Yine ESKİ
Yaşar ÇAĞBAYIR
Günümüz basın ve yayın organlarında çokça yapılan bir yanlışlıktan söz etmek istiyorum. “Eski” sözcüğünün yeri. Üzülmemek elde değil, görüntülü yayında başlayan bir yanlışlık aldı başını gitti. Güzelim Türkçenin sıfatlı tamlamalarından biri hiçbir mantıksal açıklamaya dayandırılmadan bozuldu ve bütün uyarılara rağmen bozulmaya davam ediliyor.
Görevinden ayrılıp giden bir kamu görevlisini nitelemekte “önceki, daha önceki” anlamıyla kullanılan “eski” sıfatının yeri nerededir?
İsim tamlamasının başında mı yoksa ortasında mı?
Bir başka söyleyişle “eski maliye bakanı” mı yoksa “maliye eski bakanı” mı?
“Söke Lisesi eski müdürü” mü, yoksa “eski Söke Lisesi müdürü” mü?
Daha ilgi çekici olması için başka bir tamlama kullanalım.
“soğuk deniz suyu” mu, yoksa “deniz soğuk suyu” mu?
“patlak otomobil lâstiği” mi, yoksa “otomobil patlak lâstiği” mi?
“kırık kaldırım taşı” mı, yoksa “kaldırım kırık taşı” mı?
“kırmızı çocuk şapkası” mı, yoksa “çocuk kırmızı şapkası” mı?
Bu örnekler birer ad takımıdır. Bir isimle tamlanan başka bir isimden ibarettir. Bu tamlamayı meydana getiren isimlerden birincisi yalın hâlde iken ikincisi iyelik eki almıştır.
|
tamlayan |
tamlanan |
iyelik eki |
|
çocuk |
şapka |
-(s)ı |
|
kaldırım |
taş |
-ı |
|
hastane |
müdür |
-ü |
|
maliye |
bakan |
-ı |
belediye başkan-ı, ticaret müdür-ü, çam ağac-ı, gül fidan-ı, maliye bakan-ı, televizyon reklâm-ı, kapı kol-u …. gibi.
Şimdi bu belirtisiz isim takımlarından “maliye bakanı” terimini ele alalım; “maliye” ve “bakan” birer addır. Yalnız başlarına ele alındığında bağımsız birer kavram olan bu iki sözcükten tek bir kavram meydana getiren dilbilgisi ögesi “bakan” sözcüğünün sonundaki “‑ı” ekidir ve “iyelik eki” adını alır. Bu ek, “bakan” sözcüğünü “maliye” sözcüğüne bağlamıştır. Tıpkı bir cebirsel işlemdeki [...] (köşeli parantez) gibi.
[(maliye)(bakan)+(-ı)]
Belirtisiz isim tamlamasını oluşturan iki isim arasına başka kelime giremez. Tamlayan ile tamlanan arasına başka bir kelime girerse kavram bozulur; “maliye bakanı” bir kişidir. Yani “ülkedeki maliye işlerinin hükûmet düzeyinde sorumlusu ve yönetimde en üst makamda bulunan kimse”dir.
Şimdi gelelim bu kelimeye getirilecek olan sıfatın yerine.
“eski” kelimesi de hem “maliye”, hem de “bakan” kelimesini etkilemektedir. Daha doğrusu her ikisinin birlikteliği ile ortaya çıkan kavramı nitelemektedir. Bu kavram sözcük düzeyinde iki ayrı kavram gibi görünmekte ise de anlam düzeyinde tek bir kavramı dile getirmektedir; kimyadaki birleşikler gibi.
Bu konuda dilbilgisi kitaplarındaki şu bilgiler verilir:
“Eksiz (belirtisiz) tamlayan … belirsizdir, umumîdir, fakat gruba iştiraki, tamlanana bağlılığı daha kuvvetlidir. Tamlananın daimî destekleyicisi, ayrılmaz yardımcısı, adeta onun manasını tamamlayan sıfatı durumundadır. Sanki ikisi bir nesnenin adı olmak için birleşik isim meydana getirmişlerdir.” (Türk Dilbilgisi, M. Ergin, İ. Ü. Ed. Fak. Yay. 785’ten genişletilmiş 2. bs. İstanbul- 1962, s. 359.)
“Bir adı niteleyen sözcüklerin biri ad öteki sıfatsa, ögelerin sıralanışı sıfat + ad + ad biçiminde olur.” (Doç Dr. Ayhan Sezer, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, “Dilbilgisi Öğretimi” Türk Dili ve Edebiyatı- Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Anadolu Üni. Açık Öğretim Fakültesi Lisans Tamamlama Programı, Yay. nu:153 / 394, Eskişehir, 1991, s. 234)
“Belirtili isim takımlarında, belirtenle belirtilen arasına -gerektiği zaman- birtakım kelimeler girebilir; fakat belirtisiz isim takımlarının belirteniyle belirtileni arasına hiçbir kelime giremez. Çünkü, belirtisiz isim takımı bir tek kelime gibi düşünülür.” (Haydar Ediskun, Yeni Türk Dilbilgisi, Remzi Kitabevi, İstanbul-1963, s. 124)
Görüldüğü üzere bir takım televizyon habercilerinin sandığı gibi eski kelimesi sadece bakanla ilgili değildir. Hem maliye hem de bakanla ilgilidir.
“tuzlu deniz suyu”
Tuzlu olan elbet sudur. Ama bu “su denize ait”tir; Büyük Menderes’in ya da Madran kaynak suyunun değil.
Bunu yaygınlaştıracak olursak:
“Söke eski kaymakamı” söylemi yanlıştır. Doğrusu “eski Söke kaymakamı”dır.
“kapı kırık kolu” değil “kırık kapı kolu”dur. (Eğer kapının kırık olduğunu anlatmak istersek tamlamanın biçimini değiştirip belirtili isim tamlaması yapmamız gerekir. O zaman da şöyle olur: “kırık kapının kolu”)
“Söke eski belediye başkanı” ya da “Söke belediye eski başkanı” değil, “Eski Söke belediye başkanı”dır.
“Millî eğitim eski bakanı” değil “Eski millî eğitim bakanı”dır.
“Söke eski başsavcısı” değil, “Eski Söke başsavcısı”dır.
“Söke devlet hastanesi eski baştabibi” değil, “eski Söke devlet hastanesi baştabibi”dir.
Daha iyi anlaşılması için şu son ifadeyi deminki usulle parantezleyelim:

Türkçede, sıfatlar isimlerden önce gelir. İsimler tek kelimelik olduğu gibi, birden çok kelimeden ibaret de olabilir. Biçimce iki veya üç sözcük olmasına rağmen kavram olarak tektir; tek bir kavrama aittir; “defter kabı” görünüşte “defter” ve “kap” gibi iki sözcükten ibaret olmasına rağmen “bir tek varlığı” karşılayan kavramdır. “Otomobil lâstiği” de öyle, iki sözcük, tek bir kavramdır. Bunun için bir tek kavramı karşılayan iki veya daha fazla sözcükten oluşan bu tamlama tek sözcük niteliğindedir. Onun niteliğini belirten sözcük de bu kavramı karşılayan sözcüklerin en önüne gelir.
Yukarıdaki örneğimizi ele alacak olursak “Maliye Bakanı” tamlamasının içinde araya “eski” kelimesi giremez. Ancak en başa “Maliye”nin önüne getirilir. Bu “eski” niteliği “maliyenin”nin değil tamlamanın sonundaki “bakan”a aittir. “Onun için “Maliye Bakanı” bölünmez bir bütündür.
“patlak otomobil lâstiği” Elbette patlak olan nesne “lâstik”tir.
“Patlak olan” şey “lâstik”tir; onun için “patlak” sıfatı “lâstik” kelimesinin önüne gelmelidir, diye düşünülebilir. O zaman isim tamlamasının biçimi ve türü değişmelidir. Bence karıştırılan işte bu konudur; belirtisiz isim tamlaması ile belirtili isim tamlamasının özelliklerini bilmemek. Eğer bu son bahsettiğim şekilde düşünülüyorsa “otomobilin patlak lâstiği” şekline getirilmelidir. Burada söz konusu olan “otomobilin dört lâstiğinden” “patlak olanı”dır.
Unutulan en önemli konu ise bu kelime öbeğinin vurgusudur. Öbeğin vurgusu sıfat üzerindedir. İkinci derecede vurgulu olan sözcük ise birinci isimdir.
Sık sık karşılaştığımız yanlışların doğrularını şöyle verelim:
| YANLIŞ KULLANIM | DOĞRU BİÇİMİ |
| Maliye eski Bakanı | eski Maliye Bakanı |
| Aydın eski Valisi | eski Aydın Valisi |
| Aydın eski Milletvekili | eski Aydın Milletvekili |
| Kuşadası eski Kaymakamı | eski Kuşadası Kaymakamı |
| Millî Eğitim eski Bakanı | eski Millî Eğitim Bakanı |
| Söke Devlet Hastanesi eski Baştabibi | eski Söke Devlet Hastanesi Baştabibi |
| Söke Ticaret Odası eski Başkanı | eski Söke Ticaret Odası Başkanı |
| Aydın CHP eski milletvekili Mustafa Kemal Yılmaz | eski Aydın CHP milletvekili Mustafa Kemal Yılmaz |