” dedi. bubam,<br />
- “çoK selam ediñ.” dedi. soñura badılcan, ṭomaṭa, bübē satıcılanıñ yannāna vādıK. bubam onnādan aldıḳlānı omuzundaḳı hēybeniñ gözlēne ġuydu. tereziyle eKmeK çekennēden eKmeK aldıḲ. eşşeKlēñ yanna vādıḲ. eşşeKlēmizi çözdüK, ġapıdaḳı adama para vēdiK. ötelēdeki söğüTlü çayıra vādıḲ. bi söğüde eşşeKleri bāladıḲ. başġa bi söğüdüñ dibine oṭurduḲ; aldīğmız ṭomaṭaylan eKmeği yediK, ġarnımızı doyurduḲ. bubam ö:len namazını ġılmaya köyüñ camisine giTdi. baña da<br />
-“burda oṭur, bizim köylülēden gelen olursa, beKlesinnē barabā gidelim.” dedi.<br />
ben beKlēken, bi iki gişi geldi, bubamı sordu. namaza giTdįni sö:ledim. kimisi oṭurdu beKledi, kimisi “eh bizim aÇcıḲ dā işimiz vā, biz gelmeden giTmeñ hā!” dedilē giTdilē. bi adam elindeki çilbiriyle bi zayıf bēgiri yede yede geldi. bubamı sordu. oña da aynı cuvābı vēdim. beKleméy başladı. ben adamı ṭanımayo:dum. bēgiri saṬmaya geldiğni, emme saṭamadīğnı sö:ledi. söğüdüñ dibine oṭurdu. heralda öñceden bazalıḲda añlaşamadığı biri olan bi alıcı geldi.<br />
- “iki yüzden aşşā vēmeyo:muñ sen hindi bu bēgiri?” deye sordu. bizim kö:ylü olan adam da,<br />
- “ıī vēmeyon” dedi. “alcāsañ iki yüz, aşşā olmaz.”<br />
bēgir alıcısı, -cambaz deniyo:muş, ben soñura ö:rendim- elini, eli cebine gire çıḳa, gire çıḳa yaḳası kir bālamış çekediniñ ġoyun cebine soḲdu, ılasdıḲla bālanmış yaḳasından dāca kirli bi para düzdeni çıḳādı. ılasdığı sıyırdı, bi ṭuṭam ḳāṬ para çıḳādı. saydı saydı, saydıḲlānı ayırdı, gerisini düzdene ġuydu; gene aynı ġoyun cebine soḳdu. ayırdıḲlānı bi dē bi dē saydı. soñura bizim kö:lü bēgir saṭıcısı adama birē birē paraları vēmeye başladı. vēdiKce de sayyo:du.<br />
- “on, yirmi, oṭuz, ḳırḲ, elli, aṬmış, yeTmiş, sekizen. duṬ baḳan.” soñura gene bi sekizen dē sayıyo:. bizim kö:lünüñ elindeği paraları bāmağınna basdıra basdıra<br />
- sekizen…<br />
elinde duṬduğu soñuradan saydığı sekizen lireyi de veriyo:.<br />
- sekizen de bu, eTdi mi yüS sekizen. ṭamam mı?<br />
-“ḥağ ṭamam.”<br />
soñura iki on lįre dē veriyo:, bēgir alıcı:<br />
-“yirmi de bu, iki yüz. ṭamam mı?”<br />
bizim kö:lü gene:<br />
-“ḥağ ṭamam.” deyyo:.<br />
ṭamam deyo: emme, bizim kö:lü de parayı eline aldıḲdan soñura birē birē sayyo:.<br />
- “on, yirmi, oṭuz, ḳırḲ… yüz aṬmış, yüz yeTmiş, yüS sekizen. ēsik bu para…” deye adama geri veriyo.<br />
bēgir alıcı, gene parayı sekizen sekizen ayırıyo:, gene adama “sekizen sekizen yüS sekizen” deyyo: ve eñ soñura bi yirmi lįre dē veriyo:<br />
- iki yüz eTmez mi, deyip bēgiriñ çilbirine sunuyo:.<br />
bizim kö:lü çilbiri ġoyūmayo:, sıḳı sıḳı bacaḳlānıñ arasına ḳısdırıyo:, bēgir alıcınıñ vēdiği parayı birē birē sayıyo:, gene “ēsiK bu para” deye adama veriyo. bēgir alıcısı gene aynı şeyi ediyo:. “sekizen sekizen yüS sekizen” hesābı .ben de meKdaPda hesābı eyi ö:renmişin. onā onā saymaḲ ġolay. sekizeniñ üsdüne sekiz bāmağmı onā onā sayyon, yüS sekizen eTmeyo, yüz aṬmışda ġalıyo. adamıñ üŞ dörT dafā, ”sekizen sekizen yüS sekizen” deye hesaP yaPmasından şaşırmışın. ben de eñ az on dafā, sekizeniñ üsdüne sekiz bāmağmı onā onā saydım, heÇ yüS sekizen eTmeyo:. bēgir alıcı gene aynı şeyi sö:leyince oṭurdūğm söğüdüñ dibinden seslendim, sekizen sekizen yüS sekizen eTmez amca, yüz aṬmış edē, dememle barabā baña bi dēneK vursun bacağma, neye ūradīğmı bilemedim. ālamaya başladım, dērken sülēmen dayım gelividi, neye āladığmı sordu, bēgir alıcısınıñ dēneKle dövdǖğnü sö:ledim. dayım adamıñ yaḳasına yapışdı. öteden çandırmalā gö:müşle ġoşuP geldilē, dayıma sordulā, beni diñledilē, bēgir alıcısını ellēne kelePce daḳıP alıPgiTdilē.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/91/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/91/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/91/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=91&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/08/11/gar%c7%96k-bazarinda-begir-bazaligi/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İKİNCİ EL HAYAT YAŞAMAK</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/kinci-el-hayat-yasamak/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/kinci-el-hayat-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 09:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[ 
Yaşar  ÇAĞBAYIR
 
İlk görev yerimdeydi. Kasabanın ileri gelenlerinden ve yaşlı imam olan Ali Hoca ile beraberiz. Ali Hoca eskilerden, hani halkımızın çarıklı erkânıharp dediklerinden. Dinî bilgilerinin yanında dünyevî olanları da oldukça yoğun ve geniş. Bir güz mevsimi, bahçe aralarında geziniyoruz. Çeşitli konulardan, koyun kuzudan tutun da avcılığa kadar her konudan dem vuruyoruz. Kasabalılar, işleri güçleri ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Yaşar<span>  </span>ÇAĞBAYIR</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">İlk görev yerimdeydi. Kasabanın ileri gelenlerinden ve yaşlı imam olan Ali Hoca ile beraberiz. Ali Hoca eskilerden, hani halkımızın çarıklı erkânıharp dediklerinden. Dinî bilgilerinin yanında dünyevî olanları da oldukça yoğun ve geniş. Bir güz mevsimi, bahçe aralarında geziniyoruz. Çeşitli konulardan, koyun kuzudan tutun da avcılığa kadar her konudan dem vuruyoruz. Kasabalılar, işleri güçleri ile meşguller. Kasabanın bu mevsimdeki en yoğun işi elma toplamak, elma depolamak. Bu iş öyle sanıldığı kadar kolay değil. Elmalar dallarından zedelenmeden toplanacak, bir bebek titizliği ile sepetlere konulacak. Sepet dolunca da özenle hazırlanmış, dibine ve yanlarına, duruma göre, gazete kâğıdından özel ambalaj kâğıdına kadar çeşitli kâğıtlar döşenmiş kasalara boylarına, cinslerine ve renklerine göre dizilecek, yerleştirilecek. Hepsi dikkat ve titizlik isteyen işler. Kısacası elma toplamak öyle sıradan işçilik değil, kaba gündelikçilikten çok uzak bir çalışma gerektiriyor. Kasabalıların pek çoğu bu konuda uzmanlaşmış sayılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Ali Hoca ile birlikte, elma toplanan bahçelerden birine, bahçe sahibine selam verip giriyoruz. Saygı görüyoruz, ağırlanıyoruz; Ali Hoca kasabanın en büyük camisinin imamı, bense ortaokulun öğretmeni olarak&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Bahçe sahibi ile Ali Hocanın giriştiği derin sohbete arada kısa cümlelerle ben de katılıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım elmaların toplanışı, toplanışından ziyade bir insana gösterilmeyen özenin onlardan esirgenmeyişi üzerine. Bahçe sahibinin oğlu, öğrencim olur. Çocukcağız öğretmenine saygısından mıdır, bilmem çok uslu duruyor. Hani hep çocuklarımızı, eğittiğimizi sanıp sus-pus ettiğimiz anlayış var ya işte tam o şekilde&#8230; Babasının bir dediğini iki etmiyor. İş için oradan oraya koşturuyor. Bütün dikkati ile söylenenleri ve önceden söylenmiş, gösterilmiş ve öğretilmiş olanları yerine getiriyor. Çocukcağızın nasıl nefes aldığı bile belli değil, babasından bir eleştiri gelmesin diye elinden gelenin en iyisini yapıyor. Bir de benim yanımda, babasından söz işitmek istemiyor. Benim yanımda mahcup duruma düşmek istemiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Ben bu durumun farkına vardığım ve çocukcağızı daha ziyade sıkmamak için Ali Hocaya:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Hocam, izin istesek mi?” dedim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Ama Ali Hoca, görmüş geçirmiş, insan davranışları üzerine eğitim görmese de epey deneyim sahibi olmuşluğunu sergiliyor. Yani benim, öğrencimden daha ziyade tedirginlik içinde olduğumu görüyor ve lâfı gediğine koyuyor. Bir elma ağacını göstererek:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Hoca, bu ne ağacı?”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Gösterdiği ağaca baktım ve “Elma!” dedim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Ya bu?..”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Ceviz&#8230;”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Nerden anladın?”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Bilirim, tanırım; ben çiftçi çocuğuyum.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Hayır. Elma ağacını görmemiş, fakat elma yemiş birisi bu ağacı meyvelerinden tanır.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Elbette.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">-“Usta, yetiştirdiği çırağından, kalfalarından; hoca da yetiştirdiği öğrencilerinden tanınır. Neden bir büyük adamdan, bir âlimden söz edilirken “Falanın talebesiydi.” denir, hiç düşündün mü? “Filandan ders almıştır.” denir. İşte bu yüzden, öğretmeni öğrencisi ele verir. Suyun akış yönünün tersine gidersen kaynağa varırsın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">***</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Ne kadar ulu, ne kadar yüce bir kişiliğe sahip oldukları için örnekliğe lâyık olsalar bile başkalarını taklide kalkışmak karbon kâğıdı ile kopya çıkarmaya benzer. Kopya aslının aynısıdır ama aslı değildir; o bir kopyadır. Başka birisini taklit etmek, onun gibi olmak demek, kendi benliğini sergilememek kendi hayatını yaşamamak demektir. Tanrının bahşettiği bu hayatı birinci el değil de ikinci el bir hayatmış gibi değerlendirmek demektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:12pt;font-family:Arial;">Taklitçilik ikinci el bir yaşamdır. Binlerce yıl önceki Grek kültürünün kopyası ile yaşamak hoş bir şey değildir. Bugünün Türkiye’sindeki insanlar kendilerini yaşamalıdırlar, ikinci el hayatı değil&#8230; </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/90/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/90/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=90&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/kinci-el-hayat-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>DOKTORUNUZU DEĞİŞTİRİN</title>
		<link>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/doktorunuzu-degistirin/</link>
		<comments>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/doktorunuzu-degistirin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 09:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ycagbayir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Blogroll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ycagbayir.wordpress.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[
 
Yaşar ÇAĞBAYIR
 
Usta binici Tomy, genç binicilere, atları ile iyi anlaşmaları gerektiğini; bir arkadaş, hatta kardeşten de öte bir yakınlık kurmaları gerektiğinden dem vurarak başından geçen ilginç bir olayı naklediyordu. Kendi atının dünyadaki en iyi atlardan biri olduğunu ve çok iyi anlaştıklarını ifade ettikten sonra:
-“Uçsuz bucaksız, boş bir arazide onu rüzgâr gibi sürüyordum. Küçük bir dikkatsizliğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:small;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><strong><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;">Yaşar ÇAĞBAYIR</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Usta binici Tomy, genç binicilere, atları ile iyi anlaşmaları gerektiğini; bir arkadaş, hatta kardeşten de öte bir yakınlık kurmaları gerektiğinden dem vurarak başından geçen ilginç bir olayı naklediyordu. Kendi atının dünyadaki en iyi atlardan biri olduğunu ve çok iyi anlaştıklarını ifade ettikten sonra:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“Uçsuz bucaksız, boş bir arazide onu rüzgâr gibi sürüyordum. Küçük bir dikkatsizliğim sonucu üzerinden düştüm, ayağım kırıldı.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Gençlerden biri:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“Ayağını sarıp tedavi ettiğini söyleme sakın&#8230;”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“Hayır, ondan daha öte&#8230; Beni kemerimden yakalayıp evime kadar taşıdı.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“Çok güzel.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“O kadar da değil. Beni eve bıraktıktan sonra şehre inip doktor getirdi.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“Buna inanılmaz!..”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">-“İnanılmaz gibi geliyor ama inanın, bir doktorla çıkageldi. Ama bir hayvan doktoruydu, getirdiği&#8230;”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">****</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:27pt;margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Kültürler de bir binici ile atı gibidir. O, kendine sahip olana her türlü yardımı yapar. Düştüğünde kaldırır. Gideceği yere götürür. Hatta tedavisi için ne gerekirse yapar. Ama o kendi kültürü değilse Tomy’nin atı gibi yanlış doktora emanet eder. </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ycagbayir.wordpress.com/89/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ycagbayir.wordpress.com/89/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ycagbayir.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ycagbayir.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ycagbayir.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ycagbayir.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ycagbayir.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ycagbayir.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ycagbayir.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ycagbayir.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ycagbayir.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ycagbayir.wordpress.com/89/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ycagbayir.wordpress.com&blog=850772&post=89&subd=ycagbayir&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ycagbayir.wordpress.com/2008/06/17/doktorunuzu-degistirin/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/ycagbayir-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ycagbayir</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>